- Katılım
- 1 Tem 2006
- Mesajlar
- 2,237
- Motosikleti
- Suzuki GSX S1000 & Sym Joyride 300
- Konu Yazar
- #1
Selam değerli grup üyeleri.
2 Aydır marş yapmadığım için örümcek bağlayan motorum ve deli gömleği giymek üzere olan ben , zehir zemberek bir rota planlayıp yola düştük.
Sabahın erken saatlerinde yola koyuluyor, Opetten yakıtımı ve bikaç atıştırmalık çerezimi aldıktan sonra marşa dokunuyorum.
Rotam : Ören çıkışlı ,Balya - Çan - Bayramiç - Kumkale -Geyikli - Assos - Ören olmak üzere Çanakkale köyleri , kıyı şeridi ve antik kentleri kapsayan bir tur.
Şafakla yola çıktığım icin serin rüzgarları ve çam kokularını yanıma alıp Balya yoluna giriyorum. Bu yolu pek severim, virajları bir motorcu duası ile çizilmiş gibi. Bol firkete ve dik çıkışlara da dikkat etmek gerek.
Sırasıyla Çan ve Bayramiç e doğru gaz kesmeden sürüyorum. Yollar boş ve hava hala serinliğini korumakta. Sürebildiğim kadar sürmek istiyorum. Bir bir köyleri kasabaları geçiyor , bak burası ordan daha güzelmiş diyorum. Hayvancılık olmadığı için yollar temiz. Sağdan soldan fırlayan mobiletli gençler sürüşe renk katıyor.
Asfalt kalitesi yer yer iyi olsada , çoğu yer zımpara gibi. Mazallah bir sürüklensek erir gideriz. Zemini güzel buldukca gaz açıyorum. Yavas gidemiyorum motor çok ısınıyor ( buralara ait değilmiş )
İlk iki saat neredeyse hic durmadım, geçtiğim köylerin isimlerini aklımda tutmaya çalısıyor , ama artık köy geçmekten gına gelince boşluyorum.. Bazı yerlerim de ağrımaya başladı, yol kenarı bir mola veriyorum.
Sıvı ve birkaç fındık fıstıktan sonra , daha oturaklı biyerde mola vermem gerektiğini düşünüyor , köy içlerine devam ediyorum.
Gayet güzel dekore edilmis, Ege nin sevimli dayıları ile dolu bir köy kahvesini gözüme kestiriyor ve yanaşıyorum.
Bir sandalye çekip masa ya ilişiyorum. Kahve kültürümüz belli olsun diye ' usta bi demli ' diyorum.
' Nerden geliveriyon ' diyen dayı ile kendimizi 45 dk lık bir sohbetin icinde buluyoruz. En son kurtuluş savaşını konusuyorduk ama kalkmam gerekti. Biraz daha durursam şivem de kalıcı hasarlar olabilü.
Memleketin her köşesinde bir hatıra, bir yaşanmışlık var.. Çayı da ikram ettiler, dayılarıma teşekkür edip saygılarımı sunuyor, yoluma devam ediyorum.
Havanın çok ısınması artık kendimi hızlıca deniz kenarına atmam gerektirdiğini hissettiriyor.. Bu köy geçişleri ve virajlar beni çok yavaslattı. Ve hala bi köpek tarafından kovalanmadım. Çok miskinler.
Haritada uğrarım dediğim yerlerin çoğunu geçtiğimi , haritayı kontrol edince fark ettim. Nasıl oluveedi bu iş derken, olan'a çare yok diyerek , önümüzdekilere odaklandım. Antik kentleri ziyaret edelim bakalım..
Kumkale geçişinden sonra nihayet denizi sağıma alarak biraz serinlemeyi başardım. Bazı antik kentleri geçtim, galiba benlik yerler değilmiş, molozdan başka bisey yok. Geçmişe hic saygımda kalmamış ?
Geyikli'ye inişe geçtiğimde yolda bir iş makinesi nin kamyonu kurtarma operasyonuna denk geldim. Bizde adettir. İş makinesi izlenir ? Elim arkada, herbokolok gibi işlerine karıştım.
Hicbi yararım olmamasına rağmen bana tşk ettiler. Yardımsever bi milletiz. Hoşuma gitti.
Hep uzaktan görüp, vay be ne kadar büyükler dediğim ' rüzgar gülleri' nin dibinden geçtim.. Çok heycanlandım. Yakından hicte o kadar büyük değillermiş. Bi müddet dikkatle izledim. Çıkardıkları ses hipnoz etkisi ? , baka kalıyorsun.
Çanakkalenin her kilometresi Antik kent barındırıyor. Akhilleus u da ziyaret ettim. Anne tanrıça , baba yarı tanrı. Kahraman bi savaşçı. Güzel adammış. Saygılarımı sunup helallik istedim. Selfide çekildik. Yola devam.
Saat öğleni geçmiş ve ben çok acıkmıştım. Geyikli merkez 'e girerek bir köfte yedim. Hic böyle bir sunum görmedim.. Sanırım bunlar ikram ? inşallah ikram dır.. Ya değilse ? Kasada ödediğim rakam a hem şaşırdım , hem itiraz edemicek kadar yorgundum.. Neye benzediğinin resmini bırakıyorum ( 675 Lira ) Bura Köy yahu kendinize gelin ?
Neyse karnımız doydu , moral bozmaya gerek yok enerjimizi yüksek tutalım yolumuz uzun.
Aslında aklımda yoktu ama, her saat başı sefer olduğnu öğrendiğim Bozcaada 'ya sürmek istedim.
Feribot yolculukları tüm gezilerimin icinde mutlak suretle bana mutluluk verir. Deniz kokusundan sanırım. Tüm saatlerimi resetledi. Yorgunluğumu aldı.
Y
aklaşık yarım saatlik bir sefer sonrası Ada'ya ayak bastık, küçük bir yer olduğu icin motoru fazla sürmeden gölge bir yere park edip yürüdüm. Zaten merkezi hemen orasıymış, fazla gezilecek bir yer yok dedi esnaf. Soğuk bi içecek takviyesinden sonra burayıda görmedik demeyelim dedik , ve dönüşe geçtik.
Hava artık en sıcak saatlerine dönmeye başladı. Hızımı bir miktar daha arttırıp Assos a rotamı çevirdim. Yolda bir dondurma molası veriyorum. Şekerimiz düşmesin.
Seyir halinde gördüğüm tilkiler çok sevimli. Fakat yola çok yakınlar. İnşallah ömürleri bu yollarda ziyan olmaz. Doğa nın en güzel avcıları.
Köyler yine birbir geçilmekte , rakım bir yükselip bir düşmekte. Harika manzaralar , uzun uzun çamlar, çınarlar , küçük göletler.. Tam dron kaldırıp kendini izlemelik yollar..
Bulduğum çeşmelerde mola veriyor , sık sık vizör temizliği yapıyorum. Cırcır böceklerinin çığırtıları eşliğinde suyumu içiyor , motorun sağını solunu siliyorum. Radyatörde arı katliamı yaşanmış.
Assos a uğruyorum. Aristoteles in kellesinden hediyelik alıyor, bi bankta dinlenerek havanın gold a dönmesini bekliyorum.
Naked motor ile uzun yol gercek bir eziyet. Tıkaçlarımı almamışım kulağım uğulduyor.. Belimi dinlendirmek icin bi bank a uzaniyor ve kestiriyorum. Kütür kütür oh iyi geldi.
Ve en nihayetinde , Sahil yolunu takip ederek hava kararmadan evime ulaşıyorum.
Toplamda : 13 saat , 450 km lik dolu dolu ve kazasız belasız , sabah çıktığım gibi akşam evime dönebildiğim için mutluyum. Zaten motorculuk bu değil mi ?
Yol hikayeme ortak olduğunuz için teşekkürler
Sevgi ve iki tekerle kalın.
















2 Aydır marş yapmadığım için örümcek bağlayan motorum ve deli gömleği giymek üzere olan ben , zehir zemberek bir rota planlayıp yola düştük.
Sabahın erken saatlerinde yola koyuluyor, Opetten yakıtımı ve bikaç atıştırmalık çerezimi aldıktan sonra marşa dokunuyorum.
Rotam : Ören çıkışlı ,Balya - Çan - Bayramiç - Kumkale -Geyikli - Assos - Ören olmak üzere Çanakkale köyleri , kıyı şeridi ve antik kentleri kapsayan bir tur.
Şafakla yola çıktığım icin serin rüzgarları ve çam kokularını yanıma alıp Balya yoluna giriyorum. Bu yolu pek severim, virajları bir motorcu duası ile çizilmiş gibi. Bol firkete ve dik çıkışlara da dikkat etmek gerek.
Sırasıyla Çan ve Bayramiç e doğru gaz kesmeden sürüyorum. Yollar boş ve hava hala serinliğini korumakta. Sürebildiğim kadar sürmek istiyorum. Bir bir köyleri kasabaları geçiyor , bak burası ordan daha güzelmiş diyorum. Hayvancılık olmadığı için yollar temiz. Sağdan soldan fırlayan mobiletli gençler sürüşe renk katıyor.
Asfalt kalitesi yer yer iyi olsada , çoğu yer zımpara gibi. Mazallah bir sürüklensek erir gideriz. Zemini güzel buldukca gaz açıyorum. Yavas gidemiyorum motor çok ısınıyor ( buralara ait değilmiş )
İlk iki saat neredeyse hic durmadım, geçtiğim köylerin isimlerini aklımda tutmaya çalısıyor , ama artık köy geçmekten gına gelince boşluyorum.. Bazı yerlerim de ağrımaya başladı, yol kenarı bir mola veriyorum.
Sıvı ve birkaç fındık fıstıktan sonra , daha oturaklı biyerde mola vermem gerektiğini düşünüyor , köy içlerine devam ediyorum.
Gayet güzel dekore edilmis, Ege nin sevimli dayıları ile dolu bir köy kahvesini gözüme kestiriyor ve yanaşıyorum.
Bir sandalye çekip masa ya ilişiyorum. Kahve kültürümüz belli olsun diye ' usta bi demli ' diyorum.
' Nerden geliveriyon ' diyen dayı ile kendimizi 45 dk lık bir sohbetin icinde buluyoruz. En son kurtuluş savaşını konusuyorduk ama kalkmam gerekti. Biraz daha durursam şivem de kalıcı hasarlar olabilü.
Memleketin her köşesinde bir hatıra, bir yaşanmışlık var.. Çayı da ikram ettiler, dayılarıma teşekkür edip saygılarımı sunuyor, yoluma devam ediyorum.
Havanın çok ısınması artık kendimi hızlıca deniz kenarına atmam gerektirdiğini hissettiriyor.. Bu köy geçişleri ve virajlar beni çok yavaslattı. Ve hala bi köpek tarafından kovalanmadım. Çok miskinler.
Haritada uğrarım dediğim yerlerin çoğunu geçtiğimi , haritayı kontrol edince fark ettim. Nasıl oluveedi bu iş derken, olan'a çare yok diyerek , önümüzdekilere odaklandım. Antik kentleri ziyaret edelim bakalım..
Kumkale geçişinden sonra nihayet denizi sağıma alarak biraz serinlemeyi başardım. Bazı antik kentleri geçtim, galiba benlik yerler değilmiş, molozdan başka bisey yok. Geçmişe hic saygımda kalmamış ?
Geyikli'ye inişe geçtiğimde yolda bir iş makinesi nin kamyonu kurtarma operasyonuna denk geldim. Bizde adettir. İş makinesi izlenir ? Elim arkada, herbokolok gibi işlerine karıştım.
Hicbi yararım olmamasına rağmen bana tşk ettiler. Yardımsever bi milletiz. Hoşuma gitti.
Hep uzaktan görüp, vay be ne kadar büyükler dediğim ' rüzgar gülleri' nin dibinden geçtim.. Çok heycanlandım. Yakından hicte o kadar büyük değillermiş. Bi müddet dikkatle izledim. Çıkardıkları ses hipnoz etkisi ? , baka kalıyorsun.
Çanakkalenin her kilometresi Antik kent barındırıyor. Akhilleus u da ziyaret ettim. Anne tanrıça , baba yarı tanrı. Kahraman bi savaşçı. Güzel adammış. Saygılarımı sunup helallik istedim. Selfide çekildik. Yola devam.
Saat öğleni geçmiş ve ben çok acıkmıştım. Geyikli merkez 'e girerek bir köfte yedim. Hic böyle bir sunum görmedim.. Sanırım bunlar ikram ? inşallah ikram dır.. Ya değilse ? Kasada ödediğim rakam a hem şaşırdım , hem itiraz edemicek kadar yorgundum.. Neye benzediğinin resmini bırakıyorum ( 675 Lira ) Bura Köy yahu kendinize gelin ?
Neyse karnımız doydu , moral bozmaya gerek yok enerjimizi yüksek tutalım yolumuz uzun.
Aslında aklımda yoktu ama, her saat başı sefer olduğnu öğrendiğim Bozcaada 'ya sürmek istedim.
Feribot yolculukları tüm gezilerimin icinde mutlak suretle bana mutluluk verir. Deniz kokusundan sanırım. Tüm saatlerimi resetledi. Yorgunluğumu aldı.
Y
aklaşık yarım saatlik bir sefer sonrası Ada'ya ayak bastık, küçük bir yer olduğu icin motoru fazla sürmeden gölge bir yere park edip yürüdüm. Zaten merkezi hemen orasıymış, fazla gezilecek bir yer yok dedi esnaf. Soğuk bi içecek takviyesinden sonra burayıda görmedik demeyelim dedik , ve dönüşe geçtik.
Hava artık en sıcak saatlerine dönmeye başladı. Hızımı bir miktar daha arttırıp Assos a rotamı çevirdim. Yolda bir dondurma molası veriyorum. Şekerimiz düşmesin.
Seyir halinde gördüğüm tilkiler çok sevimli. Fakat yola çok yakınlar. İnşallah ömürleri bu yollarda ziyan olmaz. Doğa nın en güzel avcıları.
Köyler yine birbir geçilmekte , rakım bir yükselip bir düşmekte. Harika manzaralar , uzun uzun çamlar, çınarlar , küçük göletler.. Tam dron kaldırıp kendini izlemelik yollar..
Bulduğum çeşmelerde mola veriyor , sık sık vizör temizliği yapıyorum. Cırcır böceklerinin çığırtıları eşliğinde suyumu içiyor , motorun sağını solunu siliyorum. Radyatörde arı katliamı yaşanmış.
Assos a uğruyorum. Aristoteles in kellesinden hediyelik alıyor, bi bankta dinlenerek havanın gold a dönmesini bekliyorum.
Naked motor ile uzun yol gercek bir eziyet. Tıkaçlarımı almamışım kulağım uğulduyor.. Belimi dinlendirmek icin bi bank a uzaniyor ve kestiriyorum. Kütür kütür oh iyi geldi.
Ve en nihayetinde , Sahil yolunu takip ederek hava kararmadan evime ulaşıyorum.
Toplamda : 13 saat , 450 km lik dolu dolu ve kazasız belasız , sabah çıktığım gibi akşam evime dönebildiğim için mutluyum. Zaten motorculuk bu değil mi ?
Yol hikayeme ortak olduğunuz için teşekkürler
Sevgi ve iki tekerle kalın.















