Forumdan Uzaklaştırıldı
- Katılım
- 23 Tem 2011
- Mesajlar
- 304
- Konu Yazar
- #1
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Bazı bölümlerinde kopukluk olmasına rağmen güzel bir yazı olduğunu düşünüyorum.İyi okumalar.
Sabiha DOĞAN
[email protected]
Evet, bu düşüncedeyim. Üniversite kazanan kişilere ilk iş olarak zekâ testi yapılmalı. Kazanamayanların ya da bu yönde çabası olmayanların bu sisteme dâhil edilmesine gerek yok. Sadece üniversite okumaya hak kazananlara bu testi yapmak yeterli olacaktır. Bölümü, üniversitesi, alanı, süresi, şehri ne olursa olsun önemli değil. Sonuçlar açıklanıp da yüksek tahsil yapacağı kesinleşenler zekâlarını ölçecek envai çeşit testlerle karşılaşmalı. Bunu da öyle küçümseyip piyasada dolaşan bildik, bedavacı, internet testlerine benzer materyallerle değil, yeni tekniklerle hazırlanmış bilimsel testlerle yapmalı. Ayrıca bunlar bizim milli zaaf ve açıklarımızı bilen, alanında uzman kişilerin hazırlayacakları bir içeriğe de sahip olmalı. Bu ölçümlerde; uyanıklık, hazırcevaplık, durumu idare etme, zor hallerde işin üstesinden gelme becerilerinin değerlendirildiği alt başlıklar da bulunmalı. Belki öğrencinin sınavdaki başarısına, kazandığı yere göre ayrı olarak bölümlenebilecek bu sınav, mümkün olabilecek kadar çok sayıda kişi tarafından analiz edilmelidir.
Üniversiteyi bitirip de devlet kademelerinde, özel sektörde bir işe girecek bu çocuklara yapılacak zekâ testleri, geleceğimiz üzerinde etkili olacağından ciddiye alınmalı. Geleceğin başbakanları, vekilleri, müdürleri, öğretmenleri, tapu memurları olacak öğrencilerin zekâları hepimizi ilgilendirmekte. Bırakınız devleti yöneten insanları, en basit bir iş takibinde bile memurların zekâ ve becerilerinin olayın seyrini nasıl etkilediğini hepimiz biliyoruz. Herhangi bir alandaki çalışanın, diğer insanlar üzerindeki etkileri ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sonuçları düşündüğümüzde teklifimizin ne kadar anlamlı olduğuna kanaat getireceksiniz. Örneğin bir öğretmen, iş hayatı boyunca binlerce çocuğun fikri ve ruh dünyasını şekillendiriyor. Belediyedeki bir müdür, binlerce insan adına karar veriyor; sendika başkanı biri, yüz binlerce insan adına hareket ediyor
Üniversite kazanan gençlerin sadece zekâlarının tescillenmesi, durumu kontrol altına yetmeyeceğinden başka açılardan da ölçümler yapılması gerekmektedir. Özellikle sosyal zekâlarına, empati kurma becerilerine, psikolojik durumlarına, sosyal yeterliliklerine bakılmalıdır. Hatta sadece üniversiteye girişlerde yapılan bu ölçüm ve analizlerin yeterli olmayacağını, aynı işlemlerin bir de okuldan mezun olma aşamasında yapılması gerektiğini de belirtelim. Atamalarda, kadroya tayinlerde, hatta siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının yönetim kadrolarına talip olunduğunda, yerel ve genel idari mekanizmalarda aday gösterildiğinde de bu yeterlilik belgeleri istenmelidir. Belki kimilerine abartılı gelebilir, ama evlilik öncesi böyle bir vesikanın zorunlu olması da aile, dolayısıyla toplum sağlığı açısından faydalı olacaktır. Ayrıca bu sadece bir kez yapılmamalı, sonraki süreç içerisinde de belli periyotlarla kişilere sosyal uyum ve psikolojik uygunluk ölçümleri yapılmalıdır. Mesela her on yılda bir psikolojik, beş yılda bir de sosyal uygunluk durumlarına bakılmalıdır. İnsanların zaman içerisinde sosyal ve psikolojik durumunda kayda değer değişiklikler gösterebileceğinden hareketle, bu ölçümler hiçbir zaman sekteye uğratılmamalıdır. Bunları yapacak uzmanların işe uygunluk ve yeterliliklerinin kontrolleri ise daha ehemmiyet arz etmektedir. Esasında tüm psikiyatr ve psikologların insanın duygu dünyasına yönelik faaliyet gösteren herkesin- diğer meslek gruplarındakilerden daha sıkça bu yönde kontrol edilmeleri gerekmektedir. Mevzu bahis edilen kişiler direkt olarak insan psikolojisi üzerinde hizmet verdikleri için, ruh sağlıklarının yerinde olması hepimizi yakından ilgilendirmektedir.
Bu yönde hizmet almak isteyen biri de danışmanından psiko-sosyal açıdan sağlıklı olduğuna dair bir vesikayı ibraz etmesini isteyebilmelidir. Veya çocuğunu okula vermek isteyen ebeveyn, öğretmenin zekâ durumunu ve psikolojik açıdan sağlıklı olduğunu gösteren sertifikayı görebilmelidir. Aslında yaptığı iş ne olursa olsun tüm çalışanların almış oldukları bu belgeleri iş yerlerine asmaları, hem kendi yeterlilikleri göstermesi hem de muhatap olduğu her bir kişiye tek tek gösterme zorluğunu ortadan kaldırması açısında kolaylık sağlayacaktır.
Son zamanlarda ekranlarda arz-ı endam etmeye başlayan mektepli gençlerimizin zekâ ve algıları, psiko- sosyal durumları konusunda toplumda oluşturduğu infial ve endişe sebebiyle teklifimiz ivedilikle gündeme alınmalıdır. Bu yöndeki kuşkularımız eskiden beri hep olmakla birlikte çocuklarımızın, kendimizin geleceğini kontrol eden, bizler adına karar veren kişilerin kalitesinin gittikçe düşmeye başladığını gördüğümüzden vehmimiz artmaktadır. Geldiğimiz yer, bu yönde adımlar atılmasını zorunlu kılmaktadır, ilgili ve yetkililere duyrulur!
Sabiha DOĞAN
[email protected]
Evet, bu düşüncedeyim. Üniversite kazanan kişilere ilk iş olarak zekâ testi yapılmalı. Kazanamayanların ya da bu yönde çabası olmayanların bu sisteme dâhil edilmesine gerek yok. Sadece üniversite okumaya hak kazananlara bu testi yapmak yeterli olacaktır. Bölümü, üniversitesi, alanı, süresi, şehri ne olursa olsun önemli değil. Sonuçlar açıklanıp da yüksek tahsil yapacağı kesinleşenler zekâlarını ölçecek envai çeşit testlerle karşılaşmalı. Bunu da öyle küçümseyip piyasada dolaşan bildik, bedavacı, internet testlerine benzer materyallerle değil, yeni tekniklerle hazırlanmış bilimsel testlerle yapmalı. Ayrıca bunlar bizim milli zaaf ve açıklarımızı bilen, alanında uzman kişilerin hazırlayacakları bir içeriğe de sahip olmalı. Bu ölçümlerde; uyanıklık, hazırcevaplık, durumu idare etme, zor hallerde işin üstesinden gelme becerilerinin değerlendirildiği alt başlıklar da bulunmalı. Belki öğrencinin sınavdaki başarısına, kazandığı yere göre ayrı olarak bölümlenebilecek bu sınav, mümkün olabilecek kadar çok sayıda kişi tarafından analiz edilmelidir.
Üniversiteyi bitirip de devlet kademelerinde, özel sektörde bir işe girecek bu çocuklara yapılacak zekâ testleri, geleceğimiz üzerinde etkili olacağından ciddiye alınmalı. Geleceğin başbakanları, vekilleri, müdürleri, öğretmenleri, tapu memurları olacak öğrencilerin zekâları hepimizi ilgilendirmekte. Bırakınız devleti yöneten insanları, en basit bir iş takibinde bile memurların zekâ ve becerilerinin olayın seyrini nasıl etkilediğini hepimiz biliyoruz. Herhangi bir alandaki çalışanın, diğer insanlar üzerindeki etkileri ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sonuçları düşündüğümüzde teklifimizin ne kadar anlamlı olduğuna kanaat getireceksiniz. Örneğin bir öğretmen, iş hayatı boyunca binlerce çocuğun fikri ve ruh dünyasını şekillendiriyor. Belediyedeki bir müdür, binlerce insan adına karar veriyor; sendika başkanı biri, yüz binlerce insan adına hareket ediyor
Üniversite kazanan gençlerin sadece zekâlarının tescillenmesi, durumu kontrol altına yetmeyeceğinden başka açılardan da ölçümler yapılması gerekmektedir. Özellikle sosyal zekâlarına, empati kurma becerilerine, psikolojik durumlarına, sosyal yeterliliklerine bakılmalıdır. Hatta sadece üniversiteye girişlerde yapılan bu ölçüm ve analizlerin yeterli olmayacağını, aynı işlemlerin bir de okuldan mezun olma aşamasında yapılması gerektiğini de belirtelim. Atamalarda, kadroya tayinlerde, hatta siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının yönetim kadrolarına talip olunduğunda, yerel ve genel idari mekanizmalarda aday gösterildiğinde de bu yeterlilik belgeleri istenmelidir. Belki kimilerine abartılı gelebilir, ama evlilik öncesi böyle bir vesikanın zorunlu olması da aile, dolayısıyla toplum sağlığı açısından faydalı olacaktır. Ayrıca bu sadece bir kez yapılmamalı, sonraki süreç içerisinde de belli periyotlarla kişilere sosyal uyum ve psikolojik uygunluk ölçümleri yapılmalıdır. Mesela her on yılda bir psikolojik, beş yılda bir de sosyal uygunluk durumlarına bakılmalıdır. İnsanların zaman içerisinde sosyal ve psikolojik durumunda kayda değer değişiklikler gösterebileceğinden hareketle, bu ölçümler hiçbir zaman sekteye uğratılmamalıdır. Bunları yapacak uzmanların işe uygunluk ve yeterliliklerinin kontrolleri ise daha ehemmiyet arz etmektedir. Esasında tüm psikiyatr ve psikologların insanın duygu dünyasına yönelik faaliyet gösteren herkesin- diğer meslek gruplarındakilerden daha sıkça bu yönde kontrol edilmeleri gerekmektedir. Mevzu bahis edilen kişiler direkt olarak insan psikolojisi üzerinde hizmet verdikleri için, ruh sağlıklarının yerinde olması hepimizi yakından ilgilendirmektedir.
Bu yönde hizmet almak isteyen biri de danışmanından psiko-sosyal açıdan sağlıklı olduğuna dair bir vesikayı ibraz etmesini isteyebilmelidir. Veya çocuğunu okula vermek isteyen ebeveyn, öğretmenin zekâ durumunu ve psikolojik açıdan sağlıklı olduğunu gösteren sertifikayı görebilmelidir. Aslında yaptığı iş ne olursa olsun tüm çalışanların almış oldukları bu belgeleri iş yerlerine asmaları, hem kendi yeterlilikleri göstermesi hem de muhatap olduğu her bir kişiye tek tek gösterme zorluğunu ortadan kaldırması açısında kolaylık sağlayacaktır.
Son zamanlarda ekranlarda arz-ı endam etmeye başlayan mektepli gençlerimizin zekâ ve algıları, psiko- sosyal durumları konusunda toplumda oluşturduğu infial ve endişe sebebiyle teklifimiz ivedilikle gündeme alınmalıdır. Bu yöndeki kuşkularımız eskiden beri hep olmakla birlikte çocuklarımızın, kendimizin geleceğini kontrol eden, bizler adına karar veren kişilerin kalitesinin gittikçe düşmeye başladığını gördüğümüzden vehmimiz artmaktadır. Geldiğimiz yer, bu yönde adımlar atılmasını zorunlu kılmaktadır, ilgili ve yetkililere duyrulur!