hani araç söförlerini anladık..
" ben koca aracım sana çarpsam bana bir şey olmaz sen dağılabilirsin ama bana ne??!! " diyebiliyorlar ama ben bu yayaları da anlayamıyorum...bunlarda da hiç mi motorsiklet kavramı yok kardeşim....dün kadıköyde yeşil ışıkta yaklaşık 50 km hızla geçiyorum, kendisine kırmızı yanarken karşıdan karşıya geçen bir ayıgil kendisine tam 2 metre varken eliyle bana dur işareti yaparak önüme atladı.... frene bile basamadan manevra yaparak nasıl olduysa kurtuldum...bu şahsiyetler kırmızı yeşil ışık kavramını bilmedikleri gibi kendisine doğru hızla gelen, sürücü artı motor toplam 220 kiloluk bir aletin önüne atlayacak ve eliyle "dur" işareti yapacak kadar cengaverler...nasıl bir zeka özrüdür bu?? hiç mi algılaman yok?? ya da duyarsızlık mı diyelim buna ne denir inanın bilmiyorum arkadaşlar... Ama şu bir gerçek ki bu ülkede, yayalarda ve de şöförlerde bir motorsiklet kültürü eksikliği had safhada ve bu motor kullanıcılarının işini özellikle istanbul gibi metropollerde baya bir zorlaştırıyor.......
bludescada arkadaşım aman gözünü dört aç bu şehirde motor kullanırken gözlerin radar gibi olmalı...
bu arada hortum vb. şeylere gerek yok malum devir su tasarrufu devri, 2 litrelik bir şişe dolusu su, biraz plastik yüzey temizliyici deterjan ve hav bırakmayan bir kurulama bezi aracı cirlop gibi yapıyor...ama kurularken nazik olmak gerekiyor .... e çünkü siyah renkte en küçük bir çizik bile ben burdayım diye basbas bağırıyor....ha temizlemek ve parlatmak için daha iyi yöntemleri olan arkadaşlar bunları bizimle paylaşırlarsa tabi ki seviniriz.....
şu anda 250 km'deyim ve birazcık daha basabilmek için yağ değişimini dört gözle bekliyorum...inatla da 60' ı geçmiyorum..bilmem doğru mu yapıyorum???