Ekşisözlükte az önce şöyle bir yazıya denk geldim. Sebebini bilmiyorum ama buraya yapıştırmak istedim. Mekanı cennet olsun.
"bugün, pendik sahil yolunda bir trafik kazası duyumu aldık. savcı hanımla ben nöbetçi olduğumuz için otopsiye katılacaktık. merhum hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. hastaneye gittiğimizde öğrendim ki 28 yaşında bir genç erkek. motosiklet kazası geçirmiş. yabancı uyruklu (çin vatandaşı) * birisi "u" dönüşü yapılmasının yasak olduğu yerde, diğer şeritteki araçlara yeşil ışık yanarken birden manevra yapmış. bu delikanlı da duramayarak araca çarpmış ve olay yerinde hayatını kaybetmiş.
otopsi işlemleri sırasında kimlik tespiti için aileden birisi gelir genellikle. çocuğun ailesi uzakta olduğu için o sırada hastanede olan nişanlısına kimlik tespiti yaptırdık mecburen. bilmeyenler için açıklamam da fayda var. kimlik tespit tutanağından yaklaşık 6 - 7 adet çıkartıyoruz ki; bunun nüfus müdürlüğü, emniyeti, hastanesi, savcılığı boku püsürü var. her yere gönderiyoruz bunlardan.
kimlik tespit tutanağına hepimiz imzamızı attıktan sonra en son nişanlısına imza attırmak için yanıma çağırdım. tek bir nüshaya imzasını atıp kalemi bıraktıktan sonra gidecekken, kendisini uyararak diğer nüshalara da atması gerektiğini söyledim. o anda zaten ağlamaklı olan kızcağız iyice kendini bırakarak ağlamaya başladı. o diğer nüshalara imza atarken, her nüshada ağlamasının şiddeti daha da arttı. daha 3. nüshaya imza atmışken içimden "al nuri şu kağıdı artık önünden. sokarım bürokrasisine, prosedürüne gelmişine geçmişine dedim" ama yapamadım.
orada diyemedim. belki burayı okursun bir süre sonra. özür dilerim bacım. bunu sana yaşattığım için."