UFO gerçeği.
Ama, hangi ufo gerçeği?
Gerçek ufo ların gerçeği mi, yoksa düşen ufo'lardan ele geçirilenlerin, prototiplerinden, tersine mühendislik ile, 60
yıldır yapılmaya çalışılan, örnekleme, dünya insanlarının yapmaya çalıştığı, alman amerikan rus ufo'ların gerçeği mi?
Ki, 20 örnek, usa yeraltı hangarlarındadır. İnternet'ten de ulaşılabilinir. Yer çekim karşıtı anti-gravitik enerji
sağlayan, element 115, dünyada yoktur. Kimyasal element tablosunda, sadece yeri vardır. Kendisi, dünyada yoktur.
Bu nedenle, tıpkı güneşin termo-nükleer çalışma prensibine dayalı, çalışan sistem, önlerinde hazır prototip olarak,
bulunmasına rağmen, bire bir gerçek ufo yapılamamıştır.
Yapılan uyduruk örneklemelerin de, uçus güvenliği ve manevra kabiliyetlerindeki yetersizlikler nedeniyle, üretimlerinden
büyük oranda vazgeçilmiştir.
Aslında düşünülmesi gereken şudur.
Tüm galaksileri yıldızları, ne varsa hepsini, içerisinde barındıran, space, yani uzay dediğimiz boşluk, aslında bir enerji
havuzudur.
Enerji havuzunun sırlarını çözen teknikler, gelişmeden, gerçek bir ufo yapılması, mümkün de değildir.
Şöyle örnek verelim. Siz, elektrik enerjisini bilmiyor iken, o enerji hep vardı. Ne zaman ki, elektrik enerjisi keşfedildi,
elektrikle elektronik düzenekle çalışan, günlük hayatı kolaylaştıran, pek çok icad yapıldı.
Nakil aracı uçakta bunlardan biridir.
Şu an da henüz, uzay boşluğu enerjisi, bilinmiyor ve keşfedileceği ve tekniğinin bilineceği günü bekliyor.
Gelelim ufo nun aslı bir nakil aracı olmasıdır.
Tıpkı insanların yaptığı, itmeli prensiple çalışan uçaklar, nasıl bir nakil aracı ise, ufolar da genelde, element 115
termonükleer ve propulsion prensiple çalışan, gelişmiş bir nakil aracıdır.
Uçakları yapan insanlardır. Ama, ufo ları yapanlar, dünya dışı, başka gezegenlere ait yaratıklardır.
Uçaklar, bilimsel ticari askeri amaçlar için, kullanılmaktadır.
Ufolar ise, dış dünyaların, dünya ve benzeri gezegenlerin, benzer amaçlarla ziyareti için, yapıldığı ortadadır.
Gerek dünya üstündeki, gerekse dünya dışındaki, dünya benzeri, yaşam mümkünatı daha değişik, ama benzer gezegenlerin,
sakinlerinin hepsi, biz insanlarda dahil, yaratanın meydana getirdikleridir. Dünyalılar nasıl düşünüyorsa, tabiatları
olarak, dünya dışılarda, aynı ve benzer, düşünme tabiatı, özelliklerine de sahiptir.
Nasıl ki insan, mars a pathfinder indirebiliyor, orada, varsa sömürülecek kaynakları, varsa köle diye kullanılacak
insansıları, kullanmak düşüncesinde ise, tersininin olasılığı da, aynı oranda, dünya için de, bir gerçektir.
Ufo görmemiş büyük çoğunluğun inanmakta zorlandığı acı gerçekte budur.
Bu da, kendi gözleriyle, ufo görünceye kadar, bir ölçüye kadar, makul karşılanabilir. Duyduklarınını, Hollywood fantazisi,
sanmaya da, devam edebilir.
Tuhaf olan ise, Hollywood'un, aslında, fantazi yaftası arka planında, gerçeklere ait bilgiler, veriliyor olmasıdır.
Fantazi ile gerçeği ayırd edebilenler çok azdır. Ta ki, kendileride, tesadüfen bir gün, ufo görünceye kadar.
----------
Ama, hiç ufo görmemiş, prof. şildli, bilim insanlarının, prof şildi arkasında,
''bizden daha gelişmiş diğer medeniyet ve dünyaların varlığı'' MASALDIR diyebilen ve
((Enerji dünyasının bilinçli sakinleri olan cinleri ve şeytanları kabûl etmedikçe, birer “akıllı enerji” olan cinlerin,
disk şeklindeki “uçan fincanları” garip uzaylı silüetleri ile bizden daha gelişmiş diğer medeniyet ve dünyaların varlığı
masalları sürecek ve bu masallar bu işin “gönüllü misyonerlerince” bir inanç sistemi şeklinde sunularak insanlar
aldatılmaya devam edilecektir.))
diyerek de, işkembeyi kübradan, desteksiz fetva buyuran, üstelikte PROF. şildi ve kurum başkanı gibi sıfatlar taşıyan, ama
bilim insanına yakışmayan tarzda, taraflı, sorumsuz, mesnetsiz, şahitsiz, ispatsız, iddia sahiplerine ne diyeceksiniz.
Örnek verelim; Ki Kuran da (O isra yıldızınında rabbidir.) diye yazarda, bahsetmek işlerine gelmez.
Neye benzedi bu şimdi.
Afrikanın, balta girmemiş ormanlarında, yaşayan pigmelerin, bir gün uçak görüpte, pigmelerin alimi, pigme büyücüsüne gidip,
anlattıklarında; pigme kabilesi büyücüsünün buyuracağı gibi, onlar, tanrıların arabaları, içindekilerde tanrılardır, hatta
indir cindir vs.'dir, diye buyurması gibi, benzer bilgi seviyesinden, buyuranlardan ne farkı var, anlattıkları masalların
acaba.
Yoksa, pigme kabilesi ulu büyücüsünden, daha mı iyi, akıl sahibi akleden, prof şildlidirler.
Gerçekleri zaten büyük oranda kısmen bilmektedirler. Gerçekleri, bilerek gizleyenler, sadece azınlık bir kısım insanı, ama
sadece kendilerini kandırabilirler.
Ama, Olagelenler ve gelecekte olacak olanlar, onları yalanlıyacak, ve aslında onların yalancı, ve de masalcı, olarak
anılacakları, günde gelecektir.
Neden mi, tıpkı dünya yuvarlaktır ve dönüyor diyen insana,
sen masalcısın yalancısın, aksine dünya düzdür ve dönmez diyebilen, üstelikte din adınadır, diye ahkam kesip cezalandıran,
aklı evvel gerçek masalcıları, o tarihte, dünyadan sadece 100 km yukarıdan, baktırtmak mümkün olsaydı, tükürdüklerini
yalamak zorunda kalacakları gibi.
----------
Sadede gelirsek, netice.
Nasıl ki, taraflar varsa, tarafları meydana getiren tarafta vardır. Unutulmasın.
Aksini hiç kimse iddia edip ispat edemez.
--------
Gelelim dünya nufusu 6,5 milyar ise.
Ufo gören şahit sayısı, en az 20 milyon ile 150 milyon arasında değişmektedir. Her geçen günde, yeni şahitler
eklenmektedir. Şu an 360 milyon şahite ulaşmış bulunmaktadır.
Sonuç rakam, halen çoğunluk, insan nufusunun onda biri bile değil.
Ufocuları gören temas kuran sayısı 4 bin cıvarıdır.
Şimdiye dek, toplanan derlenen tasniflenen, (askeri, jandarma, polis, kayıtları olarak, mühürlü imzalı, kayda geçmiş halde)
devletlere ait resmi, (araştırma kurumları, derneklere vs.'lere ait) yarı resmi, ve on binlerce, kişisel, belge bilgi resim
video vs. sayısı, yaklaşık toplam 20 binden fazladır.
UFO = Undefineted Flying Object yani Tanımlanmayan Uçan Nesne baş harfleri = TUN
Peki, Defineted Flying Object yani TANIMLANMIŞ UÇAN NESENLER = DFO 'lar, ne zaman ve kim tarafından, UFO = DFO
yapılacaktır veya niçin yapılmamaktadır ?. Yapılamamakta mıdır ?.
Tanımlamayı yapacak olan, en üst düzey resmi makamlar mıdır?
Asker jandarma polis, resmi makam değil mi? Resmi makam.
Resmi makamlar, zaten resmi raporlarla ,belgelerle tanımlamayı yapıyor, olmasına rağmen;
Hala tanımlamamakta israr eden, RESMİ MAKAMLAR ÜSTÜ RESMİ MAKAMLAR, kim veya kimler ve neden,
ısrarla tanımlamamakta direnip, gerçekleri, insanlardan inatla saklamakta israr etmektedirler.
Acaba nelere ve neye göz yummaktadırlar , neye karşılık ?.
Ya, günün birinde, tüm gerçek, inkar edilemez halde, ortaya çıkarsa, inkarla israrla undefineted yapanlar, ve yapılanlar,
DEFİNETED = TANIMLANMIŞ olduğunda, devletlerin zirvesindekiler, gerçekleri saklamaktan dolayı, inanılırlıklarını
yitirirlerken, hala, örtecek kılıf aramak mı olacaktır, acaba halleri.
Bu durumda, insanların üst yöneticlere duyacakları, güven zaafı, kimin işine yarar dersiniz.
Dünyadaki insanların mı,
dünya dışıların mı.
Peki, kim zarar görür ?
Dünyadaki insanlar mı
yoksa, devletlerin, dünyalı üst düzey yöneticileri mi?
Yoksa, devletlerin üst yöneticileri, klon mu, insan değil mi!
İnsan iseler, güvenilirliklerini yitirmemek, ve insan kardeşlerini, bilgilendirmek için, tüm belge ve bilgileri, tüm
insanlığa, açmak zorundadırlar.
Açmadıkları müddetçe de, aşağıdaki, konulu resimdeki, tüm gerçekliği, peşinen, kabul etmiş sayılacakları, aşikardır.
İşte gerçek, tüm internetin taratımıyla, incelenen, belge ve bilgilerin ışığında, ortaya konan, ve kalanı teferruat olan ve
özünün özü ise, UFO'ların ve UFOCU'LARIN, İNSANLARDAN GİZLENEN, GERÇEKLERİ'nin RESİMİ, aşağıdadır.
YORUMSUZ : resimlerle.
UFO GERCEGİ.
Bakın Görün.
Fikir sahibi olun.
Araştırın.
Fikrinizi yazın.
Kalanı, teferruat.
Saklanan, bütün gerçeğin,
özü İşte bu.
Varsa, belgeniz, ekleyecek resminiz, buyrun.
------------
UFO ve dünya dışılarla ilgili
FİZİKİ KANITLAR
-------------------
UFO lar anlatılmıştı.
UFO cu diye tarif edilen yani alien veya terrestrial yani dünya
dışı denenler hakkında fiziksel kanıtlardan ve izlerden
bahsedelim.
Örneğin;
Yıl 2005 ağustos ortası açık bulutsuz berrak bir havada
öğleden sonra saat 14 cıvarınde 4 üncü kattaki
penceresinden tesadüfen bakan bir insan
bulunduğu yerden yaklaşık 800 metre mesafede yerden
150 Mt yukarıda hareket halinde iki cisim görmüştür.
Pencere camından yansıma yanılmasın diye pencereyi açar ve
çıplak gözle o iki uçan nesneyi görür.
Gözlerine inanamaz.
Hemen yan komşusunu çağırır ve sorar.
Şu gördüğüm iki nesneyi sende görüyormusun.
Aldığı cevap bende görüyorum evet tir.
Ve evet diyen sorar, peki bu havada yüzer gibi uçan şey
nedir.
Pervanesi yok helikopter değil.
Kanatları yok uçak planör değil.
Yüzeye göre yere 90 derece değil 30 derecelik açıyla duruyor
ikiside bu durumda balonda değil.
Üstelik ne pilot kabini ne pencere ne kanat hiç bir şeyi yok
üstelik ses te çıkarmıyor ve sanki havada asılı halde
yüzercesine yavaşça seyir halinde.
Fakat enine yaklaşık 35-40 metre yukarıdan aşağıya dikine 7
-8 metre ve en az 40-50 ton ağırlığında olmalı ama parlak
metalik gümüş renginde.
Üstelikte aşağıda nehir boyunca, içerisinde binlerce
kişi çalışan çok büyük bir petro kimya fabrikası var ve iki
cismin yukardan aşağıya hiç bir gölgesi aşağıya vurmuyor.
İkisini toplasan bir futbol sahası büyüklüğünde iki uçan cisim
nedir diye aralarında tartışmaya devam ederken iki uçan
nesne kendilerine seyir yönüyle 400 metre mesafeye kadar
yaklaşmaya başladığında yavaş yavaş kendilerinin görüş
sahasından çıkmaya başlar.
O zaman tartışmayı bırakıp video veya resmini alalım bu olsa
olsa bir ufo olabilir demek 3-4 dakikada anca akıllarına
gelebiliyor.
Onlar fotograf makinesi aramaya başladıklarında artık çok
geçtir. Zira artık iki uçan cisim görüş sahalarından çıkmıştır.
Lakin aradan 5 dakikadan az bir süre geçer bu seferde
fabrika üzerinde 150 metrelik alçak irtifaya inmiş 12 adet
askeri alman jet gelir. Ve O alçak irtifada 6 jet bir yönden
diğer 6 jet diğer yönden fabrikanın üzerinde çok yüksek
süratte sanki bir kovalamaca başlamıştır.
Ve bu kovalamaca 30 dakikadan fazla sürer.
Ve gök yüzü jetlerin kovalamacasıyla birlikte baklava dilimi
gibi jetlerin ardlarında bıraktıkları izlerle dolmuş olur.
Ve 30 dakikadan sonrada jetlerde bölgeden ayrılır.
Ve iki şahit yarım saat boyunca bu kovalamacaya da şahit
olurlar.
Bu nedir diye. internette araştırırken.
Show TV nin istanbul köprüsü üzerindeki canlı roportaj yaynı
esnasında arka planda görüntüye takılan 3 ufo nun videosuna
rastlarlar. Bu almanyada gördükleri ama videoya
çekmekte geciktikleri ufo nun bire bir aynısıdır.
Üstelikte 70 milyon kişi TV lerden canlı yayında canlı gerçeği seyretmiştir.
http://www.youtube.com/watch?v=cIEbcmFzICE
Daha tuhafı ise olaydan bir hafta sonra iki şahitin
ikametgahanelerindeki pencere camlarında nedendir bilinmez
hepsi 4 parmaklı el gibi ama insan eli olması mümkün
olmayan izler peydah olur.
Camdaki İzler silinememektedir.
Cam üzerinde kalıntı yoktur cam arasındada kalıntı yoktur
ama camın kendi hacminde kristal yapı şeffaf yerine
beyazlaşmış kristal yapıda birer el izine dönmüştür.
İzleri silmek isterler lakin izler içtende dıştanda aradanda
silinememektedir.
El tipi izlerin çok uzun sivri uçlu tırnak ve insan eli
olamayacak kadar enli ve iri ve hepside 4 er parmaklı olması
dikkatlerini çeker.
Üstelikte cama gelinceye kadar çatıdaki eski ve yosun tutmuş
kiremitlerde öbek öbek çizikler ve kiremit yüzeylerinde sanki o
iri pençe gibi tırnakların açtığı oyukçukların olduğunu görürler.
Tuhafı kiremitlerdeki o çizikler ve tırnak oyukları 5 yıldır hiç bir
şekilde rengi değişmemekte ve okside olmamakta ve aynı
kalmakta ve yosunda tutmamakta ve rengide
değişmemektedir.
Bunun üzerine 4 parmak nedir diye araştırmaya başlar biri.
Buldukları sonuçlar ve bezerlikler son derecede şaşırtıcı olur.
İlkin and dağlarında bir köy yakınlarındaki ormanlık alana
düşen ufo dan arta kalan kaza parçaları ve kazada ölmüş
dünya dışılının bedenini bir köy sakini saklamıştır.
Aradan 35 yıl geçmiş fakat beden hala tam bozunmamıştır.
Bir üniversite araştırmacısı gelip o dünya dışılının çürümemiş
bedenini görmüş ve videoya almıştır.
Videosu burada.
http://il.youtube.com/watch?v=OO2IYeZdxRI
Ve o videoya internette tesadüfen gördüğünde videoya
alınmış dünya dışı grey denen ve zeta reticuli den ufolarla
geldiği söylenen dünya dışılının boyu da 1 metre yirmi
santimdir.Üstelikte el parmakları 4 ve ayak parmakları da 4
tanedir.
Tıpkı camdaki iz'e birebir benzerlik göstermektedir.
Hem boyut hem şekil hem irilik hemde parmak adedi
bakımından neredeyse aynıdır.
Camdaki izler arası mesafede yaklaşık 1 metre 20 santimdir.
Parmak irilikleri ve duruş şekilleri dahi benzerlik
göstermektedir.
Videodaki dünya dışılı grey in boyu da tam 1 metre 20
santimdir.
Yanlız camdaki resim çok zor çekilebilmiş ve ancak karaltı bir
siluet şeklinde görüntülenebilmiştir.
Oysa cama çıplak gözle bakıldığında siluet iz'in hatları
boyunca camın kendi kristal yapısında aşırı beyazlaşmalı
kristal yapı değişikliği gözlenmektedir.
Cam silikatten yapılmıştır ve cama iz bırakacak şekilde hiç bir
asit etki yapamaz. Sadece meta silikat asidi etki yapar.
O zamanda camın derinlemesine iç yapısına da nüfuz eden
kristalleşme olmazdı.
Diğer husus ise çift camın arasında bir kalıntı yoktur yani içeri
su sızmış ve buharlaşmayla tesadüfen el izi gibi kalmış bir
kireçlenmeli yüzey kalıntısıda yoktur. İz sebebi camın kendi iç
hacmince kristalleşme etkisine bir nevi sanki cobalt 34 gibi
gama türü ışıma radyasyonuna maruz kalmış olması izi ilginç
kılmaktadır.
Kristalleşme olması camın ancak gama ışıması benzeri bir
radyoaktif etkiye maruz kalmış olması ihtimalini
düşündürtmektedir. Bu da ancak geiger cihazıyla tespiti
mümkündür.
Tespit için MUFON a email ile bilgi verilmiş davet edilmişsede
hala MUFON dan bir cevap alınamamıştır.
UFO görmeyenler bu yazılanları bir hollywood fantazisi
sanmasın.
Hepsi şahitli ispatlı ve fiziki kanıtlı ve belgelidir.
Buyrun resimi burada.
http://s991.photobucket.com/albums/af40/halla-1-dir-1/?
action=view¤t=windowspur.jpg
Hem aslına bakarsanız hollywood un fantazilerini atarsanız
geriye kalanlarıyla da hollywood insanlara konunun çok
değişik yönlerinden bilgilendirici bilgilerde aslında
vermektedir.
(Tavsiyemiz They live 1988 Onlar yaşıyor adlı
film hiç ufo görmemişlere epey fikir verecektir.)
Fakat UFO görmemişlerce hepsi fantazi sanılmaktadır.
Zaten bir şeyi en iyi saklayacak yöntemde fantazinin arkasına
saklamaktır. Gerçek göz önünde de olsa nasılsa gerçekle
fantazi birbirine karıştırılacak bilgi kirlenmesiyle birlikte hepsi
fantazi sayılacaktır.O zaman hepsi fantazi sanılır.
Ta ki herbirkes kendiside bir gün ufo görünceye kadar.
Peki ya tanımlamayı yapmamakta direnen yöneticiler üstü
yöneticilere ne diyeceksiniz.
Kendilerine devletlu olma ve insanlara hükmetme imkanı.
Emek vermeden refah içerisinde yaşamak vijdanlarına verilmiş bir sus payıdır sadece.
Ve gün gelir göz yumdukları da kendi başlarına gelir.
Kullan at düzeninde kendileri de kullanılıp atılır ve
atılmaktadırlarda.
İki kağıtla emekleri sömürülen ve biyolojik köle robotlar gibi
kullanılan petro kimyaya dayalı kullan at düzenli faizle
transfer sömürülü vahşi sömürü sistemindeki insanlığın acı
dramı da buradadır.
İki kağıttan biri,
kağıda basılan renkli rakamlı para dediğiniz
kağıt ile emekleriniz elinizden yok pahasına alınmakta faizle
aktarılmakta,
diğer kağıt ise,
hepsi 5 kelimelik seçim oy
pusulası kağıdıyla insanların kendi hür iradeleri ellerinden
alınmakta vekile verilmekte.Adına demokrasi denilmekte.
Şİmdilerde ise globallik denen şirketokrasiye dönüşmektedir.
Vekillerin çoğu iyi niyetle insanlık için gayret ederken küçük bir grup
vekilde, çok az bir azınlığın sömürü düzenine insanlığın
aleyhine alet olmakta olduğu bu vahşet düzeninin gizlenen
gizli ellerin oynattığı kuklalar ise tarafları meydana getiren
taraf kuklacının elinde sadece kukla olmaktadırlar.
Bu durumdan haberdar da olmayan özverili büyük bir kısım vekillerin insanlık için öz veri ve emekleri de boşa gitmekte ve havanda su dövmekle kalmakta ve gizli ellerin varlığının farkına ancak o zaman varmaktadırlar.
Gezegen sömürücüsü denen dış dünyalılarla, temas ve
irtibatlarını gizlemeye devam etmektedir bir avuç yöneticiler üstü
yöneticiler.
Ne zamana kadar.
Ta ki insanlık uykusundan uyanıncaya kadar.
O nedenle aşağıdaki linkteki konulu resme ezilen insanlar iyi
bakmalı.
http://i991.photobucket.com/albums/af40/halla-1-dir-1/ET-
UFO-secret-hands-scenario-protok.png
İşte geldikleri yerler işte geldikleri nakil aracı yani ufo işte
gelenlerin bir grubu grey denen 82 türü olan 4 parmaklı grup.
İşte irtibatlı oldukları ve işbirlikçi oldukları 5 parmaklı bir avuç
insan.
5 kelime üzerine kurulu demokrasi denen düzen. O da kendilerine. İnsanlarda, kendilerine dir de diye sanadursunlar.
Hala mı anlamadınız.
Şu halde senaryoyu okuyun o senaryo mu nedir.
Adına sion protokolleri 24 deniyor.
İnternette bulabilirsiniz.
http://www.antisiyonizm.com/index.asp?page=oku&id=403
Bu Senaryoyu okumadan (geçmiş 500 seneyi ve gelecek 150 yılı ) hepsini anlamanız nerdeyse imkansız.
İşte kurdukları petro kimyaya dayalı kapitalist sistem düzeninin piramiti.
En altta ezilen tabakaya iyi bakın bu yazıyı okuyanlar çoğu
resimdeki yerlerini hemen fark edeceklerdir. Hiçte yabancı
gelmeyecek.
Yeni birşey söylenmiş değil.
Alttan iki katmanı zaten çoğu fikir sahibi bilir.
Bilirde Resim ise 5 katmanlı.
Biz sadece insanlığın aleyhine olduğu için yöneticiler üstü yöneticilerce insanlardan gizlenen aradaki
3 katmanın temasını bir arada gösterdik.
Nereden geldikleri ( çoğunluk zeta reticuli) ne ile geldikleri
(UFO) gelenlerin ne olduğu (Greys ve diğerleri onlara ET yani
Extra-Terrestrial deniyor bazıları ise ET yerine Ekonomik
Tetikçi de desede sonuç aynı yere geliyor) ve ne için geldiklerini (resme iyi bakın
dünyada dünya dışılarca ilginç olabilecek sizce neler var olabilir)
anlamak isteyenlere bir katkıda bulunalım insanlık adına
diyedir yazdıklarımız.
Bu oyun yüzbinlerce yıldır sürüyor.
Sadece kuklalar ve kuklacılar değişiyor.
Ta ki insanlık bir gün tümüyle uyanıncaya kadar.
Ezenlerin borazanlığına parayla soyunanlar olMAmaya gayret
etmeli.
Neden mi sen sana ne sanırsan senden başkasına da
onu san dır bu dünyanın özü de ondan.
Ya çözüm onuda bir başka yazıda yazarız.
Bizi izlemeye devam edin.
Şimdilik bu kadarla okuyanlara saygılar.