- Katılım
- 17 Nis 2006
- Mesajlar
- 1,348
- Konu Yazar
- #1
YALNIZLIĞIMIN MARTI KANADI..
“KIZKULESİ”
Galata kulesinin üzerinden batan güneş meğer Üsküdar’ı yangın yeri gibi gösterirmiş. Evlerin camlarından yansıyan akşam güneşinin renkleriyle…
Şimdi Üsküdar yangın yeri, ben de tam o yangının içinde… Ve esas yangın yüreğimde..
Aşk.. İhanetlerin, terk edilmişliklerin, nefretin ilişemediği o yüce duygu. Belki bir deniz kıyısında kulağına fısıldadığımız, belki bir gün hiç umulmadık bir anda ve yerde KARŞILAŞTIĞIMIZ….
Belki bir ürkek dudağın yaktığı yanaklarımız; yada kırılan, yok olup incinen arzularımız. Şuramıza tam şuramıza düğümleniveren hıçkırıklarımız…
Evet AŞK bu… Ruhumuzu tatlı bir meltem gibi ısıtan, belki birgün geldiği derinlere ansızın yitiveren….. Bir Deniz köpüğü gibi üflesen yok olacak, koskoca bir yalan olan AŞK
ale:
Ve tüm bunların şahidi Kızkulesi….. Ardında da İhtişamlı İstanbul süliyeti..
Sonsuz bir karanlık içinde yine yapayalnızım
Boşlukla seni arıyor gözlerim
Yoksun!
O tatlı gülüşün, güzel sesin, teninin kokusu yok!
Daha az önce yanımdaydın
Ellerimde ellerin, gözlerimde gözlerin
Birden asfaltın üstünde kayıp gittin
Bakakaldım ardından...
Öylece kalakaldım sonra,
Denizde kaybolmuş bir damla gibi…
İsterim ki ılık meltemler alıp getirsinler seni bana
Kuşların cıvıltısında olsa tatlı sesin
Çığlık çığlık bir martı kanadı olup gelsem yanına..
Gelsem, konsam pencerene
Seyretsem, seyretsem seni sabaha kadar
Açıp kanatlarımı sonra, buz gibi geceye
Seni korusam
Sabah olsa, güneş olup dalsam odana
Isıtsam her zerreni
İçtiğin çay olsam yudum yudum…..
Ama nafile, hepsi bir düş bunların
Tatlı bir düş…
Hiç uyanmak istemediğim
Ellerini tutupta da bir türlü öpemediğim
Evet evet bir düş bu emimin şimdi
Sensizliğin sızısı daha çok taze çünkü
Ben hala sonsuz karanlığın içinde yine yapayalnızım
Maviliklerin ortasında sessiz KIZKULESİ gibi….
04.08.2008

dün akşam bu manzarada birde ayın hilal şekli vardı ki.. görülmeye değerdi... sanırım bu akşamda oluşur.. güneş batarken yolu düşenler görmeden geçmesin derim...
“KIZKULESİ”
Galata kulesinin üzerinden batan güneş meğer Üsküdar’ı yangın yeri gibi gösterirmiş. Evlerin camlarından yansıyan akşam güneşinin renkleriyle…
Şimdi Üsküdar yangın yeri, ben de tam o yangının içinde… Ve esas yangın yüreğimde..
Aşk.. İhanetlerin, terk edilmişliklerin, nefretin ilişemediği o yüce duygu. Belki bir deniz kıyısında kulağına fısıldadığımız, belki bir gün hiç umulmadık bir anda ve yerde KARŞILAŞTIĞIMIZ….
Belki bir ürkek dudağın yaktığı yanaklarımız; yada kırılan, yok olup incinen arzularımız. Şuramıza tam şuramıza düğümleniveren hıçkırıklarımız…
Evet AŞK bu… Ruhumuzu tatlı bir meltem gibi ısıtan, belki birgün geldiği derinlere ansızın yitiveren….. Bir Deniz köpüğü gibi üflesen yok olacak, koskoca bir yalan olan AŞK
Ve tüm bunların şahidi Kızkulesi….. Ardında da İhtişamlı İstanbul süliyeti..
Sonsuz bir karanlık içinde yine yapayalnızım
Boşlukla seni arıyor gözlerim
Yoksun!
O tatlı gülüşün, güzel sesin, teninin kokusu yok!
Daha az önce yanımdaydın
Ellerimde ellerin, gözlerimde gözlerin
Birden asfaltın üstünde kayıp gittin
Bakakaldım ardından...
Öylece kalakaldım sonra,
Denizde kaybolmuş bir damla gibi…
İsterim ki ılık meltemler alıp getirsinler seni bana
Kuşların cıvıltısında olsa tatlı sesin
Çığlık çığlık bir martı kanadı olup gelsem yanına..
Gelsem, konsam pencerene
Seyretsem, seyretsem seni sabaha kadar
Açıp kanatlarımı sonra, buz gibi geceye
Seni korusam
Sabah olsa, güneş olup dalsam odana
Isıtsam her zerreni
İçtiğin çay olsam yudum yudum…..
Ama nafile, hepsi bir düş bunların
Tatlı bir düş…
Hiç uyanmak istemediğim
Ellerini tutupta da bir türlü öpemediğim
Evet evet bir düş bu emimin şimdi
Sensizliğin sızısı daha çok taze çünkü
Ben hala sonsuz karanlığın içinde yine yapayalnızım
Maviliklerin ortasında sessiz KIZKULESİ gibi….
04.08.2008

dün akşam bu manzarada birde ayın hilal şekli vardı ki.. görülmeye değerdi... sanırım bu akşamda oluşur.. güneş batarken yolu düşenler görmeden geçmesin derim...
Son düzenleme: