Evet, hava/gaz diyip durunca, gaz ile benzini kastetmiştim. Sıvı benzini bir iğne dekiği gibi ucdan basıncla püskürtüldümü tanesine kadar dağılıp, gaz formunda dağılır. Buda havayla daha iyi karışmasına fayda sağlar.
Tabi, turbulansda bir yere kadar. Aşırı sirkulasyonda, havanın bile merjezkaç gücüne maruz kalîp, hava kanallarının duvarlarına ''yapışmasına'' sebep olur. Buda emmeyi zorlaştırılır. Sübap odasındaki spiral kıvrım, oraya kadar sirkulasyona uğratılan havayı duvardan, elmanın kabuğunu soyarcasına, sübap tası çapında ve ordan silindire geçecek şekilde, sıyırıp, silindire iletmesi.
Dizel motorlarda, silindirdeki karışım tutuşması için yüksek kompresionlar gerek. İstenmeyen erken ateşlemeler olmasın diye, yeni dizel motorlarda, silindire sade hava alınıp, kompresyon yapılır. Piston, ateşleme pozisyona gelince, kompresyondan daha yüksek bir basınçla mazor, injekte edilir. Buda silindirde ani patlamaya sebep olur. Tabi bu yüksek basınçları üretmek için, Yine motorun ürettiği gücden alınır.
Neticede, 120 seneden aşkın hep aynı prensiple çalışan 4 zamanlı otomotor. Nerden baksan güç kaybının hattı hesabı yok. Motorun kendini çalıştıra bilmesi için, benzinlide 20%, dizelde 40% güç kaybı deniyordu. Bu, ben mekanik okurken deniyordu.
Ama bana sorarsan, o rakanları 2 hatta 3le çarpmak gerek. O rakamlar sade dışlileri çevirmek için kayış, zincirlerin tükettiği miktarlardı. Bu yakïlan yakıtïn birde tamamı kullanılamayan ürettiği ısı enerjisi var. Hiç hesaba katılmamış. Artı, o kompresyonu ateşlerken, kullanılacak basınç, piston kolununun dlkey konumundan sade nirkaç derce sonra en güçlü basıncı uygulaması. Yanï kol, 90 derece yatıkken, en iyi kaldırma gücü konumundayken, basınç diye birşey kalmıyor, egsoz sübapları kalanıda dışarı salıyor. Azdaha dikey konumda pistona uyguanan basınç, kolun 90 derece yatay konuma gelene kadar, basıncın Çoğu silindir duvarlarına uygulanıyor. Yani, yeni bir araçda herşey değiştirildi, sade içinde gizlenmiş otto'nun b.ktan bir MOnoksit püskürten ve TORk kaybeden, motor'u hala orda. Somürge sistemi kurmuş patenti kendinde, ilahi icatla gelsen, anında başını eziyor. Kendi afedersiniz pisliğinı sürüyor.
Vankelin neyi vardı. Fikir harikaydı. Mile eksantrik bir üzgen parça asılmış olsada dairesel bir hareketti. Sade tek büyül bir üçgen olduğundan, yüksek turlarda, eksantrik üçgen ''pistonu'' motorbloğua çarpmasına sebep oluyirdu.
Niye onu geliştirip sorunu gidermediler. Kartel otto sanayinin patenti tekel olmayacaktı ve vankel daha verimli çıksaydı, otto diye birşey bile kalmayacaktı. Misal, vankeli tek büyük eksantrik üçgen ''piston'' yerine, karşılıklı 2, hatta 2 iki karşılıklıya 90 decere yatay 2 üçgen daha asılsaydı mile. Krankda sade ağırlıkla balans edebiliyor, vankeli dahada geliştirerek balansmı edemedi.
Kartel işi diyorum. Bir arabada, az çok herşey değişip, hatta uzaylı araca dönüşdü, ama içinde hala b.ktan bir otto motor değişmedi.
Sübap başlığïda otto'nun sürüsünden. Mekanik o kadarcıkla değil, bana sorsan, ben bile daha verimli fikirler ortaya atabilirim. Ülke kendi arabasını yapmaya kalkıyor. Başarammıyor. Bir insanmı kartele yeni düzen getirecek.
Neyse, dahada uzatmayayım. Zaten ottoda sınırlarına çoktan ulaşıp, ne kadar zorladığïnın farkında. 12 silindir bir lambo 390 km/h gidebiliyorsa, onu 400 km/h ya çıkartmak için 16 silindir gerekiyorsa, bunun akıl işiyle pek ilgisi kalmadığı barız bir şekikde belli oluyor.
Son bir örnek vereyim. Her otto motorda her defasında yaşadığınız olay, ama 99.9%'un bunu nedenini bilmediği olay. Vitesde boşdayken, çalışan bir motoru stop etmek için ssade konrağı kapatınca, motor 1-2 saniye içinde duruyor dimi. Buda, krankmiline, 50cm-1m çapında ağır bir volant dönmesine rağmen. Niye. Çünkü 4 zamanlı otto motor kendini çalıştırmak için ürettiği gücün yüzde 80-90'ıni kendine harcıyor. Saniye bir arabaya elimle 3-5 binkez dürte bilsem, motordan daha seri iterdim.

Bazıları, kafaları doğru çalışmadığı için, ellerine velge verilip injinör minjinör olmalarına izin veriliyor, bazılarınında kafaları fazla çalıştığı için, ellerinden belgeleri alïnıp, iş güçden uzak tutuluyor. Kapitalist dünyaya akıl işe ne gerek var, dimi. Kahraman sorsan, sioayderman, diyorlar. Kral sorsan, Sinemadan ne sallarsan salla, diyorlar.