Konunun özünü yakalamışsınız. Motosiklet üzerinde kara çarşaflı birine çarpıp cehenneme gitmekten korkuyoruz galiba değil mi?

Her neyse...
"İnanç" kardeşlerim, "bir düşünceye çok sağlam bir biçimde, içten, gönülden bağlı bulunma, güvenle doğru sayma, inanma." anlamına gelir. İnanç tamamen kişisel bir olgudur. Bu yüzden inançla alenen dalga geçmek, kişilikle de dalga geçmek olarak algılanabilir. Yapmayın, ayıptır. İnandığı şey düpedüz zırva, akla ve mantığa tamamen ters bir şey de olsa, kişi inanmayı seçmişse ve topluma bir zararı yoksa bütün vücudunu lateks ile kaplayıp gezmesinde bile bir sakınca yoktur.
Üstelik inançlı kişi inandığını söylediği kuralların tam tersini de yapabilir. Toplumun diğer bireylerine bir zararı yoksa yaptıkları da kimseyi ilgilendirmez.
Gelelim madalyonun diğer yüzüne. İnançlı birey inandığı kült sebebiyle birlikte yaşadığı topluma baskı uygulayamaz, kendi kurallarını topluma dayatamaz, çevresindeki farklı inançlı insanları küçük göremez, onları ölüm sonrası eziyet fantezileri ile korkutamaz. Ayıptır. Üstelik bunu yapan adam "hoşgörü"nün hakim olduğu bir topluluğa ait olduğunu düşünüyorsa en başta kendi inancıyla çelişir. Bunu geçtim insanları tehdit etmek, korkutmak, baskı altına almaya çalışmak anayasal suçtur. (Medeniyetin var olduğu yerlerde elbette)
Özet isteyenler için;
Uğraşmayın ya hu, karşınızdaki zır cahil de olabilir. Yormayın kendinizi. Mevlana ne güzel söylemiş; "Cahille girme münakaşaya. Ya sinirini zıplatır tavana, ya da yazık olur adabına." Bu da Mark Twain den geliyor; 'Never argue with stupid people, they will drag you down to their level and then beat you with experience.' yani diyor ki; "Asla bir aptalla tartışmayın. Sizi kendi seviyesine çeker ve sonra tecrübesiyle sizi yener." Buradaki aptalı cahile çevirsek de söz anlamını yitirmez.
Son olarak; İstanbul' da motosiklet kullanan kardeşlerim için dua ediyorum, evrene pozitif enerji yolluyorum, totemler yapıyorum. İşleri çok zor çünkü ve her geçen gün zorlaşıyor. Öte yandan yükselen topluluklar bu yükseliş öncesi illaki çok zor zamanlar geçirmişlerdir. Geçmişte bu savaşlarla ortaya çıkıyordu, 2. Dünya Savaşı sonrası Almanya, Japonya örneklerinde ve Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye örneğinde görüldüğü üzere.(Örnekler çoğaltılabilir) Artık büyük çaplı savaşlar yok, olursa da bildiğimiz dünyanın göreceği son savaş olur muhtemelen. Bizim yükselişimiz toplumsal çöküşün ardından olacak ve toplum olarak zangır zangır titriyoruz zaten. Bir noktadan sonra herkes bu şekilde devam etmenin mümkün olmadığını görmek "ZORUNDA" kalacak. O güne kadar kendinize dikkat edin.