Oğuzhan kardeş,
Bende senin gibi kavgayı sevmeyenlerdenim.
O yüzden genelde başkalarıyla değil kendimle kavga ederim
Bizim iş yerinin altında binanın sol tarafında ocakbaşı var.
Araçlarımız sabah apartmanın önüne parkeder. İş programına göre malzemesini alır en geç 09:30 da hareket ederler.
Akşamlarıda iş yerinde kalacak araç varsa, özellikle uzağa parkettiririzki akşam ocakbaşına gelen müşteriler, vale park yeri bulsun diye.
Neticede oda esnaf para kazanacak. Tabi o bizim bu iyi niyetimizden habersiz.
Yıllar önceydi. Araçlardan bir tanesi sabah çalışmadı.
Tamirci geldi baktı. Bir parça lazımmış. Sipariş etti ama ertesi gün gelecek.
Tabi araba kapının önünde kaldı ertesi güne kadar.
Bu arada ocakbaşının tam önüde değil. Bizim daire tarafının önünde.
Vay babam " orada araba bırakılırmıymış, bir daha olursa lastik indirirmiş, zart ta zurt".
O günden sonra takışmalar başladı.
En sonunda tepem attı bir gün. Nakliyeci bir arkadaşa açtım telefonu.
"Elinde iş var mı" dedim.
"Yok abi, yatıyoruz" deyince.
"3 gün sonra Ankara şubeye mal gidecek. Getir kamyoneti bizim kapının önüne parket" dedim.
Bizim nakliyeci getirdi kamyoneti sabahın köründe ocakbaşının tam önüne parketti.
Ocakbaşı homurdanıp duruyor.
2 gün kaldı orada. lastiklerini indirmişler.
"Bak arkadaş biz bu kamyoneti çekemeyiz. Git hava pompası al lastikleri şişir"
Eşşek gibi gitti, hava pompası aldı geldi.
"Bir dahada mızmızlık yapma. Otobüs parkettiririm buraya" deyince sesini kesti.
O gün, bugündür mutlu mesut geçiniyoruz
Geçen yılda, sağ alttaki çelik kapıcıda çalışan kadının nedense durup dururken damarı tuttu.
Hatta benim aracıma şüpheli araç var diye 155'e ihbarda bulunmuş 2-3 defa.
Hakkında emniyete sahte ihbar yapmak, emniyet birimlerini gereksiz meşgul etmekten dava açtırttırdım
Şimdi oda süt liman
Hülasa kavga, höt, düt yerine daha insani

çözümler bulunabiliyor