Merhaba arkadaşlar. Yukardaki benzin fiyatlarıyla ilgili yazıları görünce bazı düzüeltmeler yapmayı düşündüm. Bence insanlar bulundukları yeri geçmişe göre kıyaslarlarsa daha sağlam sonuçlara ulaşabilirler. Bu benzin fiyatları bu sitede birçok forumda polemik konusu oluyor. Bazı kişiler ise olayı hemen siyasete çekiyorlar. Ancak siyaset ve ekonomi birbirine bağlı olarak yürütülse de, partizanlıktan uzak (sözüm meclisten dışarı, gerçekten kimseyi itham etmiyorum sadece fikrimi söylüyorum) eğri oturup doğru konuşmayı da bilmemiz gerekiyor. Bunları neden söylüyorum: yaşım 48, 1970 li yılları gördüm, son 40 yılın ekonomik gerçeklerini idrak ederek yaşadım, Kemal Sunalın filmlerindeki, tüp, yağ, sigara, çay, şeker ve daha birçok ürün için karaborsayı pahalılığı ve herşeyden öte bu ürünlerin yokluğunu bizzat yaşadım. 1980'li yıllarının ortaları geldi, mal bollaştı, yokluk ve karaborsa azaldı, alım gücü nispeten yükseldi. Ama hala her istediğimizi alacak alım gücümüz yoktu. 1980-81 yıllarında üniversiteyi okuduğum Gaziantepte şehirler arası telefon etmek için şehrin merkez postanesine gidip telefonu yazdırdıktan yarım saat sonra gelen sıramda ancak ailemle konuşabiliyordum. Öyle ankesörlü telefonlar falan yoktu, cep telefonu mu??? o sadece "uzay yolu" adlı dizi de kaptan Kirk tarafından mr spack, mr sulu veya dr. bilmem kimle gemiden ışınlanarak indiği gezegende, gemi ile haberleşmek üzere kullandığı, ışınlanmak kadar gerçek dışı bir araçtı. O telefonun aynısını (kapaklı olanlar) motorola firması daha sonra üretip sattı. Birşey daha söyleyeyim. Rahmetlik babam, 1973 yılında ev telefonuna yazılmıştı da telefon 1981 yılnda çıktı bize. şaka değil 8 sene sonra. 1990'lı yıllar ciddi siyasi ve ekonomik çalkantılarla geçti. Hiç unutmam, Adana-Mersin arasındaki otoyol ücreti 1.500.000 TL (1.5 TL) den 3.000.000 TL'ye çıkarıldığı için otobana giren zaten az sayıdaki araçların neredeyse %90 azaldığını bizzat gözlemlemiştim. Bu hafta sonu motosikletle gidip geldiğimiz gezi dönüşü (Adana-Kayseri kapuzbaşı gezisi), Tarsus-Adana arasında 4 şeritli otoyolun tüm şeritleri dolu olarak seyahat etmek zorunda kaldım. Benden sonra gece dönen arkadaşım da aynı şeyi söyledi. Buna yakın doluluk hafta içinde de mevcut.
Bir gerçek daha var: evet dünyanın en pahalı benzinini kullanıyoruz doğru. Ama pahalılık alım gücü ile ilgilidir. Bunu niye söylüyorum? 2002 yılnda, o günün asgari ücreti ile 109 litre benzin alınıyordu. Asgari ücret 180.000.000 TL (180 TL), benzinin litresi ise 1.630.000 TL civarında idi. Şimdi asgari ücret 650 TL benzin ise 4.42 TL/lt. Yani şu an 148 litre benzin alıyoruz. Bunun anlamı alım gücümüz %35 artmış. Benzin pahalımı evet. Ama cebimizdeki parayla 9 sene önceye göre %35 oaranında daha fazla benzin alabiliyormuyuz? evet. O zaman zenginleştik veya refahımız arttı demektir.
Bu sitede başka forumlarda görüyorum. Adamın imzasına göre adamın elinde 4 motosiklet var. Bunlar üstelik cup, scooter falan değil, pahalı motorlar. Adam hala şikayet ediyor. Bu da bana çok garip geliyor. O kadar motosikleti aynı anda elinde tutacak kadar zengin, ama sırf partizanlık yapmak için şikayet ediyor.
2011 şubatındaki motosiklet fuarında BMW 60.000 TL'den yeni modelini piyasaya sürdü (BMW 1600 GT, şu an 78.000 TL). Fuar pazar günü bitti, pazartesi günü (fuardan 1 gün sonra) bu motoru sipariş etmek isteyen arkadaşıma Borusan yetkilisi Eylül ayından önce teslim edemeyeceklerini, yani stoklarına 6 ay sonra girecek motorları bile sattıklarını söyledi. Daha örnekleri çok. Orta direk denebilecek arkadaşlarım bile 1200 GS adv aldılar. Şubat 2011 fiyatı: 53.000 TL. Yaz öncesinde esnaf arabası olan hafif ticarilerde bile 2 aylık sıralar vardı. Bilmem bu duruma siz ne diyorsunuz? Ben alım gücü, refah ve geleceğe güvenle bakabilme imkanımız oldukça arttı diyorum. Selamlar.