Benim başımdan geçmedi, başka bir forumda bir ağabeyimiz anlattı. Cidden çok ilginç olmuş. Eşiyle birlikte yunanistan gezileri sırasında yaşanmış bir olay. Size aynen aktarıyorum.
"Burada çok ilginç bir olay yaşadım. Hayatım boyunca unutamayacağım bir macera olarak kalacak anılarımda.
Burası Larisa. Küçük bir şehir. Olympos dağının içinden geçen çok keyifli bir dağ yolundan ulaşıyorsunuz.
Her şey o kadar güzel gidiyordu ki. Ama Funda nın resim çekmek isterken eldiveninin birini düşürmüş
olduğunu söylemesi, her şeyin birden bire farklı bir seyir kazanmasına sebep oldu.
Yolculuğun bu aşamasında, bundan sonra kalan bölümünü eldivensiz geçirmesini istemediğim için,
düştüğünü farkettiğimiz yerden geri döndüm. Yaklaşık 2 km gerideki bir kavşakta yolun karşı istakametinde eldiveni yolda gördüm.
Kavşaktan dönüp hemen sağa yanaştım ve Karım inip eldivenini almak için trafiğin uygun bir anını beklemeye
başladı,eldiveni aldı ve geldi. Arka peg in üzerine basıp oturmak için omuzumu tutup yükseldi, Yerini aldı. Bende hemen yürüdüm. yaklaşık 10 km gittikten sonra İntercom kablosunun sarktığını farkedip toplamasını söyledim.
-cevap yok.
bir daha tekrarladım!!!
-cevap yok.
duymadığını düşündüm ve kabloyu kendim sol elimle toplamaya başladım.
Bir anda kablonun boş ucu elime gelince her yerimden ateş çıktı.
Arkama baktım, Allahım olamaz... Funda arkamda yok.
Karımın olması gereken yerde sadece içinde eldivenler ve bir küçük şişe su olan, ağzı düğümlenmiş,
Fundayı en son gördüğümde elinde olduğunu bildiğim poşet duruyor.
Bu anı ve neler hissettiğimi anlatmam mümkün değil. Bir anda aklımdan 10 larca korkunç seneryo geçti.
Düşmüş olsa nasıl farketmezdim? mutlaka farkedeceğimi düşündüm,iyi ama bindiğinden de o kadar eminim ki.
Yolun karşı şeridine geçerek geri dönmem gereken dönüşe kadar beklemeden, aynı yolda ters döndüm ve deli gibi ters istikamette geriye doğru gazladım. 5 km kimse yok,7 km kimse yok,sonra yolun kenarında kalabalık bir gurup insan görünce
neredeyse delirecektim.Yanlarına tam gaz girince insanlarda ürktü.Meğer arabanın altına girmiş bir kedi yada
köpek her ne ise onu çıkarmaya çalışıyorlarmış. Bu bile biraz rahat nefes almama yetti. Ama sonradan o şekilde insanların aralarına motorla tam gaz girmem ve bana şaşkın ve biraz korkuyla baktıkları gözümün önüne gelince çok güldüm.
Biraz daha geri gittim ve Allahım çok şükür, uzaktan karımı gördüm. Yolun kenarında, bir bahçe
duvarına oturmuş sigara içiyordu. Beni görünce yanıma geldi hemen, hem mutluluk, hem öfke ikiside vardı yüzünde
-Ne oldu dedim.
-Benimle hiç konuşma dedi gözleri dolu, dolu ve bindi arkama,
Tekrar sordum,
cevap tek kelime;
-yürü
Boşver dedim, ne olursa olsun acayip rahatlamıştım.Ama elim ayağım çok uzun zamandır böyle titrememişti. (şimdi gülüyorum):ROFL:
Trikala kasabasına kadar gidip orada artık bu stresi üzerimden atmak için bir yerlerde mola vermek,bişeyler içmek ve oturmak istedim ve çok güzel bir Cafe nin bahçesinde oturup, peş peşe 3 Türk (Greek) kahvesi içtim.
Funda benimle hala konuşmuyordu,gitti biraz dolaştı, alışveriş yaptı döndü ve biraz rahatladı tabii, sonra anlattı:
Meğer, arka peg e basıp oturmak için ayağını kaldırdığında arka seleye koyduğumuz, üzerine oturduğu yastığa çarpmış ayağı ve yastık yere düşmüş. Yerine oturmadan tekrar inmiş ve bir adım ayrılmış, ben o ara, arkama oturduğunu düşünüp yürümüşüm. Arkamdan bağırmış ama hiç duymamışım ve onu orada bıraktığımı, gittiğimi düşünmüş.
Bu ilginç tecrübeden sonra yolda sürekli arkamda mı diye kontrol ettim durdum.
Allah kimseye yaşatmasın..."