- Konu Yazar
- #1
Selamlar arkadaşlar
1 yıldır kullanıyorum motoru. 8 kere yatırdım garibimi. Aslında yazıp yazmamak konusunda epeyce düşündüm. Sonra belki paylaşımım benim ya da birilerinin işine yarar dedim. Sonuçta paylaşım için buradayız. Burada anlatacaklarım kendimce önemli bulduğum devrilmeler ve ucundan döndüğüm kazalar.
İlk kazam park halinde bir taksiye çarpmak şeklindeydi.
Şöyle ki: Arkadaşlarım ilk kez evime geleceklerdi. Bana gelirken de yine benim tarif ettiğim bir yere bi iki eşya bırakacaklardı. Ben de onları orada karşılayıp motorla öncülük ederek eve getirecektim. Sabah biraz geç kaldım ve arkadaşlara yetişemeyeceğim telaşıyla motora atladım. Önüme her zaman park eden üst komşu kaldırımı ortalamış ve bana kaldırımın yüksek yerinden iniş için yer bırakmış. Acemilikten motorun oradan inemeyeceğini düşündüm ve motoru geri geri alıp bi iki hamleyle arabanın önünden çıkmaya karar verdim. Motoru geri aldım fakat hafif bir meyilden dolayı geri kaymaya başladı. Frene bastım ve sonra hafif gazladım. Elim frende olduğu için motor gitmedi. Ben aceleden frenlediğimi falan unutmuşum motor niye gitmiyor diye düşünüp biraz daha gaz verdim. Ve freni sıktığımı fark edip bırakınca olan oldu. Fırlayan motorumla taksiye ön taraftan girdik. Arabanın ön tampon çatlak sağ sinyal kırık. Benim ön çamurluk çatlamış haldeyken ben yine yetişmem gerekiyor diyerek motoru kaldırıp gittim. Akşam taksici komşuyu yolda durmuş görüp arkasına park ettim ve özür dileyerek tüm masrafları karşılayacağımı açıkladım. Sabah da yeğenine söylemiştim aynısını. Arkamı dönmemle taksicinin geri geri benim motora bindirmesi bir oldu. Çatlayan çamurluğum komple gitti. Görmediğini söyledi adam ve ben de senin çamurluğu karşılarım artık dedi. Benim çamurluk 100 tl fazla tuttu ama ben talep etmedim. Çıkarımlarım:
1- Hiçbir aciliyet benden daha önemli değil
2- Her durumda aklın o anda yaptığın işte olmalı
3- Çarptığın arabanın yakınına park etme
Ikinci olayım İstanbul'un dik yokuşlarından birinde oldu. Gültepe'de çok dik bir yokuştan inmem gerekiyordu. Yokuşa bağlanan yoldan tam yokuş aşağı dönerken aşağıdan bir aracın kaptırmış yukarı gelmekte olduğunu fark ettim ve gidon yokuş aşağı dönükken frene bastım. Tabii o kadar dik bir eğimde motor ağırlığını gidonun dönük olduğu yere verince ben tutamadım ve olduğumuz yere yatıverdik. Yine bir takım çiziklerle kurtardık. Sonuç:
1- Yokuşa girmeden yol kontrolü yapmalı
2- Panik yapmadan gidonu yokuş yukarı kırmayı refleks haline getirmeli (eğitimini de almıştım halbuki)
Üçüncü olay Samsun'da bir bağlantı yola girerken oldu. Bağlantı dik bir rampa ve keskin bir virajla verilmiş. Yol da kaymak gibi pırıl pırıl. Atakent eğitime giderken Baruthane bağlantısından bahsediyorum. Velhasıl yola girdim. Hızım 20-30 falandı. İlk defa girdiğim için virajın keskinliğini falan bilmiyorum. Motoru yatırdım ve virajı içten alıyordum fakat ilerledikçe dönüş daha da keskinleşti. Dönüş keskinleşikçe ben motoru daha da yatırdım. Ve sanırım hız kestim. Tabii olarak motor "ben burada biraz yatayım madem" dedi. Kendimi ve motoru yerde sürüklenirken buldum. Neyse ki karşıdan ya da arkadan araç gelmiyordu. Yine bir iki ufak çizikle atlattık. O gün aynı yerde bir otomabili bariyerlere girmiş gördüm. Aynı yerden bir iki saat sonra tekrar çıkmam gerekti. Ve rahatlikla çıkabildim. Çünkü bence;
1- Virajı daha açıktan aldım motoru o kadar yatırmam gerekmedi
2- Hız kesmemeye özellikle dikkat ettim.
Son iki vukuat Balıkesir Bandırma taraflarında oldu. Birinde tam viraja girmişken sol şeritten gelen bi amca benim üstüme çıkarak arkasındakine yol vermeye karar verdi. Motor yatmış frene bassam kayacağım. Düzeltsem adam üstüme geliyor zaten kaçamayacağım diye düşünerek kornaya abanmaktan başka bir şey yapamadım. Aramızda bir karış kalmamıştı. Oradaki en büyük hatam "çarpıyo muyum, çarptım mı , hala geliyor bu gerzek" falan diye düşünürken gözümün araca kilitlenmiş olmasıydı. Yani;
Gitmem gereken yola değil araca bakarak kendimi iyice tehlikeye atmış oldum. Çünkü baktığın yere gidiyorsun, gitmesen bile yeterince uzaklaşamıyorsun.
Son olarak aynı yol üstünde bir tır sıkıştırdı. Sağ şeritte tırın arkasında giderken ileride başka bir tırın arkasınin bir kısmının sağ şeride taştığını gördüm. Önümdeki frenler diye düşünüp adamı sollamaya karar verdim. Aslinda bir taraftan önümdekinin de sol şeride geçebileceğini düşünüyordum ama aptallığım baskın çıktı ve soldan devam ettim. Tır sola doğru üstüme gelmeye başladı ve iyice sıkıştırdı. Ben bir taraftan fren yapıp bir taraftan sola kaçmaya başladım. Fakat araç oldukça uzun olduğu için arkasında kalmayı başaramadım ve bölünmüş yol ortasındaki çıkıntı ile tır arasında kaldım. Çıkıntıya sürttüm. Motor yalpalamaya başladı. Düşsem tırın arka tekeri üstümden geçecek. Neyse ki ufak bir sürtme ile kurtardım. Sanırım hep ileriye bakmamın dengeyi korumamda etkisi oldu. Tır şoförünün üstüme o kadar gelmesinin keyfi olduğunu düşünüyorum çünkü sağ şeridin yarısından fazlası açıktı. Sonuç:
1- Asla 'belki' ve 'acaba' ile iş yapma. Her zaman kendini garantiye al
2- Bazı tır şoförleri psikopat olabilir.
Çıkarımlarımda hatalar ya da eksikler olabilir. Varsa sizin eklemek ya da düzeltmek istediğiniz memnuniyetle okuyacağım.
Not:Bu olayların hiçbirinde ben yara almadım. Ve anladım ki Yamaha gerçekten sağlam motor yapmış. :cat:
1 yıldır kullanıyorum motoru. 8 kere yatırdım garibimi. Aslında yazıp yazmamak konusunda epeyce düşündüm. Sonra belki paylaşımım benim ya da birilerinin işine yarar dedim. Sonuçta paylaşım için buradayız. Burada anlatacaklarım kendimce önemli bulduğum devrilmeler ve ucundan döndüğüm kazalar.
İlk kazam park halinde bir taksiye çarpmak şeklindeydi.
1- Hiçbir aciliyet benden daha önemli değil
2- Her durumda aklın o anda yaptığın işte olmalı
3- Çarptığın arabanın yakınına park etme
Ikinci olayım İstanbul'un dik yokuşlarından birinde oldu. Gültepe'de çok dik bir yokuştan inmem gerekiyordu. Yokuşa bağlanan yoldan tam yokuş aşağı dönerken aşağıdan bir aracın kaptırmış yukarı gelmekte olduğunu fark ettim ve gidon yokuş aşağı dönükken frene bastım. Tabii o kadar dik bir eğimde motor ağırlığını gidonun dönük olduğu yere verince ben tutamadım ve olduğumuz yere yatıverdik. Yine bir takım çiziklerle kurtardık. Sonuç:
1- Yokuşa girmeden yol kontrolü yapmalı
2- Panik yapmadan gidonu yokuş yukarı kırmayı refleks haline getirmeli (eğitimini de almıştım halbuki)
Üçüncü olay Samsun'da bir bağlantı yola girerken oldu. Bağlantı dik bir rampa ve keskin bir virajla verilmiş. Yol da kaymak gibi pırıl pırıl. Atakent eğitime giderken Baruthane bağlantısından bahsediyorum. Velhasıl yola girdim. Hızım 20-30 falandı. İlk defa girdiğim için virajın keskinliğini falan bilmiyorum. Motoru yatırdım ve virajı içten alıyordum fakat ilerledikçe dönüş daha da keskinleşti. Dönüş keskinleşikçe ben motoru daha da yatırdım. Ve sanırım hız kestim. Tabii olarak motor "ben burada biraz yatayım madem" dedi. Kendimi ve motoru yerde sürüklenirken buldum. Neyse ki karşıdan ya da arkadan araç gelmiyordu. Yine bir iki ufak çizikle atlattık. O gün aynı yerde bir otomabili bariyerlere girmiş gördüm. Aynı yerden bir iki saat sonra tekrar çıkmam gerekti. Ve rahatlikla çıkabildim. Çünkü bence;
1- Virajı daha açıktan aldım motoru o kadar yatırmam gerekmedi
2- Hız kesmemeye özellikle dikkat ettim.
Son iki vukuat Balıkesir Bandırma taraflarında oldu. Birinde tam viraja girmişken sol şeritten gelen bi amca benim üstüme çıkarak arkasındakine yol vermeye karar verdi. Motor yatmış frene bassam kayacağım. Düzeltsem adam üstüme geliyor zaten kaçamayacağım diye düşünerek kornaya abanmaktan başka bir şey yapamadım. Aramızda bir karış kalmamıştı. Oradaki en büyük hatam "çarpıyo muyum, çarptım mı , hala geliyor bu gerzek" falan diye düşünürken gözümün araca kilitlenmiş olmasıydı. Yani;
Gitmem gereken yola değil araca bakarak kendimi iyice tehlikeye atmış oldum. Çünkü baktığın yere gidiyorsun, gitmesen bile yeterince uzaklaşamıyorsun.
Son olarak aynı yol üstünde bir tır sıkıştırdı. Sağ şeritte tırın arkasında giderken ileride başka bir tırın arkasınin bir kısmının sağ şeride taştığını gördüm. Önümdeki frenler diye düşünüp adamı sollamaya karar verdim. Aslinda bir taraftan önümdekinin de sol şeride geçebileceğini düşünüyordum ama aptallığım baskın çıktı ve soldan devam ettim. Tır sola doğru üstüme gelmeye başladı ve iyice sıkıştırdı. Ben bir taraftan fren yapıp bir taraftan sola kaçmaya başladım. Fakat araç oldukça uzun olduğu için arkasında kalmayı başaramadım ve bölünmüş yol ortasındaki çıkıntı ile tır arasında kaldım. Çıkıntıya sürttüm. Motor yalpalamaya başladı. Düşsem tırın arka tekeri üstümden geçecek. Neyse ki ufak bir sürtme ile kurtardım. Sanırım hep ileriye bakmamın dengeyi korumamda etkisi oldu. Tır şoförünün üstüme o kadar gelmesinin keyfi olduğunu düşünüyorum çünkü sağ şeridin yarısından fazlası açıktı. Sonuç:
1- Asla 'belki' ve 'acaba' ile iş yapma. Her zaman kendini garantiye al
2- Bazı tır şoförleri psikopat olabilir.
Çıkarımlarımda hatalar ya da eksikler olabilir. Varsa sizin eklemek ya da düzeltmek istediğiniz memnuniyetle okuyacağım.
Not:Bu olayların hiçbirinde ben yara almadım. Ve anladım ki Yamaha gerçekten sağlam motor yapmış. :cat: