O gün çalıştığım fabrikada 24.00-08.00 vardiyasındaydım.
Saat 03.00 e doğru yemek zamanı geldiğinde yemekhaneye gittim bir arkadaşla beraber çorbamızı alıp oturduk.
Ve sallanmaya başladığımızda önce elektrikler kesildi tabaklar yerlere düştü kendimizi dışarıya zor attık açık alana doğru gittik sürekli sallanıyorduk.
Artçıların ardı arkası kesilmiyordu sonra herkesin eve dönmesine karar verildi ben mopedimle işe gelmiştim onunla eve döndüm bir çok yer yıkılmış binalar molozlar göz gözü görmüyordu o zaman eşim İstanbul Kemerburgaz'daydı depremi benim kadar yaşamadı.
İki katlı evimizde hasar yok gibiydi sadece kiremitlerde tek tük eksilmeler vardı daha sonra açıklık alana çadır kurup öyle toplandık.
Bir kaç gün öyle oturduktan sonra tahta, strofor ve diğer malzemelerle baraka inşa edip kış boyunca bu şekilde ikamet ettik.
Bu arada ağabeyimin bir arkadaşı için Gölcük taraflarına gitmiştik ki o manzarayı ömrüm boyunca unutamam. Yıkılmış evler kimi yana yatmış kimi olduğu gibi toprağa gömülmüş vaziyetteydi. Kurtarma ekipleri sürekli işbaşındaydı.
Yapılan yardımlara ihtiyacı olmayanların bile saldırması çok kötüydü açgözlülüktü. Bırak ihtiyacı olanlar yararlansın.
Depremde hiç bir arkadaşımı yada akrabamı kaybetmedim ama bana göre açıklanandan çok daha fazla sayıda ölüm oldu. Onlara Allah'tan rahmet diliyorum.
Kısacası 17 Ağustos 1999 u unutmam mümkün değil...