Allah sizi davul etsin emi....
Ben bir dergi için test sürüşleri yaparım.
Bunu sürekli yapmam.
Sürekli bazı teklifler gelir ama ben ancak vakit bulabildiğim zaman teklifleri kabul ederim.
Bu işten para da kazanıyorum.
Ama zannedildiği gibi çok bir para değil.
Fakat severek yaptığımı da inkar edemem.
Keşke daha iyi paralar kazanabilsem ve vaktimin tamamını motosiklete ayırabilsem.
Ama hayat ve gelecek kaygısı bizi zevk aldığımız işlerden uzak durmak mecburiyetinde bırakıyor.
Türkiye'de uzun yıllar medya sektöründe çalıştım.
Radyo televizyon ve gazete çıkarmaya kadar uzanan daldan dala konduğum bir işti benim için..
Yerel bir gazetenin yayın yönetmenliğini yaptığım yıllarda günde en az 10-15 köşe yazarı adayıyla muhattap olmak zorunda kalırdım.
Köşe yazmak dışarıdan göründüğü kadar kolay bir iş değildir.
Fakat hemen herkes bu işi kolay zannedip talip olur.
Gerçekten güzel bir metin ortaya çıkaranlar tabii ki vardır.
Fakat bu kaç gün süreyle devam eder?
İşte işin püf noktası budur.
Köşe yazarı adaylarından yazı yazma stilini beğendiğim ve boş olmadığını anladıklarımdan 1 hafta boyunca hergün o günün güncel bir olayını yorumladığı bir yazı isterdim.
Emin olun büyük çoğunluk daha 3. gün su koyverir, çeşitli bahanelerle yazısını getirmezdi.
5 gün dayanabilene zaten bir köşe açardık.
Radyoda da böyleydi.
Programcı adayı bir demo getirir.
Dinleriz.
Cıvıl cıvıl süper bir demo yapmış.
Ama 2. ve 3. demoları istediğimizde aynı performansı bulamazdık.
Zaten yakın performans gösterene mikrofonu verirdim.
Demek istediğim bir köşe yazmak süreklilik isteyen bir şeydir.
Güzel yazmak tabii ki kriterdir.
Fakat hergün güzel yazmak, onu geçtim;
hergün yazabilmek daha büyük bir kriterdir.
İçimizde bu sektörlerde görev yapan arkadaşlarımız var.
Sanıyorum yazdıklarıma katılacaklardır.
İsterseniz burada da bir denemesini yapabiliriz.
Bir topic açıp, gönüllü arkadaşlardan hergün düzenli bir makale yayınlamalarını isteyelim.
Konu da motosiklet.
Bir hafta sonra topiğin halini görün...
Bu işin profesyoneline, Sinan Sofuoğlu'nun ölümü,
"Allah bu günde konu çıktı" şeklinde sevinç nidaları attıracak bir olaydır.
Emin olun.
Tabii ki eleştireceğiz.
Benim AŞB'yi savunma nedenim medyada popüler bir sesimiz olmasıdır.
Bizim gayretimiz bu sayıyı çoğaltmak olmalıyken, biz zayıf çıkan bu sesi bile susturma gayreti içerisindeyiz.
Bakın bu çok önemli bir konudur.
Hepimiz medyada sorunlarımıza yer verilmemesinden sesimizin çıkmamasından yakınıyoruz.
Fakat bu konuda çıkan yayınları takip etmiyor, bir şeyler yapma gayreti içerisinde olan insanlara destek vermiyoruz.
Onu bunu karşılaştırmak yerine hepsine destek vermeliyiz.
Ne zaman motosikletle ilgili yayınlar, futbol yayınlarının önüne geçer,işte o zaman baskı yaratabilen bir topluluk haline geliriz.
Siz yayınlara programlara destek olun,gerisi gelir.
Daha iyi yazanlar, daha çok sesini çıkaranlar mutlaka bu toplumun içerisinde sivrilecek ve AŞB veya onun konumunda olanlardan daha iyiyseler onların koltuğuna yeniler oturacaktır.
Bu her mecra için geçerlidir.
Fakat yenilerin bu işe cesaret edebilmeleri için bizlerin yüreklendirmesi gerekiyor.
Bu yüreklendirme şahsi olmaz.
Motosiklet dünyasını parlayan bir yıldız haline sizler getireceksiniz.
Kaliteli ve kapasiteli insanlar da o yıldıza yolculuk etmek isteyecekler.
Kendinizden pay biçin.
Kimsenin okumadığı bir dergiye makale yazmak istermisiniz?
Belki de o yazanlardan çok daha iyisiniz.
Ama ilginizi çekmez......
Yine yazdım da yazdım.
Dilin kemiği yok derler ya.
Klavyenin kemiği de yok galiba...
