- Katılım
- 29 Ağu 2015
- Mesajlar
- 9
- Konu Yazar
- #1
Saat 02:30da Metin ve Süleyman ile Beşiktaşta kahve içmek için bir mekana oturmuştuk. Bu günkü toplanmanın nedeni benim 1 günlük izin süremde ne yapacak olmamdı. Beni tanıyanlar genelde bilirler, 1 gün içerisinde neredeyse Iğdıra gitmeyi düşünürüm. Malum izin çok rastladığım bir şey değil.
Her neyse, bu haftaki seçeneklerim içerinde Gediz,Düzce,Edirne ve Bursa vardı. Sabah işten 4 gibi çıkıp, hiç uyumadan motora atlayıp gidecektim. Metin ve Süleyman, sorduğum sorulara sürekli Sen Bilirsin tarzında cevapladıklarından kendi kendime bir sürü soru sormuş oluyordum. Konuşmalar arasında Süleymanda bitmek bilmeyen yüzme sevdasını dile getiriyordu. Ben ise hala nereye gideceğime karar verememiştim.
Telefonu elime alınca Facebookta bir paylaşım gördüm. Berrak bir deniz, sakin bir sahil ve fotoğraf çekmek için harika bir koy. Üstelik yazıldığına göre Tekirdağ taraflarında bir yerdi. Bizimkilere gösterdiğimde onlar benden daha çok heyecanlandı. Ben duruma anlam verememişken, bizde gelelim, hadi yüzmeye gidelim dediler.
Ben eve gidip eşyaları topladım ve bizimkilerle evin orada buluştuk. Metinde motosiklet olarak Fiddle var. Eşyaları hem benim motora hemde Metinin motoruna yükledikten sonra yola çıktık. Yakıtımızı aldıktan sonra E5 üzerinden hiç durmadan Silivriye kadar gittik. Silivride bir kamyon sürücüsü kamyonunu üstümüze sürünce kendisini tatlı dille uyararak kenara çektirdik. Kamyon şoförü, bizi gördüğünü ama arkadan gelen taksinin sürekli selektör yaptığından dolayı şerit değiştirmek zorunda kaldığını söyledi. Bu mantıklı cevap karşısında arkadan gelen taksinin biraz daha hızlı gitmesinin, 3 kişinin canının önemsiz olduğunu anladık. Özür bile dilemeden fabrikaya geç kaldığını söyleyerek kamyona atlayıp yoluna devam etti. Kask kamerası kullandığımız için kendisini sonrasında tabi ki süprizler bekliyor.
Bu tatsız olay sonrasında bizde yolumuza devam ettik. Silivri sonrasında hızımız zorunlu olarak 80i geçmedi. Çünkü Metinin motosikletinin son hızı buydu. Aklıma çok gelse de yolda onu bırakıp gidemedim. Tekirdağa gelmiştik ve oraya uğramadan direk Şarköy tarafına doğru gittik. Şarköy ayrımından sonra navigasyonumuz olan Süleyman bizi kestirme diyerek köy yollarına soktu. Yola girmeden önce Süleymana ne kadarlık mesafe kaldı diye sormuştum ve bana yarım saatlik bir yolumuzun kaldığını söyledi. Bozuk köy yollarında devam ettikten sonra önümde yüksek süratle giden Metin bir anda durdu ve bizide durdurdu. Yolculuğumuzun ilk sorunu ile karşı karşıyaydık. Metinin motosikleti çalışmıyordu. Biraz inceledikten motorda benzinin bittiğini farkettik. Hemen motora atlayıp yakındaki ilk köyden 2.5 litre benzin alıp geldim. Motora doldurduk. Köy yolundaki 30 kmlik kısmı gelmiştik. Süleymana dönüp ne kadarlık yolumuz kaldığını sorunca kendisi bana tekrar yarım saatlik yolumuzun kaldığını söyledi. Süleymana sadece baka kaldım.
Sonunda Mecidiye Köyünde bulunan ve Kale Koyu diye de bilinen İtalyan Koyunun yol ayrımına gelmiştik. Yola girdikten sonra yaklaşık 1 km boyunca çukurlu,büyük taşlarla dolu toprak yoldan devam ettik. Yolculuğun en keyifli yolu burasıydı. Motosikletin arka tekeri virajlarda sürekli kayarken düşmemeye çalışıyorsunuz ve arkanızda dumana katarak yolunuza devam ediyorsunuz. Bide motosiklet hayranı köpekler sürekli peşinizden koşuyor. Sonunda varmak istediğimiz yerdeydik. Çok güzel bir kumsal, oldukça çok tahrik olmuş bir kale ve mavinin en güzel tonları. Denize akan bir tane akarsu. Az insan ve çok huzur.
Buradan bahsedecek olursam İtalyan Koyu yada Kale Koy olarak bilinen ıssız bir kumsal. Adını aldığı kale oldukça tahrip edilmiş ve ilgisiz bırakıldığından iyi durumda değil. Buranın çok tercih edilmesinin nedeni kumsalı. Çok güzel bir kumsalı var. Bir sahil yerleşkesi olmadığından buraya gelmeden önce yiyecek ve içeçeklerinizi almayı unutmayın. Sahilde Mecidiye Belediyesinin 10 TL karşılığında gün boyunca kullanabildiğiniz WC-Duş ve Gölgelik hizmeti var. Gölgelikler güzel olsa da Duş ve WCler çok iyi değil. Bunun yanında 5 TLye şezlong kiralayabiliyorsunuz. Denizi oldukça berrak, temiz ve yosunsuz. Derinlik olarak denize girince 2-3 metre sonra artıyor diyebilirim. Sakin ve genelde ailelerin tercih ettiği bir kumsal.Çadır kurmaya ve ateş yakılmasına izin veriliyor. Unutmadan sizleri burada çılgın sinekler bekliyor. Kumsalda otururken sizi çok rahat bırakmıyorlar ve bayağı ısırıyorlar. Bide buraya toplu ulaşım yok.
Denize girdiğimizde hava biraz kapalı olduğundan deniz bize biraz soğuk geldi. Kumsalda kurulanıp gelirken köyden aldığımız karpuzumuzu yedikten sonra biraz denizi izledik. Sonra dinlendip tekrar motorlara atlayıp dönüş yoluna çıktık. Uykusuzluk ve yorgunlukla birlikte yol hiç bitmek bilmedi. Sürekli molalar vermek zorunda kaldık. Dönüşte Keşanın meşhur Satır Etini yemek için bir yerde durduk. Keşana ait Satır Et, parça halindeki etin satırla vurularak kıyma haline getirildikten sonra pişirilmesi ile hazırlanıyormuş. Basit gibi duran bu işleme rağmen çok farklı bir tadı var. Kesinlikle yemeden gitmemeli.
Dönüş yolunda Metin çok yorgun olduğu için Metinin motorunu Süleyman kullandı. Metin benim arkamda otururken yolda bir çok sefer uyuya kaldı. Kaskıma bu yüzden sürekli kafa attı. Metin çok uykusuz yola çıktı, Metin gibi olmayın.
Neyseki akşama doğru sağ salim eve gelebildik. Gidilip görülen yerlere de bir yenisini eklemiş olduk.
Başlangıç : Ortaköy / İstanbul
Varış : İtalyan Koyu / Mecidiye Köy / Keşan / Edirne
Araç : RX3i Evo Motosiklet
KM : 600 ( Gezmeler Dahil )
Yakıt : 90 TL
Sürat : 80-100 km/s arası
Yazıyı okumuşken gezimizin şu videosuna göz atmayı unutmayın.
Her neyse, bu haftaki seçeneklerim içerinde Gediz,Düzce,Edirne ve Bursa vardı. Sabah işten 4 gibi çıkıp, hiç uyumadan motora atlayıp gidecektim. Metin ve Süleyman, sorduğum sorulara sürekli Sen Bilirsin tarzında cevapladıklarından kendi kendime bir sürü soru sormuş oluyordum. Konuşmalar arasında Süleymanda bitmek bilmeyen yüzme sevdasını dile getiriyordu. Ben ise hala nereye gideceğime karar verememiştim.
Telefonu elime alınca Facebookta bir paylaşım gördüm. Berrak bir deniz, sakin bir sahil ve fotoğraf çekmek için harika bir koy. Üstelik yazıldığına göre Tekirdağ taraflarında bir yerdi. Bizimkilere gösterdiğimde onlar benden daha çok heyecanlandı. Ben duruma anlam verememişken, bizde gelelim, hadi yüzmeye gidelim dediler.
Ben eve gidip eşyaları topladım ve bizimkilerle evin orada buluştuk. Metinde motosiklet olarak Fiddle var. Eşyaları hem benim motora hemde Metinin motoruna yükledikten sonra yola çıktık. Yakıtımızı aldıktan sonra E5 üzerinden hiç durmadan Silivriye kadar gittik. Silivride bir kamyon sürücüsü kamyonunu üstümüze sürünce kendisini tatlı dille uyararak kenara çektirdik. Kamyon şoförü, bizi gördüğünü ama arkadan gelen taksinin sürekli selektör yaptığından dolayı şerit değiştirmek zorunda kaldığını söyledi. Bu mantıklı cevap karşısında arkadan gelen taksinin biraz daha hızlı gitmesinin, 3 kişinin canının önemsiz olduğunu anladık. Özür bile dilemeden fabrikaya geç kaldığını söyleyerek kamyona atlayıp yoluna devam etti. Kask kamerası kullandığımız için kendisini sonrasında tabi ki süprizler bekliyor.
Bu tatsız olay sonrasında bizde yolumuza devam ettik. Silivri sonrasında hızımız zorunlu olarak 80i geçmedi. Çünkü Metinin motosikletinin son hızı buydu. Aklıma çok gelse de yolda onu bırakıp gidemedim. Tekirdağa gelmiştik ve oraya uğramadan direk Şarköy tarafına doğru gittik. Şarköy ayrımından sonra navigasyonumuz olan Süleyman bizi kestirme diyerek köy yollarına soktu. Yola girmeden önce Süleymana ne kadarlık mesafe kaldı diye sormuştum ve bana yarım saatlik bir yolumuzun kaldığını söyledi. Bozuk köy yollarında devam ettikten sonra önümde yüksek süratle giden Metin bir anda durdu ve bizide durdurdu. Yolculuğumuzun ilk sorunu ile karşı karşıyaydık. Metinin motosikleti çalışmıyordu. Biraz inceledikten motorda benzinin bittiğini farkettik. Hemen motora atlayıp yakındaki ilk köyden 2.5 litre benzin alıp geldim. Motora doldurduk. Köy yolundaki 30 kmlik kısmı gelmiştik. Süleymana dönüp ne kadarlık yolumuz kaldığını sorunca kendisi bana tekrar yarım saatlik yolumuzun kaldığını söyledi. Süleymana sadece baka kaldım.
Sonunda Mecidiye Köyünde bulunan ve Kale Koyu diye de bilinen İtalyan Koyunun yol ayrımına gelmiştik. Yola girdikten sonra yaklaşık 1 km boyunca çukurlu,büyük taşlarla dolu toprak yoldan devam ettik. Yolculuğun en keyifli yolu burasıydı. Motosikletin arka tekeri virajlarda sürekli kayarken düşmemeye çalışıyorsunuz ve arkanızda dumana katarak yolunuza devam ediyorsunuz. Bide motosiklet hayranı köpekler sürekli peşinizden koşuyor. Sonunda varmak istediğimiz yerdeydik. Çok güzel bir kumsal, oldukça çok tahrik olmuş bir kale ve mavinin en güzel tonları. Denize akan bir tane akarsu. Az insan ve çok huzur.
Buradan bahsedecek olursam İtalyan Koyu yada Kale Koy olarak bilinen ıssız bir kumsal. Adını aldığı kale oldukça tahrip edilmiş ve ilgisiz bırakıldığından iyi durumda değil. Buranın çok tercih edilmesinin nedeni kumsalı. Çok güzel bir kumsalı var. Bir sahil yerleşkesi olmadığından buraya gelmeden önce yiyecek ve içeçeklerinizi almayı unutmayın. Sahilde Mecidiye Belediyesinin 10 TL karşılığında gün boyunca kullanabildiğiniz WC-Duş ve Gölgelik hizmeti var. Gölgelikler güzel olsa da Duş ve WCler çok iyi değil. Bunun yanında 5 TLye şezlong kiralayabiliyorsunuz. Denizi oldukça berrak, temiz ve yosunsuz. Derinlik olarak denize girince 2-3 metre sonra artıyor diyebilirim. Sakin ve genelde ailelerin tercih ettiği bir kumsal.Çadır kurmaya ve ateş yakılmasına izin veriliyor. Unutmadan sizleri burada çılgın sinekler bekliyor. Kumsalda otururken sizi çok rahat bırakmıyorlar ve bayağı ısırıyorlar. Bide buraya toplu ulaşım yok.
Denize girdiğimizde hava biraz kapalı olduğundan deniz bize biraz soğuk geldi. Kumsalda kurulanıp gelirken köyden aldığımız karpuzumuzu yedikten sonra biraz denizi izledik. Sonra dinlendip tekrar motorlara atlayıp dönüş yoluna çıktık. Uykusuzluk ve yorgunlukla birlikte yol hiç bitmek bilmedi. Sürekli molalar vermek zorunda kaldık. Dönüşte Keşanın meşhur Satır Etini yemek için bir yerde durduk. Keşana ait Satır Et, parça halindeki etin satırla vurularak kıyma haline getirildikten sonra pişirilmesi ile hazırlanıyormuş. Basit gibi duran bu işleme rağmen çok farklı bir tadı var. Kesinlikle yemeden gitmemeli.
Dönüş yolunda Metin çok yorgun olduğu için Metinin motorunu Süleyman kullandı. Metin benim arkamda otururken yolda bir çok sefer uyuya kaldı. Kaskıma bu yüzden sürekli kafa attı. Metin çok uykusuz yola çıktı, Metin gibi olmayın.
Neyseki akşama doğru sağ salim eve gelebildik. Gidilip görülen yerlere de bir yenisini eklemiş olduk.
Başlangıç : Ortaköy / İstanbul
Varış : İtalyan Koyu / Mecidiye Köy / Keşan / Edirne
Araç : RX3i Evo Motosiklet
KM : 600 ( Gezmeler Dahil )
Yakıt : 90 TL
Sürat : 80-100 km/s arası
Yazıyı okumuşken gezimizin şu videosuna göz atmayı unutmayın.