ewwet sıra yeni fotolarda.. o gece arkadaşımın nişanı dolayısıyla köyde kalacaktım. önce dayımın oğlu ali ile buluşup İsmail'in Et Lokantası'nda birer bira tokuşturduk..
içi de güzeldir mekanın.. hele bir rakı sofrası kabartması var.. (el yapımıdır) kimileri Atatürk'ün Rakı Sofrası'na benzetir.. (Kulüp Rakı ve şahıslar da Atatürk ile İsmet Paşa'ya benzemiyo değil hani

bir de şiir var ki o en önemlisi.. okuyamayanlara daha sonra tam metnini de yazarım..
gece nişanda Caner ile de buluştuk.. bi çay içtik.. gezinin geri kalanına o da katılmayı çok istedi ama motorunda bi arıza olduğu için katılamadı.. cep telefonumun da şarjı bittiği için foto çekemedik beraber..
neyse... gece içip eğlenip temiz bi uyku çektikten sonra tekrar yola koyulma zamanı geldi.. önce bahçede bizim köpeklerle biras oynadım..
köyümün içinden bir görüntü.. sağ kanatta belediye binası (başkan dahil 7 personel..)
köyden çıkış ve Uzunköprü'ye yöneliş..
Parpadar baba yokuşu... ilerde Uzunköprü görünüyo.. sağ tarafta Değirmenciköy göleti var ancak onu çekmeyi unutmuşum
Uzunköprü Tren İstasyonu.. (canlı görmek isteyen MFÖ'nün "Sakın Gelme" klibini izlesin.. burda çekildi..)
köprü girişi-Meriç Sapağı.. (sola Dönüyoruz ve Dünyanın en uzun Taş Köprüsü)
Uzunköprü üzerinden Trakya'nın incisi Ergene nehrinin pisliğinin görünüşü ve sonra Uzunköprü ilçe içinden Keşan yoluna yöneliş..
Uzunköprü'nün ünlü Telli Çeşme'si...
bir zamanların buluşma mekanı.. çöken efsane Beyaz Saray Cafe.. (yeri hala çok iyi ama yönetim sakat.. keko mekanı oldu..)
ve Uzunköprü'den ayrılıyoruz..(çoğul knouşuyorum çünkü yalnız diilim.. Caner kendi gelemedi ruhu benimle :queen: )
Kavacık ve Hamidiye köylerini geçtikten sonra İpsala sapağından sağa dönerek tarlalar arasında çok şirin yollara girdim.. kaplama gayet iyiydi..
Türkobası köyünü geçtikten sonra Altınyazı baraj gölüne sapan yolu da geçtik.. (gönül isterdi Altınyazı göletinde bagajdaki oltamla bikaç balık avlayıp bagajımdaki kendi imalatım Yeniköy Şarabı ile kendimize bi ziyafet çekelim ama zaman kısıtlı.. bu aynı zamanda iş gezisi.. köy kahvelerine uğrayıp ürün tanıtıyorum..)
Altınyazı köyünü de geçince İbriktepe'ye kadar uzadım..
uzadım ki ne göriim... yolun sol tarafında minicik bir dere yatağının yanında ufacık ve çok şirin bi piknik alanı.. Park alanı tabelası da koymuşlar..
park alanında eski bir çeşme (akmıyo ama olsun) birkaç oturma yeri ve bir de emme basma tulumba var.. denedim su geliyo.. elimi yüzümü yıkadım ama içmedim o yüzden suyun tadı hakkında yorum yapamiicam.. çevrede fabrika yoktu ve edirnenin her yerinde yeraltı suları %90 temizdir.. ancak ben yine de Ergene'yi düşünerek güvenemedim..)
Ve İbriktepe...
İbriktepe İlköğretim Okulu.. (bizim köyün İlkokulunun eski haline benzettim onu da çektim..
ve Sultanköy yönüne saparak İpsala güzergahından devam..
uzaklarda Sultanköy Baraj göleti gözüküyor.. gayet büyük, deniz görünümlü bir gölet ve yol hala çok güzel...
ve Sultanköy
belde merkezi ve Atatürk anıtı
İpsala'ya doğru yola devam...
ve şirin ilçe Çeltik deposu İpsala göründü...
İpsala'yı da geçtik ve kavşak.. sol taraf Keşan'a, sağ taraf Paşaköy sınır kapısı ve Yunanistan'a gidiyor.. Yunanistandan gelenleri karşılayan büyük Türk bayrağının rüzgardan uç kısımlarının yırtıldığı ve Keşandaki kavşakta bulunan bayrakla aynı kaderi paylaşmasını daha önce gazetede haber yapmıştık ancak bayraklar yenilenmemişti.. İpsala'nın bayan kaymakamını bu konuda yine uyarıyoruz..
kavşaktan düz geçerek Ahırköy, Paşaköy, Karpuzlu ve Gala Gölü Milli Parkı üzerinden Enez'e uzanan 35-40 kilometrelik büyük bir belaya doğru yol alıyoruz.. neden bela dediğimi anlayacaksınız.. (1,5 saatten fazla sürdü o yolu geçmem.. Karpuzlu'dan sonrası.. Kapuzlu'ya kadar normal yol)
ve Karpuzlu'dan çıkış.. hem düldülümün hem de benim anam ağladı yolun bu noktasından Enez'e kadar..
Gala Gölü Milli Parkı... (görüldüğü üzere ancak arazi araçlarının girebildiği bir yol...)
devam edecek...