- Katılım
- 25 Ağu 2008
- Mesajlar
- 327
- Konu Yazar
- #1
Türk şiirinin en yaşlı çocuğu Fazıl Hüsnü Dağlarca 94 yaşında ömrünü tamamladı. Büyük şair, tedavi gördüğü Başkent Hastanesi İstanbul Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde dün akşam saatlerinde hayata veda etti.
Şair, dün sabah kronik böbrek yetmezliği ve enfeksiyon nedeniyle yoğun bakıma alındı. Ancak uzun uğraşlara rağmen saat 16.30 sularında "bir yorgunluk çökünce yürün(ür)müş yeryüzünden" diyerek aramızdan ayrıldı. Süvari Yarbayı Hasan Hüsnü Bey'in oğlu Mehmet Fazıl, 1914 yılının 26 Ağustos'unda İstanbul'da başladı 94 yıllık 'çocuk' yolculuğuna. Babasının askerliği sebebiyle ilk ve ortaöğretimini Anadolu'nun çeşitli yerlerinde tamamladı. 1933'te Kuleli Askeri Lisesi'nden, 1935'te de Harp Okulu'ndan mezun oldu. 15 yıl görev yaptığı ordudan ön yüzbaşı rütbesiyle ayrıldı. 1952-60 yılları arasında Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişi olarak çalıştıktan sonra, 1960'ta Aksaray'da Kitap Kitabevi'ni açtı ve yayıncılığa başladı. 1960-64 yılları arasında 43 sayılık Türkçe dergisini çıkardı. İlk yazısı 1927'de Yeni Adana gazetesinde yayınlanan bir hikâyedir, İstanbul dergisinde 1933'te çıkan "Yavaşlayan Ömür" adlı şiiriyle adını duyurmaya başladı. Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılapçı Gençlik, Yeditepe ve Türk Dili gibi birçok dergide şiirleri yayınlandı. Bugüne kadar pek çok ödül alan Dağlarca, 1967'de ABD'deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından "En İyi Türk Şairi" seçilmişti. Aynı yıl çıkan "Açıl Susam Açıl" şiir kitabıyla başlayan "Çocuklarda" serisinden 20 kitap yayınladı. 1960'ta, Sözcü dergisinde ve 1961-1962 yıllarında Vatan dergisindeki özdeyiş niteliğinde kısa düzyazıları bir yana bırakılırsa, ömrü boyunca yalnız şiirle uğraşan Dağlarca'nın toplu eserlerinin yayınlanması için, Yapı Kredi Yayınları (YKY) geçtiğimiz yıl bir çalışma başlatmıştı. 2007-08'de daha önceden kitaplaşmamış şiirlerini içeren Orada Karanlık Olurum, Arkası Siz, Genç ve İçeri Sait Faik yayımlandı, Dağlarca'nın seçme şiirlerini içeren "Dört Kanatlı Kuş"un yeni basımı yapıldı, ayrıca "Dağlarca Çocuklarda" dizisinde şairin çocuklar için yazdığı kitapların 16'sı yayımlandı. YKY, Dağlarca'nın 3 ciltlik toplu eserlerinin ilk cildini bu sıralar yayınlamayı planlıyordu. "Türkçem benim ses bayrağım" demişti Dağlarca, o bayrağı şiirleri dalgalandıracak. Kendisinin de dediği gibi, gönüllere sığmaz olunca kavuşmak duygusu, arkasında "yerce gökçe değil, insan dolusu" bir çocuk sevgisiyle ördüğü şiirlerini bırakan çocuk, Allah'ına kavuştu. Dağlarca, pazartesi günü saat 11.00'de Süreyya Operası'nda düzenlenecek törenin ardından Sögütlüçeşme Camii'nde kılınacak cenaze namazından sonra toprağa verilecek.
Zaman Gazetesi insan kaynakları alıntıdır.
MUSTAFA KEMAL İN KAĞNISI
Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden
Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
İnliyordu dağın ardı yasla
Herbir heceden heceden
Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik
Nam salmıştı asker içinde
Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü
Doğrulmuştu yola, önceden önceden
Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar
Kocabaş çok ihtiyardı çok zayıftı
Mahzundu bütün Sarıkız, yanısıra
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafiftiler, inceden inceden
İriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti
Niceden niceden
Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu.
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha! dedi, gitmez.
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gıcır gıcır
Nasıl durur Mustafa Kemal'in Kağnısı
Kahroldu Elifcik, düşünceden düşünceden
Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer, götürür ana çocuk mermisini askerciğin
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım
Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
Düşerim gerilere iyceden iyceden
Kocabaş yığıldı çamura
Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep
Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifcik
Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden.
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
Şair, dün sabah kronik böbrek yetmezliği ve enfeksiyon nedeniyle yoğun bakıma alındı. Ancak uzun uğraşlara rağmen saat 16.30 sularında "bir yorgunluk çökünce yürün(ür)müş yeryüzünden" diyerek aramızdan ayrıldı. Süvari Yarbayı Hasan Hüsnü Bey'in oğlu Mehmet Fazıl, 1914 yılının 26 Ağustos'unda İstanbul'da başladı 94 yıllık 'çocuk' yolculuğuna. Babasının askerliği sebebiyle ilk ve ortaöğretimini Anadolu'nun çeşitli yerlerinde tamamladı. 1933'te Kuleli Askeri Lisesi'nden, 1935'te de Harp Okulu'ndan mezun oldu. 15 yıl görev yaptığı ordudan ön yüzbaşı rütbesiyle ayrıldı. 1952-60 yılları arasında Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişi olarak çalıştıktan sonra, 1960'ta Aksaray'da Kitap Kitabevi'ni açtı ve yayıncılığa başladı. 1960-64 yılları arasında 43 sayılık Türkçe dergisini çıkardı. İlk yazısı 1927'de Yeni Adana gazetesinde yayınlanan bir hikâyedir, İstanbul dergisinde 1933'te çıkan "Yavaşlayan Ömür" adlı şiiriyle adını duyurmaya başladı. Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılapçı Gençlik, Yeditepe ve Türk Dili gibi birçok dergide şiirleri yayınlandı. Bugüne kadar pek çok ödül alan Dağlarca, 1967'de ABD'deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından "En İyi Türk Şairi" seçilmişti. Aynı yıl çıkan "Açıl Susam Açıl" şiir kitabıyla başlayan "Çocuklarda" serisinden 20 kitap yayınladı. 1960'ta, Sözcü dergisinde ve 1961-1962 yıllarında Vatan dergisindeki özdeyiş niteliğinde kısa düzyazıları bir yana bırakılırsa, ömrü boyunca yalnız şiirle uğraşan Dağlarca'nın toplu eserlerinin yayınlanması için, Yapı Kredi Yayınları (YKY) geçtiğimiz yıl bir çalışma başlatmıştı. 2007-08'de daha önceden kitaplaşmamış şiirlerini içeren Orada Karanlık Olurum, Arkası Siz, Genç ve İçeri Sait Faik yayımlandı, Dağlarca'nın seçme şiirlerini içeren "Dört Kanatlı Kuş"un yeni basımı yapıldı, ayrıca "Dağlarca Çocuklarda" dizisinde şairin çocuklar için yazdığı kitapların 16'sı yayımlandı. YKY, Dağlarca'nın 3 ciltlik toplu eserlerinin ilk cildini bu sıralar yayınlamayı planlıyordu. "Türkçem benim ses bayrağım" demişti Dağlarca, o bayrağı şiirleri dalgalandıracak. Kendisinin de dediği gibi, gönüllere sığmaz olunca kavuşmak duygusu, arkasında "yerce gökçe değil, insan dolusu" bir çocuk sevgisiyle ördüğü şiirlerini bırakan çocuk, Allah'ına kavuştu. Dağlarca, pazartesi günü saat 11.00'de Süreyya Operası'nda düzenlenecek törenin ardından Sögütlüçeşme Camii'nde kılınacak cenaze namazından sonra toprağa verilecek.
Zaman Gazetesi insan kaynakları alıntıdır.
MUSTAFA KEMAL İN KAĞNISI
Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden
Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
İnliyordu dağın ardı yasla
Herbir heceden heceden
Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik
Nam salmıştı asker içinde
Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü
Doğrulmuştu yola, önceden önceden
Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar
Kocabaş çok ihtiyardı çok zayıftı
Mahzundu bütün Sarıkız, yanısıra
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafiftiler, inceden inceden
İriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti
Niceden niceden
Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu.
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha! dedi, gitmez.
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gıcır gıcır
Nasıl durur Mustafa Kemal'in Kağnısı
Kahroldu Elifcik, düşünceden düşünceden
Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer, götürür ana çocuk mermisini askerciğin
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım
Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
Düşerim gerilere iyceden iyceden
Kocabaş yığıldı çamura
Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep
Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifcik
Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden.
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA