arkadaşlar,
vergi mevzuunu biraz bildiğim için yazmak istiyorum:
araçlar, işletmeler açısından duran varlık olarak değerlendirilirler. sebebi ise, 1 yıldan daha uzun sürede kullanılacağı ve ekonomik ömrünün 1 yıldan daha fazla olmasıdır. bu bakımdan genel olarak, bir duran varlığın 5 yıl içinde ekonomik ömrünü tamamlayacağı düşünülür ve vergi mevzuatında bunun için gider payı olarak % 20 yıpranma, eskime, amortisman payı ayrılır. bu bilgi genel olarakdır. özel olarak ise, maliye bakanlığı ilan ettiği her bir kalem için amortisman oranlarını belirlemiştir. mesela, işletmede kullanılan bir bilgisayarın 5 yıl içinde eskiyeceği belirtilirken, bir tarım işletmesinde kullanılan içten yanmalı bir su motorunun 10 yılda eskiyeceği belirtilir ve buna göre yıllık eskime payı düşülür.
bu konuya dahil olan varlıklar için, amortismana tabi iktisadi kıymet denilir. her yıl fatura kesme limiti olan rakam, aynı zamanda amortismana tabi olma rakamı olarak da uygulanır. bu rakam 2006 için 520 ytl. yani, işletmede kullanmak üzere satın aldığınız bir ütü düşünün. bu ütü 400 tl olsun. siz isterseniz bunu gider olarak göstererek, işletme faaliyet gideri olarak vergiden düşersiniz. isterseniz ki.. bu özel bir durumdur. bu ütüyü demirbaş olarak kayıt edersiniz ve 5 yıl içerisinde amortisman ayırarak giderleştirebilirsiniz. işinize hangisi geliyorsa.
vergiden düşme kavramı bizde biraz yanlış kullanılıyor. vergiden düşen herhangi bir rakam yok. olay şöyle gerçekleşiyor. işletmenin dönem karı hesaplanırken, gelirler toplanıyor.. giderlerden çıkılıyor.. sonuçta ortaya dönem karı çıkıyor. bu aşamadan sonra vergi hesaplanıyor. yani yapılan iş, aslında gider göstermektir.. vergiden indirmek değildir. gider gösterilince, son olarak hesaplanan vergi daha az çıktığı için, "vergiden düşerim" sözü kullanılagelmektedir.
burda arkadaşların değindiği başka bir durum da var. motosiklet için ne olur. motosiklet de duran varlık olarak işletmeye dahil edilir. ekonomik ömrü içerisinde (örneğin 5 yıl ekonomik ömür verildi ise, 5 yılda % 20 üzerinden genel amortisman ayrılır) eskime giderleri ayrılarak, vergiden bu indirilmiş olur. aynı zamanda bu motosiklet için yapılan harcamalar da gider gösterilir. örneğin alınan benzin, tamir, lastik ve diğer yedek parçalar için işletme adına ve motosikletin plakası yazılmak suretiyle fatura alınarak gider olarak muhasebede işlenir. yalnız bunun bir normal sınırı vardır. hatırlatayım. yoksa vergi dairesinin denetleyicisi bir anormallik sezebilir. örneğin şöyle yaparsanız: nasıl olsa işletme adına, benzin al git gezmeye.. benzin al git pikiniğe.. normale göre fazla olan bu benzin alımları dikkatten kaçmaz.. vergi kaçırmaktan suç sayılır.
gelelim asıl meseleye, satın alma esnasındaki kdv, ötv durumu. şimdi bu konuda vergi mevzuatımız otomobiller için bir düzenleme getirmiş. bu düzenlemede bunlar için "binek oto" tabiri kullanılıyor ve satın alma esnasında muhasebe açısından üç rakamı bilmemiz gerekiyor. 1- otonun safi bedeli 2- kdv si 3- ötv si.
otonun safi bedeli ve ötv'si toplanarak taşıtın maliyetine eklenir ve muhasebeye yazılır. kdv'si ise; iki uygulama var. isteyen gider yazabilir. isteyen maliyete ekleyebilir. bu konuda net bir uygulama yok. yalnız işletmeler, varlıklarının daha değerli görünmesini istedikleri için genel uygulamada kdv yi de maliyete eklerler. yani bu kdv binek otolar için, İndrilecek KDV tutarı olarak, ödenen KDV den indirilemez.
bu durumun aynısı motosikletler için geçerlidir. onun için safi bedel ayrı, kdv ayrı, ötv ayrı olarak listelenmektedir.
burdaki mantık şudur; gerek binek oto, gerek motosiklet sonuçta sahsi kullanılacak bir araçtır. bunun ne kadarının işletmede, ne kadarının şahsi gezi de vs. kullanılacağı net olarak bilinemeyeceği için şu anki vergi mevzuatı böyle bir düzenleme içindedir. vergi mevzuunun içinde olanlar hatırlar, eskiden binek otolara ait giderlerin yarısı muhasebede yazılabiliyordu. ama yaklaşık 7 senedir tüm giderleri muhasebede yazılıyor.
ancak, durum işletmenin muhasebe kayıtlarında bulunan bir kamyon için çok farklı. bunun kdv si indirilebilir.
bilmem açıklayıcı olabildim mi? aslında şirket yada işletmeden bahseden arkadaşlar bu konuyu kendi muhasebecilerine danışırsa daha detaylı bilgi alabilirler. bu danışmayı mutlaka yapsınlar ve benim vermiş olabileceğim her hangi bir hatalı bilgi var ise birlikte teyit edelim. gerekirse düzeltmeye gidelim..
son olarak; şirket adına kendi motorunuzu almak istiyorsanız ile ilgili meseleye değinmek istiyorum. yukarıda bazı arkadaşlar yazdılar, bu riskli bir durumdur ve çok haklılar. meseleyi biraz açmak istiyorum:
şirket adına alındığı için, ruhsatında şirket ismi geçecek. muhasebede işlenecek. size ait her hangi ispatlayıcı bir bilgi de yok, zaten olamaz da. özellikle şahıs şirketlerinde bu büyük bir sorundur. diyelim ki, tasfiye var şirket iflas etti. o motor satılır arkadaşım. alamazsınız. satılma esnasında o motoru siz almak isterseniz yine para ödersiniz. kurtuluşunuz yok. diyelim ki, şirket ortaklarından biri sizsiniz ve öldünüz (bu dünyanın işi böyle) motosikletin yarı parasını da siz vermiştiniz. sizin mirasçılarınız o motosikletten hukuki olarak hiç bir hak dava edemez. ancak, sizin ortağınız iyi niyetli ise, muhasebe kayıtlarından bu motosikleti çırararak ve size vererek bu motosikleti alabilirsiniz. bu çıkarma olayı da satma ile olur ve satış esnasında da ikinci el bu gibi araçların kdv si % 1 olarak uygulanır. onu da sizin mirasçılara ödetmek isteyebilir yada yarısı sizindi ya motorun yarı para fiyatını talep eder ve bu kdv yi de sizin hisseniz olan yarı para üzerine ekleyerek sizden tahsil eder. yada size motosikleti vermez, yarı paranızı öder, motosiklet yine şirkette kalır. bu iyi niyetli ise böyledir. iyi niyetli değilse öteki ortak, der ki: bu motosiklet şirketin. işin içinden çıkar vs. örnekler çoğaltılabilir.
sonuç; eğer illa da böyle bir işe girmek istiyorsanız şöyle yapmalısınız:
motosiklete kaç para ödedi iseniz, şirketi kendinize borçlandıracak bir belgeniz olması gerekir. bunun en güzel örneği, bir senet doldurmaktır. karşılıklı. borçlusu şirket olacak, alacaklısı siz. senet üzerinde tahsil tarihi yazılmayacaktır. buna açık senet de denir. bu durum borçlar hukuku açısından şekli şart olarak yerine getirilmemiş olur ve geçersiz bir senettir aslında. neyse, senedin arkasına yazacaksınız ki :
bu senet, falanca marka filanca plakalı falanca isimli şirket motosikletinin alınması sırasında, filanca kişi (bu siz oluyorsunuz) tarafından verilen atıyorum 5000 TL para için düzenlenmiştir. motosikletin yarısı alacaklı filanındır.
yazdıktan sonra, en az iki şahit yazarak tüm taraflar (şahitler ile birlikte alacaklı ve borçlu ile 4 kişi olur) senet arkasını imzalasınlar.
böylece hiç değilse, kendinizi bir garantiye almış olursunuz. yarın bir gün o motosiklet satılsa bile, şirketin size borcu olduğu için, o parayı o senede dayanarak size ödemek zorunda kalır. aksi takdirde ispatlayıcı bir deliliniz olmaz.