- Katılım
- 18 Eyl 2005
- Mesajlar
- 267
- Konu Yazar
- #1
Uzun bir yol hikayesi; Denizli: EPiSODE-4

Bodrum’un tadına doyamadan yollara vurup, Muğla, Kale ve Tavas güzergâhını kullanarak Denizli’ye vardım. Denizli girişinde Marmok’ta yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyem motorcu arkadaşlar beni anayolda karşıladılar. Hep beraber Kabasakal nickli Barış kardeşimin dükkanının önüne gittik.


Denizli; ilk defa 30 sene önce gelip gördüğüm ve çok beğendiğim bir yerdi, burası da gelişmişliğin çizgisinde gayet güzel bir kent olmuş. Parkları, yolları ve turizme yaptıkları yatırımlarla derli toplu bir şehir…

Süleyman kardeşimin eşliğinde belli başlı yerleri motorla dolaştık. Recep Yazıcıoğlu parkında 16 Türk Devletinin kurucularının büstleri önünde poz verdik.

Fıskiyeli havuzun, o sıcakta nasıl güzel renk ahenkleri oluşturduğuna şahit olduk. Kısaca Denizli’ye bayıldım. Sık ziyaret ettiğim bir yer olmasına rağmen, motosikletle geldiğim için belki de bu son gelişim en keyifli ziyaretim oldu.

Kanuni ana bayii ve servisi Nur Motorda bakım yaptırıp, yıpranmış ön koruma demirlerimi yeniledim. Ne de olsa yol arkadaşım, kader arkadaşım motorum sayesinde bu kadar keyifli bir yolculuk yapıyordum.



Bir başka gece de Çamlık parkında sevgili Barış kardeşim için düzenlene yaş günü partisine katıldım. Daha nice senelere hep beraber bu güzellikte, sevdiklerinizle kavuşmak ve mutlu yaşamak dileklerimle…


Pamukkale ve Karahayıt gibi turistik yerleri teker teker iki teker gezdik. Daha derli toplu ve düzenli bir ziyaret planlaması yapılmış, traventerlerin muhteşem güzelliği göz dolduruyordu.

Bir başka gün ise Denizli-Aydın arasında Karacasu’da bulunan Kemer barajı civarında kovanlardan bal süzmeye gittik. Yol güzel, hava güzel, yol arkadaşın güzel olunca baldan tatlı bir macera oldu…


Köy kahvelerinde durup çay ve simit molaları verdik. Testi imalatı yapan yerlerden geçtik, resimlemeyi ihmal etmedik…



Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, yola doyamadık ama yol bitti, kovanların yanına geldik.

Kovanlardan bal süzme olayını da başka bir başlık altında sevgili motosikletçi kardeşlerimle paylaşacağım, “bal tutan parmak yalar” diye boşuna dememişler. Bir elim merdane çevirirken, diğeri de parmak parmak bal götürüyordu yani…
-DEVAM EDECEK-

Bodrum’un tadına doyamadan yollara vurup, Muğla, Kale ve Tavas güzergâhını kullanarak Denizli’ye vardım. Denizli girişinde Marmok’ta yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyem motorcu arkadaşlar beni anayolda karşıladılar. Hep beraber Kabasakal nickli Barış kardeşimin dükkanının önüne gittik.


Denizli; ilk defa 30 sene önce gelip gördüğüm ve çok beğendiğim bir yerdi, burası da gelişmişliğin çizgisinde gayet güzel bir kent olmuş. Parkları, yolları ve turizme yaptıkları yatırımlarla derli toplu bir şehir…

Süleyman kardeşimin eşliğinde belli başlı yerleri motorla dolaştık. Recep Yazıcıoğlu parkında 16 Türk Devletinin kurucularının büstleri önünde poz verdik.

Fıskiyeli havuzun, o sıcakta nasıl güzel renk ahenkleri oluşturduğuna şahit olduk. Kısaca Denizli’ye bayıldım. Sık ziyaret ettiğim bir yer olmasına rağmen, motosikletle geldiğim için belki de bu son gelişim en keyifli ziyaretim oldu.

Kanuni ana bayii ve servisi Nur Motorda bakım yaptırıp, yıpranmış ön koruma demirlerimi yeniledim. Ne de olsa yol arkadaşım, kader arkadaşım motorum sayesinde bu kadar keyifli bir yolculuk yapıyordum.



Bir başka gece de Çamlık parkında sevgili Barış kardeşim için düzenlene yaş günü partisine katıldım. Daha nice senelere hep beraber bu güzellikte, sevdiklerinizle kavuşmak ve mutlu yaşamak dileklerimle…


Pamukkale ve Karahayıt gibi turistik yerleri teker teker iki teker gezdik. Daha derli toplu ve düzenli bir ziyaret planlaması yapılmış, traventerlerin muhteşem güzelliği göz dolduruyordu.

Bir başka gün ise Denizli-Aydın arasında Karacasu’da bulunan Kemer barajı civarında kovanlardan bal süzmeye gittik. Yol güzel, hava güzel, yol arkadaşın güzel olunca baldan tatlı bir macera oldu…


Köy kahvelerinde durup çay ve simit molaları verdik. Testi imalatı yapan yerlerden geçtik, resimlemeyi ihmal etmedik…



Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, yola doyamadık ama yol bitti, kovanların yanına geldik.

Kovanlardan bal süzme olayını da başka bir başlık altında sevgili motosikletçi kardeşlerimle paylaşacağım, “bal tutan parmak yalar” diye boşuna dememişler. Bir elim merdane çevirirken, diğeri de parmak parmak bal götürüyordu yani…
-DEVAM EDECEK-