bu konuda mümkün oldukça yorum yazmamaya çalışıyorum. bu da bu konudaki ilk mesajım...
israil, dünyanın belki de en genç devleti. nasıl kurulduğunu biliyoruz. sistemli bir şekilde filistine gidildi, oradan toprak satın alındı, nüfus artırıldı ve sonra "bizim burdaki nüfusumuz azınlık değil, çoğunluktur, biz burada uluslararası hukuksal haklarımıza istinaden nufüs sayımı ve ardından özerk devletimizi kurmak istiyoruz" denildi ve 1948 yılında resmi olarak orada israil devleti kuruldu... peki bu devletin kurulmasında filistinlilerin payı neydi? topraklarını yüksek karlarla yahudilere satıp paraları cebe indirirken iyiydi. şimdi" israil burda devlet kurdu, topraklarımıza çöktü, bize zulm ediyorlar" diye feryat ediliyor. evet haklılar, orada zulüm var. zamanında dedelerin yaptığı hataların bedelini bugün torunlara ödetiyorlar. bu durumda filistinin de bugün gelinen noktada suçluluk payı var. bunu bir defa bir kenara koyalım.
peki, durum böyle diye, kendi topraklarını bilerek ve isteyerek teslim ettiler diye bu insanlar zulüm görmek durumunda mı? elbette hayır. bir defa hangi dil, din, ırk, renk, inanıştan olursa olsun, insan olan herkesin, insan sıfatının korunması için bu duruma itiraz etmesi gerekir. dünyanın herhangi bir yerinde rahat ve huzur içinde yaşayan, refah içinde olan insanlarınsa, bulundukları ortam ve sahip oldukları nimetlerin hürmetine bu durumla ilgili rahatsızlık duymaları gerekir. bundan rahatsızlık duymayacak olanlarınsa, insanlıklarından ve kendilerine yaratılırken verilen insani özelliklerden şüphe duyması gerekir. bir parça da "olaki bugün sahip olduğum nimetler, hemen yarın elimden gider ve aynı duruma düşersem ne olur" sorusunu akıllarına getirerek durumu sorgulaması taraftarıyım. insan olanın insanlığa borcudur bu çünkü. bu da meselenin ikinci kısmı...
gelelim üçüncü durum saptamasına. o bölgede niye bir türlü huzur yok? israil orda bir şekilde devlet kurmuş. kendi topraklarına sahip, filistinlilerin de az ya da çok yaşadıkları bölgeler belli. aslında ortam kendi haline bırakılsa olaylar durulur ve kan akımı durur. bölge insanları mevcut durumu kabullenir ve birlikte yaşamaya devam ederler. peki buna rağmen niye habire kan akıyor o bölgede sorusu geliyor akıllara. cevabı basit aslında. çünkü olayların durulması ve bölgenin huzura kavuşması istenmiyor. hem de bizzat israil tarafından. bunun bir kaç nedeni var. birincil olarak, yahudilerin bugünkü inanışına ve muharref tevrat öğretilerine göre, o bölge yahudilere vaad edilmiş topraklar ve bu topraklarda yaşayan israiloğulları dünyanın tüm nimetlerinden yararlanırken, aynı zamanda israiloğlu soyundan gelmeyen (bu kurala göre yahudi olunmaz, yahudi doğulur. yani bir türkten yahudi olmaz. ya da sonradan din değiştirip yahudi olamazsınız. yahudi olmanın birinci şartı, kan bağınızın israiloğlu soyuna dayanmasıdır) diğer tüm dünya insanları yahudilere hizmet etmek üzere yaratılmıştır ve ibadet olarak da katledilmeleri gerekir. kanları akıtılmalı ve topraklar israiloğlu olmayan diğer insanların kanlarıyla sulannmalı ki bereketli olsun topraklar (ben demiyorum, muharref tevrat diyor). ikinci olarak, bölgede huzur hakim olursa, israil devletinin bölgedeki kontrolü ve hakimiyeti gider. bu nedenle orada sürekli kargaşa ve kavga olmalı ki israil mevcudiyetini sürdürsün. üçncü olarak da dünyanın her yerine yayılmış zengin yahudilerin, büyük israil ve vaad edilmiş topraklar için finans ayırmaları için kargaşa sürmeli. yoksa para kaynakları kesilebilir. bu nedenle o bölgede kavga asla bitmeyecek ve bitmemesi için sürekli körüklenecektir...
son olarak deli_mavi'nin dediği gibi, israilin bir vatandaşının tırnağındaki oje çizilse bu savaş nedenidir ve bunun için isterse dünyayı yakıp yıkabilir, kimse sesini çıkaramaz (niye kimsenin sesini çıkaramayacağı da uzun uzadıya bir yorum konusudur da onu şimdilik es geçelim. sadece paranın gücü diyelim). ama ölenler bizden olursa, biz ölüme ve yağmayıp sadece gürlemeye alışığız. 2 gün sonra da unutur gideriz nasıl olsa... "diplomatik olarak çok yol alınmış, büyük başarılar elde edilmiş, kriz iyi yönetilmiş" vs.vs.vs. bunlar siyasiler için başarı görünebilir ama sokaktaki vatandaş olarak beni tatmin etmiyor. ben "osmanlı zamanında herkes bizden korkardı, bir mektubumuzla dünya titrer, ülkelerin kralları dize gelirdi" hikayelerini tarih kitaplarında okumaktan bıktım. giden gitti cancağızım, artık yeni şeyler söyle(t)mek lazım...
kenan'ın olayıyla ilgili yorum yapmak istemiyorum. yaptıkları, yapmadıkları ya da yapamadıkları kendi tercihleridir.