Çok konuşulmuş ama bende dahil olayım dedim bardaktaki fırtınaya.
Elbette vatanını sevmek plakaya kırmızı bayrak çıkartması yapıştırmakla olmuyor.
"Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır." K.Atatürk
Şimdi benim kriterim budur yani! Herkes işini iyi yaparsa memleketin hiçbir sorunu kalmaz.
İkinci olarakta; ben takarım, ne zararı var, kimse çıkartamaz, cezası neyse öderim gibi sözleride hoş bulmuyorum. Nedenine gelince insanların sadece beğendiği kanunlara, kurallara uyup beğenmediklerin uymama gibi bir lüksü yoktur. Beğenirsin yada beğenmezsin ancak vatandaş olarak kanunlara uymakla yükümlüsündür. Aksini düşünüyorsan politikaya atılıp meclise girer o kanunu beğendiğin gibi değiştirmeye çalışırsın.
Fransadan farklı görünüyor olabilir ama burada da kimse AB yi falan sallamıyor.
Atatürk'ün sözlerinden sonraki bölüme dogal olarak itiraz edecegim.
Kanunlar mutlaka birden fazla bölüme ayrilabilir ama bana göre 2 bölümdür.
Birinci bölümde olmazsa olmaz kurallar vardir.
Mutlaka uyulmasi gerekir.
örnegin adam öldürmek yasaktir.
Hirsizlik gasp vs suçlar hep yasak.
Bunlar toplumun huzurunu kaçiran ve aci sonuçlari olan eylemlerdir.
Yasa koyucu ve uygulayici bu eylemlere karsi önlem alirlar ve eylem gerçeklesmisse, cezalandirirlar.
Bu cezalari hafifleten sebepler vardir bir de.
Örnegin ekmek çalan birisi mahkeme de bir haftadir açtim, dayanamadim dese, zaten mali çalinan adam bile davasindan vazgeçer.
Devlet de naçar kalir bu söylem karsisinda.
Mecburdur affetmeye veya az bir cezaya.
Ama gelismis bir ülkede bu savunman geçerli olmaz.
En agir sekilde cezalandirilirsin.
Neden?
Gelismis ülkeler vicdansiz mi?
Hayir.
Her bir vatandasinin karnini doyurmasini saglayacak her turlu önlemi aldiklari için cezalandirirlar.
Türkiye'de o adamin ekmek çalmasinin asil suçlusu devlettir çunku ve dillendirilmese de konuya dahil olan herkes bunun farkindadir.
Örnegin karisini yatakta bir adamla yakalayan sahsiyet, ikisini de oldurup, cinayet suçuyla mahkemeye çiktiginda, sokakta rastgele iki kisiyi oldurmus adamla ayni muameleyi görmez.
Bu kadar laf salatasini ne demek istedigimi iyi anlayin diye yazdim.
Sadede geleyim.
Toplumda islenmesi suç olan baska faaliyetler de var.
Örnegin yerlere tükürmek suçtur ve cezasi var.
Fakat bu eylem bizim toplumumuzda infial yaratan bir eylem degildir.
Neredeyse hiç kimseye bu konuda yaptirim uygulanmamistir.
Suçsa suç.
Cezaysa, cezasi da var.
Plaka dedigin nanenin tabiki standartlari olacak.
Örnegin, beyaz zemin üzerine siyah yazi konusuna kimse itiraz edemez.
Bilinir ki plaka gorevli tarafindan rahatça okunabilmeli.
Bu nedenle siyah zemin uzerine yavruagzi harf ve rakamlardan olusan bir plaka takmak istiyorum diyene biz de sizinle ayni tepkiyi veririz.
Ama kösede kayitli oldugu ülkenin harflerini tasiyan bir bölümün rengi ya da yapisinin, okunabilirlige ne gibi bir olumsuz etkisi olur?
Neymis AB standartiymis.
Efendim Ab de köpek gezdirenler için de bir yasa var.
Eger köpeginiz yol ortasina miçarsa, derhal temizlemekle yükümlüsünüz.
Bu konuda size kolaylik saglamak için birkaç yuz metrede bir poset kutusu vardir.
Gider oradan bir poset alir, köpeginizin pokunu temizlersiniz.
Hadi getirin bu standarti Türkiye'ye.
Devlet köpek poku için kutular koyacak.
Güldürmeyin beni.
O kutulardaki posetleri mendil saticilarinin tezgahlarinda tanesi 50 kurustan satilirken gorursunuz ancak.

Hadi diyelim devlet ciddi davrandi ve yasayi uyguladi.
Sokak köpeklerinin pokunu kim temizleyecek.
Ceza kime yazilacak?
Devlete mi:cherry:
Kisacasi AB standardi en güzel biseydir.
Ama ne bizim devlet o standarttadir, ne de vatandas.
Bari birakin su kisacik ömrü bildikleri gibi yasasinlar.
Siz becerebiliyorsaniz, yeni nesilleri o standarda göre yetistirin...