Okumaya Değer Birkaç Yazı

Katılım
17 Haz 2008
Mesajlar
93
Kişi hayatına giren kişiler beraberinde çok şeyi getirir
Kişi bay yada bayan demiyorum kişi ?
Her insan kişi yada kişilerce tanışma imkanı yakalar kişi tanıştığı insanın kişiliyet özelliklerini
ele alaraktan onu tanımaya başlar.
(güven,sevgi,saygı) örnekler yazmakla bitmez
Geven zorlu bir sınavdan sonra kazanılabiliniyor kaybedilmesi her nekadar kolay olsada …
Sevgi….. hımmmmmm şayet kişinin ilk aşkıysan bilki mücadelesinde asla vaz geçmeyecektir …
Saygı kişi saygının ne olduğunu bilmiyorsa o zaman sana taş atana sen ekmek atacaksın başka yolu
kitabı yok …
Bu üç ana temayı saydık ve açıklama getirdik bu üç temanın kendince koşulları var ama kişi hakkında

Kişi kariyerli olabilir her şeye sahipte olabilir onun için yok yoktur bütün imkanlar elinin
altındadır her şeyi yaşar ama bir şey var bu saltanat kış ayında serada yetişen domatese benzer
pahalıdır şekil olarak ta aynıdır fakat mevsimdeki tadı vermez …
Kişiye bir kişiliyet verelim ( Erkek + Kadın )
Şimdi iş biraz karışıyor işte ….
erkek
Yukarıdaki yazdığım özellikteki bir erkek şayet bir iş sahibi insan değilse bu kişinin adresi gece
hayatının yaşandığı barlardan birindedir .
Yukarıda saydık ya kariyerli her şeye sahip dolayısıyla gecesini beraberinde geçireceği bir bayan
bulması fazla uzun sürmez ama sadece bir gecelik bunuda unutmayalım ….
Bunca olanaklara sahip bir olan bir erkek gidipte falanca yerde marangoz kemal ustanın kızını satın
alamaz çünkü marangoz kemal ustanın kızı bir geceliğine satılık değildir …
Kemal usta dükkanına aldığı mal karşılığında da vermez kızını çünkü kemal ustanın sera domatesine
ihtiyacı yoktur o mevsimini bekler …
Kadın
Bayanlarda her şey ufak yaşta annesinin ona öğrettiklerinle başlıyor.
Babaları yaşadığı duruma genellikle mudahale etmez ama kimiside çok katıdır .
Büyür her şeyin farkına bilincine varır iş meslek sahibi olur kendine bir yol çizer ve devem eder .
Her kişi kendine farklı bir yol çizer bu yolda virajlar , engebeler , çukurlar
Olabileceğinide unutmayalım ..
Bazı yaşanan olaylarda arkadaşlıkların çok büyük rolleri olduğu aklımızın bir köşesinde olsun
Örnek verebiliriz sigaraya başlayan bir insan alkol , uyuşturucu , işte bu örnekler yolun bozuk
engebeli yerleri bir kız arkadaş tanıyıp bir gün iki gün üç gün derken dost olurlar sonra kendisini
yukarıda erkek benzetmesiyle kendini tanıtan bir erkele tanışır çay sohbet derken eğlence
sabahleyin kararan bir hayat sonra kendisini bozuk yollara adayan kişiler olarak çıkıyorlar
karsımıza …
Tabi güzel yolda olanda doktor hemşire ve en önemlisi anne olarak hayatın en güzel meyvası oluyorlar
.
Erkekte kadında kimisi sever karşılık bulamaz kimisi aldatır kimi yalan söyler kimiside yapmış
olduğu çok aşırı ilgi karşınında terk edilir .
Beklide bu ilgiyi kaldıramadığından korksa olsa gerek hayatta bazı şeylerin fazlası insanı ürküte
biliyor yuvasından rahatsız edilipte ürken bir kuş asla yuvaya bir daha dönmez örneğinden yola
çıkabiliriz bunuda güvenle başlaştırabiliriz …
Kimisi parasını sever , kimisi insanlığını ,kimi vermiş olduğu güveni , kimisi sagısını ve değerini
sever .
Yıllar önce bir terminatör filmi vardı bilmem bazı seyredenleriniz hatırlar terminatör çocukla
annesinin arasında olan olayları takip ediyor gülmeleri ağlamaları ve soruyor neden ağlıyorsunuz
diye çocuk bir şekilde anlatmaya çalışıyor ama terminatör anlamıyor çocuk gülmeyi öğretiyor ama
filmin sonunda terminatör kendini imha ederken çocuk ağladığı zaman ozaman anlıyor neden ağladığını
ve diyor artık neden ağladığınızı biliyorum ama asla yapamayacağım bir şey diyor ve kendini imha
ediyor
Bir makine insan hayatını kavradıysa belki bunu bizde yapabiliriz !!!!
Gelip geçici şu dünyada kimse kimseyi kandırmasın herkesin bir hayali olabilir önemli olan hayalleri
gerçeğe dönüştürebilmek
Hayata kurdun kırmızı başlıklı kıza baktığı gibi bakmayın
Hayata ferhatın şirine bakar gibi bakalım onun gözünden onun yüreğinden
Unutmayın kişi hayatına giren kişiler beraberinde çok şeyi getirir ama giderken yalnız kendini
götürür ……
Yaşanan hayattan sevgilerimleeeeeee
 
Katılım
17 Haz 2008
Mesajlar
93
Aşıklar Koklasınlar

Aşıklar Koklasınlar


11:10:07\02:56

Kasabanın birinde gözlerini açmışlardı dünyaya iki çocuk.
Ayrı ayrı dost ailelerin çocuklarıydı bunlar biri kız diyeri erkekti
Hiçbir şeyden habersizlerdi ve büyümeye başladılar emeklediler yürümeye başladılar evcilik oyunu
oynadılar .
Oynadıkları oyunda evin anne babası oldular .
Okula başladılar aynı sırada oturdular aynı kitaptan okudular hasta oldular üzüldüler beraber
iyileştiler beraber üzülüp beraber güldüler derken birbirlerine aşık oldular .
Anlamışlardır ayrı yapamayacaklarını fakat erkeğin askerlik çağı gelmiştir kız ayrılacağından biraz
üzgün ama şerefli bir göreve gittiğinden mutludur ve o gün gelmiştir davulla zurna ile uğurlanmıştır
.
Askerin günleri zor geçsede her gün şafak defterinden bir gün karalamıştır ve sadece doğacak
güneşini bekliyordur sabırsızlıkla.
Kız kasabadaki milli eğitim bakanlığının düzenlediği dikiş nakış seminerine gitmektedir hem vakit
geçire bilmek adına hem de sertifika alabilmek için .
Semineri düzenleyen il milli eğitim müdürlüğüne bağlı okuldaki seminer yöneticisi olan 35
yaşlarındaki öğretmen bu kızın yapmış olduğu her şeyi çok beğenmektedir ve bunuda söylemektedir .
Öğretmen her gün kızı düşünür düşünceler duygulara dönüşür derler ya öylede olmuştur .
Kız bunu ilk etapta kabullenememiştir fakat annesi kızın aklına girmeyi başarmıştır .
Şu an askerde beklediğin hiçbir şeyi yok sana ne vere bilir der ama öğretmenin bir arabası maaşı ve
yaklaşmakta olduğu emekliliği vardır şeytanında vermiş olduğu vesvese ile kız evet anne haklısın der
ve öğretmenin düşünceden yola çıkmış duygularını yüreğine misafir eder her zaman mektup yazdığı
askeri unutmuştur asker kıza hep mektup yazar ama cevap alamıyordur annesine sorar annesi de derki
oğlum sen ondan umudu kes der asker cevabı alınca çok üzülmüştür .
Ve hep karanlık zindan olan gecelerin aydınlanması için dua eder kız bu arada nişanlanıp evlenmiştir
bir birinden güzel takılar hediyeler ve mücevherlere sahip olmuştur .
Derken asker görevini tamamlayıp kasabasına dönmüştür durumu görünce kabullenemez olmamalıydı der
sevmiştik oynamıştık okumuştuk der ama olanlar gerçektir .
O günden itibaren daha sevgi ona bir nefret olarak anı bırakmıştır annesinin ona bulduğu genç
kızları istememiştir .
Erkek askere gitmeden kıza bir gül fidanı almıştı ve ona demiştiki bu fidan ne zaman solarsa o zaman
senden vaz geçtiğim ve seni sevmediğim gündür demişti .
Kız annesinin evinde kalan fidanı unutmuştur bile çocuk gün geçtikçe sıkıntıdan stresten erimeye
başlamıştır doktorlar hastaneler fayda olamamıştır çocuk artık ölüm döşeğindedir ve annesi nede bir
vasiyette bulunur bir zamanlar gelinin olacak kıza bir gül fidanı vermiştim ben kendimi hiç iyi
hissetmiyorum ona söylersin ben ölünce o fidanı mezarımın tam ortasına diksin
Annesi çok kızmıştır her şey onun yüzüne geldi senin basına hala onu düşünüyorsun der .
Ne ölmesi daha yaşın kaç olur mu öyle şey der .
Çocuk o gece yatmış olduğu uyku son uykusu olmuştur .
Sabah annesi feryat etmiştir ağıtlar yakmıştır fakat nafile ikindi ezanınla beraber çocuğu kara
toprağa gömmüşlerdir .
Aradan birkaç gün geçtikten sonra oğlunun vasiyeti gelmiştir aklına ve kızın yanına gider ve durumu
açıklar kız üzülür ve vasiyetini gerçekleştirir kızın evinin camından mezarlık gözükmektedir kız
acaba dikmiş olduğum gül tutumu diye camdan baktığında çok güzel bir gülün açmış olduğunu görür ve
kız garip olur bir ay geçer kış gelir iki ay geçer kış gelir hala çok güzel güllerin açmakta
olduğunu görür ve askerin ona söylediği söz aklına gelir bu fidan ne zaman solarsa o zaman senden
vazgeçtiğim ve seni sevmediğim dündür demiş olması onu çok düşündürmüştür .
Gözlerinden akan sıcak yaşlar yüreğindeki ateşi söndürmeye yardım edememiştir .
Öğretmende karısının neden mutsuz olduğunu düşünmüştür fakat umursamıyordur karısına her zaman
kinden daha fazla para verir ona hediyeler alır ama nafile kadın evin buğulu camını silip gördüğü
muhteşem açmış olan güller ömründen ömür alır derken öğretmen bir trafik kazasında ölür kadın yapa
yalnız kalmıştır .Ama karnında bir çocuk vardır hamiledir kadının aşerdiği günlerden birinde canı
gül kokusu istiyor her yere bakıyor ve gül bulamıyor evin karsısındaki mezarlık son anda aklına
gelmiştir
Ve eski sevgilisinin mezarının yanına gider o güzel güllerden bir tane koparır doyumsuz olan
kokusunu içine çekmeye başlar
Bir zaman sonra kadın doğum yapar nur topu gibi bir erkek çocuk dünyaya getirir fakat çocuğun
yüzünde kırmızı renkte bir leke vardır kadın şaşırır ve kasabanın ebesine sorar bu nedir diye ve ona
derler sen hamileyken gül kokladıysan olmuştur ama kadın inanmamıştır ve şehirdeki hastaneye
gitmiştir orada beş yüz bin kişide bir olan gül vakası demişler zararsız olduğunu da
belirtmişlerdir kadın ikinci kez yıkılmıştır her gün mezarlığa bakmasına gerek kalmadığını
öğrenmiştir çocuk büyümüştür asker olmuştur askerden gelince iş hayatına atılmıştır anne git gide
yaşlanmaktadır aradan geçen onca senelere rağmen mezarlığa baktığında hala güller vardır bir gün
evin penceresinden bakarken eski günleri hatırladı askerin o gül fidanını verdiği günü anımsadı ve
ağlamaya başladı o sıra oğlu geldi ne oldu anne diyince annesi bir şey yok dedi ama oğlu ısrar
edince dayanamayıp oğluna bütün olan biteni anlattı çocukta çok duygulandı ve anne oğlundan bir
ricada bulundu oğlum yarın bir gün ölürsem o gül fidanından bir parça al benim mezarıma dik çocuk
biraz söylediklerine kızsa da olur der seneler sonra anne ölür ve çocuğu onu ebediyete uğurlar
aklına o sözler gelir annesinin sevgilisinin mezarına gider ve gördüğü manzaraya şaşırır kalır
senelerce dört mevsim Açan güller solmuş ve fidanda kurumuştur .
Çocuk yaşanmış olan paylaşımdan büyük bir ders alıp hayatındaki yaşamış olduğu tecrübelerinin
arasına bu paylaşımı eklemiştir ve annesinin mezar taşına adını soya adını doğum ölüm tarihini
altına da Dikmiş olduğum Bu gülün benim için tatlı acı hatıraları vardır aşkı bu gülle öğrendim
saadeti bu gülle tattım bir şey daha öğrendim bu gülle her şeye sahip olmak isteyen elindekinin de
kaybediyor aşıklar koklasınlar Son... 05:14
 
Katılım
17 Haz 2008
Mesajlar
93
Mezarcının Hayatından

Mezarcının Hayatından


26 11 06 19:02

Henüz çok ufaktı okula gidiyordu çalışkan bir erkek öğrenci idi öğretmenleri onu çok seviyordu
başarılıydı saygılıydı .
Babası ona çok değer veriyordu her sabah uyanmadan önlüğünün cebine harçlığını koymadan gitmez idi
yanağından küçük bir öpücük teninden bir koku koklardı mis kokusu
Annesi her sabah uyandırmaya kıyamazdı onu çok seviyordu okula gitmeden kahvaltısını yedirirdi
beslenbesini hazırlardı önlüğünü giydirirken çocuk bakardı cebimde param varmı diye ve olduğunu
görünce çok seviniyordu okula annesi götürür annesi alırdı derslerini çok önemserdi .
Akşam babasının gelmesini bekliyemeden uyukluyordu ama kanepene ama yatağında ama her aksam ve sabah
babası onu öpmeden yapamazdı
İlk okulu bitirdikten sonra babasını kaybetti çok üzülmüştü ağlamıştı ilk hayatın acı darbesini
ordan aldı . ne kadar üzülsede acı gerçekti bu ölümün ilk adını burada öğrendi babası için camide
sela veriliyordu onu yıkıyorlardı hepsi gözü önünde yapılıyordu şaşkındı hemen cenaze namazı
kılındıktan sonra alal acele gömdüler çocuk anne babam buradamı kalacak artık diyince anneside
kendini tutamamıştı . çocuk her gün babasının mezarına gidiyordu mezarına çiçek ekiyor bakımını
yapıyordu onunla konuşuyordu konuşmasının sonunda baba ben gidiyorum yarın gelicem oldumu baba beni
duydun anladın dimi demeyi unutmuyordu gün geçtikçe yaşı ilerliyordu ama her gün babasının mezarına
gidiyordu bir birinden güzel çiçeklerin bakımını yapıyordu su döküyordu bu durumu basından beri
takip ettiği mezarlık müdürü bir gün dayanamamış ve çocukla konuşmaya başlamıştı basından geçen
olayı biliyorum anlıyorum bu zamana kadar çok kişilerin yakınları öldü ama kimse senin babanı
ziyaret etiği kadar gelmedi sen çok dürüst ve zeki birisin seni istersen bu mezarlığın bakım ve
çevre güzelleştirme bölümüne ala bilirim ne dersin diye sordu ? çocuk dünden razıydı ve cevabına
evet dedi …
Mezarlık müdürü çocuğu taş yazıcısının yanına verdi müdürün düşüncesi burada durduğu müddetçe bir
meslek sahibi de olsun mezar taşı yazıcısı çocuğa bu işi öğretiyor ve onu oğlu gibi seviyor ve
yazıcıda oluyor boş vakitlerinde mezar kazıyor cenazelere katılıyor ve her zaman babasının mezarına
gidiyor onunla yine konuşuyor yine gelicem oldumu baba beni duydun anladın dimi demeyi ihmal etmiyor
.
Her katıldığı cenazede mezar kazma işini üstlendiği gibi gömme işinide seyrederken adeta babasını
hatırlıyor her cenazenin arkasından ağlıyor .
Bayramlarda kandillerde mezarlık ziyaretçilerini karsılar cenaze yakınlarının isteği üzerine mezar
bakımı yapıp bahşiş niyetinde ücret verirlerdi .
Almış olduğu paralarını annesine verirdi annesi onu çok seviyordu ve gurur duyuyordu .,
Mezarlıkta mıntıka temizliğine çıktığında bir mezar basında bir kızın ağladığını ve kendisi gibi
mezarla konuştuğunu görmüştür hiç sesini çıkarmadan olduğu yere oturup ona bakmıştır kız arkasını
döndüğünde mezarcı çocuğu ağlamakta olduğunuda görünce kızda merak eder benim annem ile babam öldü
bir trafik kazasında ben onlara ağlıyorum sen neden ağlıyorsun dedi ?
Benimde babam ölmüştü bende senin gibi babamla konuşurdum ona anlatırdım ağlamadan yapamazdım baya
zamandır burada çalışıyorum senin gibi birine ilk defe rastlıyorum çok kişilerin yakınları ölüyor
ama bir gün geçince unutuyorlar
sen hatırlıyorsun insanın yaşayanlara olan saygısı kadar ölüleri nede saygısı olması lazım onları
sadece bayramlarda kandillerde hatırlıyorlar .
hüzünlenip ağlayışımın sebebi annene babana ardında senin gibi birini bırakmalarına .
o an kız erkeğin erkekte kızın göz yaşlarını siler erkek her ne kadar asil davransada kız çok
dugusal olduğundan yüzü pembeleşmiştir …
o günden itibaren arkadaş olmuşlardır kız da erkekte her gün mezar ziyaretlerini yapmaktadır .
bir zaman geçtikten sonra kızında erkeğinde aklındaki düşünceler duygular dökülmüştür artık
birbirlerini seviyorlardır aşık olmuşlardır.
Çocuk durumu annesine anlatmıştır annesi gayet hoş ve samimi bir şekilde karşılamıştır
arkadaşlıkları devam ederken evlilik kararına varmışlardır ve ni hayetinde evlenmişlerdir güzel bir
yuvaları olmuştur çocuğun anneside durumdan memlundur onu kendi kızı gibi görür hiçbir sorun
yaşamazlar .
Kızda erkekte mezarlığı hiç aksatmadan yaşarlar günün birinde kız annesine müjdeli haberi verir anne
hamileyim der ve anne çok sevinir torun torbaya karıştığı için akşam kocası işten geldiğinde
mutluluk sevinci olduğunu görür ve sorar ne oldu size yav böyle sevinçlisiniz der ?
Kadın müjdeme ne verirsin der kocası annesine bakar ve iyi bir hediye olmadan müjdemizi vermeyiz
der adam çok şaşkın bir halde durumu anlamaya çalışır ama anlayamaz eşi bir bebek beşiği alırsan
sana müjdemizi söyleriz der ve adam sorar neeee babamı oluyorum yoksa der ! eşi mutlu bir şekilde
ona sarılır ve evet sana bir çocuk veriyorum der ailede herkes çok sevinçlidir mutludur adam çocuk
sahibi olacaktır ne yapacağını bilemez şaşkındır daha doğmadan bu sevinç acaba doğduktan sonra ne
olacak nasıl bir duydu der veee ekler …
Günler geçer haftalar aylar geçer bu geçen zaman içinde çok kişinin cenazesine katılmıştır ama
ağlamamıştır bu sefer ölüm olduğu gibi doğumda olacağının kararına varmıştır .
Yine babasının mezarını ziyaretinde baba nasılsın bak sana müjdeli bir haberim var torunun oluyor
der yine ayrılır oradan ama eskisi gibi babasınada ağlamıyordur ölümün gerçek olduğunu
kabullenmiştir . ve yazıcı olan ustasına bir vasiyette bulunmuştur usta sana bir vasiyet bu kadar
kişinin ölümüne şahit oluyorum bir gün bende ölürsem benim mezar taşıma yazarsın Delisi olan her gün
ölüsü olan bir gün ağlarmış diye oldu mu der ustası ona sen yazacaksın be oğlum benim taşımı merak
etme der ….
Ve beklenen gün gelmiştir kadının doğun sancıları tutmuş artık hastaneye götürmüşlerdir doktor
bakmıştır zor bir doğum olacağına karar vermiştir ama bunu ne anneye nede babaya söylemişlerdir
doğum hanedeki kadın sancılar içinde feryat etmektedir doğum basarıyla gerçekleşmiş dünyaya bir nur
topu gibi kız bebek getirmiştir.
ama anne doğum sırasında vefat etmişi tir ………………….
Eşi ve annesi bu durumu öğrendiğinde şok olurlar dünyaya gelen bebeklerine mi sevinsinler ölen kızı
ve eşinemi üzülsünler anne bu acıya dayanamadan bir kalp krizi geçirir ve oda vefat eder adam ikinci
bir darbeyle karşılaşır ne yapacağını şaşırır hayata dayanma gücünü doğan bebeğinden alır yine sabır
eder çok ağlar üzülür aynı gün olan iki cenazeye aynı gün sela verilir aynı gün namazı kılınır bu
sefer kazacağı mezar eşi ve annesi içindi kazmayı toprağa her vuruşunda hayatındaki yaşamındaki bir
olayı anımsıyordu ölüler yıkandı namazı kılındı ve gömülmeye geldi kendini tutamadı kucağında bebesi
vardı eşinin ve annesinin toprağını atamadı kızı kucağında sessiz olan gömü sırasında ağlıyordu
dayanılmaz bir ses sanki oda annesi ve baba annesine ağlıyordu .
Adam hayata sıkıca sarılmıştır sadece kızı için kızı zamanla büyür okula başlar on annesinin
sevgisini eslik etmez onu bağrına basar babasının ona yaptığı gibi formasının cebine her gün
harçlığını koyar bunu yaparken yine aklına babası gelir okula götürüp getirir okuması için elinden
geleni yapar kız okur .
Bu arada adam babası annesi ve eşinin mezarını ihmal etmez onların bakımını yapar ve onlarla konuşur
son olarak eşine senin sevgini aratmıyorum kızına der bana dünyadaki tek yaşama hakkını dünyaya
getirdiğin kızımla veriyorsun der ve ayrılır oradan .
Kızı zaman geçtikçe babasını basına gelen olayları anlamış ve babasıda ona anlatmıştır bütün her
şeyi kız babasının yasadığı olaya çok hüzünlenip ona verebileceği en büyük sevincin okuması olduğuna
karar verir .
Kız tıpı oku ve bölümünün en başarılı öğrencisi olur her şeyi babası için yapar ve ilk görevi acil
müdahale olan bir ambulansa çıkmıştır artık ambulans doktorudur herkesi hayata döndürür bunu
yaparken mutluluk duyar ama ölen hastaları için her şeyi hatırlar ve aklına babası geliyor bu ölen
insanında mezarını babam kazacak mesleğine daha çok sarılır azimle çalışır kendini insanların
hayatını kurtarmaya adar bir gün gelen bir haber kalp krizi geçiren bir hastanın olmakta olduğunu
belirler adresi ambulans şöförü biliyordur kız acele et derken kendi yasadığı mahalleye girmekte
olduğunu fark eder çok heyecanlıdır kim acaba diye kalabalığın kendi evinin önünde olduğunu
görünce ambulans yaki doktor kız şaşkın bir hal alır neresi der şöföre ? şöför bu ev der ora benim
evim der evet burası der yine şöför .
Kız babasının kalp krizi geçirdiğini görünce ambulans şöförüne hadi hada hızlı der ilk müdahale
yolda yapılmıştır ameliyata alınan adam maalesef hayata döndürüle memiştir kız olayın şokunda
olduğu halde ne yapacağını şaşırmıştır babası bir gece morgda kalmıştır kız evinde bir mektup bulur
babası ona şöyle demiştir ..
Kızım sen benim gibi her gün ağlama emi mezarımada gelme ben senin yanına her aksam gelirim
yanağından öperim sakın bunları okurken bile ağlama oldumu canım sen işini yap ben rahat ederim
işine saydı duy önem ver unuta insanlara hayat veriyorsun onları yasama döndürüyorsun ben yine
yasıyorum merak etme oldumu .
Senden bir isteğim var benim ustam olan yazıcım var onun yanına git ve deki babam sana bişi demiş
onu yap oldumu de . hadi beni ölmemiş gibi hayatını yasa ben senin her zaman hayatındayım ……
Babasını gömmüşler kız ağlamıştır hüzünlüdür babasının ustasını bulmuştur olayı anlatmıştır ustası
şaşırmıştır ve çırağını o zaman anlamıştır gözünden yaş gelmişitir ustası kıza demiştirki Öyle bir
hayat yaşa ki öl de arkandan mezarcı dahi ağlasın bu sözümü unutma !!!
Ustası çırağının dediğini yapmıştır ve yazısını yazmıştır mezar taşını koymuştur
Kız babasını ziyaretine geldiğinde babası ona hayata dair mesajını vermiştir taşında yazılan yazı
ile...
Ölenle ölünmüyor...
SON 22:07
 
Katılım
17 Haz 2008
Mesajlar
93
Hayatın Gerçekleri

Hayatın Gerçekleri


11 02 07 23:58
Hayatın Gerçekleri
İnsan hayatı ne olacak fazla bir şey değil en fazla 100 yıl doğmak büyümek yaşlanmak ve ölmek
neleri sığdıra biliyoruz dimi ne çok şey . olumlu ve olumsuz her şey istediğimizi kabullenip
istemediğimize bahaneler sorunlar çıkara bildiğimiz bir hayat kimisine bey efendi kimisine ne var
diyebildiğimiz bir hayat .
İşimize gelen kurallara uyup işimize gelmeyen kurallara uymadığımız hayat ama yinede hep bahaneler
bulduğumuz hayat .
Her şeyi yaparız iyi gider bir sorun odlumu iyi giden her şeyi unuturuz .
Yolda giderken yerde para buluruz seviniriz alırız .
Ama ayağımız bir taşa takılsa onu oradan kıpırdatmayız bile .
Milli piyango oynasak çıkmayınca bir çıksaydı şunu bunu yapardım deriz çıksa ortadan hemen
kayboluruz hayatını değiştirirsin .
Parası olanla : aşk yaşanır
Parası olanla : dost olunur
Parası olanla : her şey yapılır yeterki paradan haber ver denir .
Günümüzün insanları çok değişmiş ne aradığının farkında değil arkadaşlar şunu anlamak lazım hayat
istediğimiz gibi olmuyor işte .
Ne zaman ne olacağı belli olmuyor bunu haber verende olmuyor kimse kahin değil alim veli zat da
değil onlar dahi bilmiyorlardı ama biz bilmek istiyoruz .
Neden efendim çok mu korkuyorsun ne zaman nerde öleceğinden ?
Ölmek sorun değil hesap vermek önemli olan !
Çok mu sevdin nerde sevdiğin yok mu yanında ?
Demekki sevememissin sevsen yanında olurdun !
Tek gözünle hiçbir zaman ağlayamasın iki gözünle ağlarsın
Tek kulağınla duyamassın iki kulağınla duyarsın
Bir elin nesi var iki elin sesi var tek elini kullanamassın
Tek ayağınla yürüyemessin iki ayağınla koşarsın
Bir tek kalbinle seversin sevdinmi tam seversin !
Sevilecek insan bu sevgiye layık olmalı !
Hoş görülü olmalı !
Karşılıklı olmalı !
Sabırlı olmalı !
İtaatkar olmalı !
En önemlisi saygılı olmalı !
Koşullar şartlar ne olursa olsun kimse sevdiğinden vaz geçmemeli !
Burada ufak bir hikaye anlatayım : padişahın bir köpeği varmış bu köpek her zaman bok yermiş tabi
ahali bunu görünce der yaaaa padişahın köpeği bok yiyorsa bizim köpekler ne yapmaz ahali den biri
padişahın vezirine durumu anlatmış vezirde padişaha padişah köpeği çağırır derki oğlum sen neden bok
yiyorsun sen bir padişah köpeğisin der padişah .ne derse desin bir türlü vaz geçiremezler köpeği bok
yemekten .
Padişahın aklına bir fikir gelir oğlum sana her gün bir kuzu kestirecem ama sen bu bok olayından
vaz geçeceksin der köpek düşünmem lazım der ve iki gün düşünür sonunda karar verir padişahın sorduğu
zaman der padişahım tamam kabul ediyorum ama bir şartım var bok yemicem ama günde birkez olsun
koklayayaım olmazmı der………..
Nasıl ölüm korkusu varsa içinde sevgi korkusu da olması lazım !
Bir yunan ata sözünde ( korku mantıktan kuvvetlidir ) der ve ekler .
Korktuğunuzda mantığınızı devreye sokamassınız en çok reflekslerinizle hareket edersiniz bu refleksi
doğal yaşantınızda kullana biliyormusunuz
Sevginizde kullana biliyormusunuz hayır olmuyor dimi devreye mantık giriyor yani aklımız başımıza
geliyor .
Peki neden aklımızı toparlamıyoruz ?
Hemen yine korkularımız reflekslerimiz devreye giriyor dimi !
Bir zengin ben çok zenginim diye bağıra biliyormu kamu önünde ?
Hayır bağıramıyor beni öldürürler korkusu var var çünkü !
Peki çok seven bir insan sinemada ışıklar sönükken haykırarak bağıra biliyormu sevdiği insanın adını
şanını ?
Hayır bağıramıyor deli derler korkusu var çünkü !
Hani sevmek delilikti ?
Hani sevmek her şeydi ?
Hani sevmek olmaz olmazdı ?
Hani sevmek terk edilmemekti ?
Hani sevmek beraber sevip ölmekti ?
Hani sevmek görmeden bir şeyleri yaşaya bilmekti ?
Haniler hiç bitmiyor ki !
Demekki sahte sevgiler varmış ?
Ne anlama seversin o zaman efendi ?
Ne anlama umut verirsin o zaman ?
Bir fıkra anlattım güldük ama gerçeğe bakalım
Af edersiniz konuşacağım ama bir köpeğin boku sevdiği kadar sevgilisini sevemeyen insanlar var !
Köpek için o bok çok değerliki vaz geçemiyor !
Ama biz sevdiklerimizden vaz geçebiliyoruz kural ve sorun tanımaksızın .
Nerde kaldı sevgin ?
Nerde kadı saygın ?
Ne yazıkki hepini yitirmişiz !
Yazık olmuş bizlere !
Hayatın gerçeklerini yaşamaya ömrüm yeterse eğer sevgilimi bir köpeğin boku sevdiği gibi seveceğime
ant içiyorum!!!
Hayatın Gerçeklerinden
SON 01:20
 
Katılım
17 Haz 2008
Mesajlar
93
hayat mücadelesi

Biraz hayat mücadelesinden bahsedeceğiz
Her kalemden ele alalım bu mücadeleyi ister insansal ister hayvansal olarak evrenin bir mücadele
çabası vardır.
Bazen televizyonda seyrederiz hayvanlar alemini hayvan dediğimiz basite aldığımız mahlukatların
inanılmaz bir hayat mücadelesi var .
Bir cobra yılanı hemen hemen kendi türü dahil yılan uçar kaçar hayvanlarla besleniyor .
Fakat üreme zamanında yumurtalarının çatlamasına bir iki gün kala yuvasını erk ediyor
Çünkü yumurtalarından çıkan yavrularını yememek için .
Peki biz insan oğlu ne yapıyoruz beş dakikalık bir zevk uğruna kanıp dokuz ay sonra dünyaya bir
çocuk getiriyoruz sonrada kaldırıp çöpe atıyoruz .
Demekki bazen yılan kadar olamıyoruz .
Daha çok örnek verebiliriz tabiî ki .
Karıncalar hani bazen bir yerden çıkarlar kapalı kutudaki şekerin bile içine girerler zararsızdır
ama her yerde çok olduğu için kızarız .
Ne ummalı bir çalışma yazın bir fiil çalışıyor kışın hiç ortalıkta yoklar .
Mücadelenin anlamını bir kez daha görüyoruz .
Biz ne yapıyoruz ayın birinde beşinde tam maaşımızı avans olarak çekiyoruz yada kredi kartına
yükleniyoruz sonra sorunlar başlıyor anlatmaya gerek yok bir karınca bile olamadık yine.
Bir kartal gök yüzünün hakimi olan kartal üçyüz beşyüz metreden bir fare yada bir yılan için dalışa
geçiyor ve yer çekimine meydan okuyor avını avlıyor .
Biz ise yerde iki buçuk kuruş yada on kuruş gördüğümüzde eğilip alamıyoruz yine bir kartal kadar
olamadık .
Neden bu kadar basite alıyoruz hayatı bir anlam veremiyorum üstelik mantığımız olduğu halde düşüne
bildiğimiz halde yanlışı görüp doğruyu anladığımız halde yine basite alıyoruz hayatı .
Eskiden köy kahve haneleri vardı şimdi ise barlar pavyonlar var .
Eskiden anneler anneanneler altın günü yaparlardı şimdi ise her yerden rulet masaları çıkıyor
Ve başta devlet milli piyango adı altında kumar oynatıyor ama bu kumar değil resmi olduğu için .
Evvelden geceleri sokaklarda gece bekçileri düdük öttürürlerdi şimdi ise sadece evlerden yükselen
silah sesleri geliyor .
Evvelden elektriğin ve suyun evlerde olmadığı zamanlarda komşular elinde ya idare yada gaz
lambalarıyla misafirliğe gidiyorlardı şimdi ise sokakta gördüğümüz adama yüzümüzü çeviriyoruz.
Eskiden köylerde kasabalarda el ele tutuşup yürümek ayıp sayılırdı şimdi ise sokak ortasında
sevişmek öpüşmek gayet doğal burayı biraz açalım .
Nuh tufanında suların yükseldiğinde nuhun gemisinde bir hadise yaşanmıştır kedi ile köpek arasında
bu hadise geçiyor .
Köpek geminin içinde çiftleşme zamanı geliyor ve çiftleşiyorlar bunu gören kedi hemen nuha gidip
köpeği şikayet ediyor diyor ki geminde fuhuş var nasıl yani diyor köpek böyle böyle yapıyor diyor
çağırın bakalım diyor nuh .
Köpek geliyor ne yapıyorsunuz diyor siz böyle böyle diyor köpek .
Nuh sizin diyor çiftleşmenizi cümle alem görsün .
Kedi yede diyor ki sende ispiyon ettiğin için seninde çiftleşmeni cümle alem duysun diyor.
Demek ki doğallığı hayvanlar bizden daha rahat yaşaya biliyorlar .
Evvelden edeb haya vardı şimdi ise yok evvelden erkekler koşardı kızların peşinden şimdi ise kızlar
erkeklerin peşinden koşuyorlar nerde o eski bakışmalar
Nerde o cilve yapan kızlar
Nerde o zor kızlar
Nerde o mücadeleci erkekler
Maalesef hiç birinden eser kalmamış mücadelemizden vaz geçmişiz .
İçimizden biri diyecek ki ferhat şirin için mücadele etmiş sonunda ne oldu
Evet ne oldu amacına ulaştı ama verdiği sözü tutmadılar fakat mücadelesi seneler geçmesine rağmen
hala konuşuluyor artık efsaneleşmiş biliyoruz efsaneler ölmez şekil sadece değiştirir.
Herkesin vermiş olduğu mücadelede şekil değiştirme dileğimle saygılarımı sunarım
 
Katılım
17 Haz 2008
Mesajlar
93
Okumaya Değer Bir Yazı

Okumaya Değer Bir Yazı


İnsan çok düşünüyor taşınıyor mantık kurabiliyor fakat bazen bu mantığı hayat yaşantısına
uygulayamıyor ve bazen de mantıklı olmak istemiyor bir adam atmış ton taş yüklü bir kamyonu yokuş
yukarı çekmek istiyor tabiî ki mantıksız fakat mantığını yene bilme düşüncesi var aramızdan kaç kişi
bunu denedi hiç birimiz yaaaaa ama deneyen insanı ödüllendireceğimiz yere onla alay edip deli
diyoruz ne güzel dimi bizde çok mantıklıyız .
Adaletli olmak gerekirse mantıkta bazen hiçbir işe yaramıyor o zaman insan neden mantıklı olayım ki
diyor .
Ferhat tada mantık vardı olmayacak bir işi başardı fakat neden başardı verilen bir umut ışık için
fakat ne umudu elde edebildi nede ışığı görebildi
Aslında Ferhat kervan sahibi yada çok zengin olsaydı ona kim dağ deldirirdi dimi parası olan zaten
dağ delmez ya deldirir yada paranın ona verdiği güç etrafında çok sayıda şirin olmasına musade eder
para bu zaman için yani doğup ve öldüğümüz zaman içerisinde her olumsuzluğu yada olumluluğu
istediğimiz şekle göre değiştire biliyor . o herkesin elden ele dolandırdığı para sevdire biliyor ,
atın aldıra biliyor , yaşatmasını bildiği gibi öldürte biliyor da tabi her şeyin sahtesi olmak
şartıyla paçoz giyimli bir insansın yolda bir hatun gördün seni umursamaz bile fakat bir Cadillac
yada Corvett bir araba olup güzel giyimli ol tipin yada fiziğin kimsenin umurunda olmadan içine
düşerler senin yine para kazandı ! çok görüyoruz dedesi babası yaşında adamlarla parası için hayat
sürenleri onlarla birlikte olanları çok görüyoruz bazen derler gönül ota da konar bokada ama bana
sorarsanız böyle boka sadece sinek konar evet şöyle bir bakıyorsunuz da etrafınıza paranızın
olmasını bekleyen çok sinekler var . peki parası olan için sorun değil bu konu ama parası olan her
akşam bir sinek bulur sevmek için . yalnız bir durum var parası olmayan ne yapsın sevemesin mi ? ,
mutlu olamasın mı mutluluğu yada hüznü için göz yaşı dökemesin mi ?mücadele etmesin mi işte parası
olmayanlara bu fırsatlar verilmiyor bu hayatı çekilmez dedirtenler sağ olsun . saf yürekliler ah
edip ağladıkça onlar Allahtan korkacaklardır hani bazen oturup ahhhh çekeriz işte ahhh çekilecek bir
durum hadi buyurun ahhhhhhhh . neden insanlara fırsat verilmez ? gerçek ve doğru anlamda sevdikleri
için mi ? yalansız oldukları için mi yoksa ? evet günümüzde bunlar yani dürüstlük doğruluk
gerçekçilik sanki yüz kızartıcı suç olmuş evet öyle ! … siz kadınlar yaratılışınızda değil
yetiştirilişinizde var bu olay … normal bir inan sizi sever nişanlanırsın zengin bir arkadaşınız
vardır bide normal ve gerçek anlamda sizi seven birini yani nişanlınızı bırakıp zengin arkadaşınıza
kaçarsınız !!!!! ve bu zengin adamla evlendiğinizde çok kötü biri olarak sıfat değiştirir . sonra
normal sizi seven nişanlınızı çok arıyorsunuz fakat iş işten geçiyor nişanlınız sizi o halinizle
kabul eder aslında tabi sevmişse ama zamanında ona çektirdiğiniz acının karşılığını görüyor diyerek
yoluna devam eder .!!!! . sadece şunu der benim gibi şikayetin olsa da döküyorum içimi kadehlere ve
şişelere onun için hiç sorun olmaz bu konu . insanlara bazen haddini bildirmek lazım fakat fiziksel
olarak değil duygusal olarak ama nasıl ? arkadaş tanıdığınız bir insan yada sevgili haddinden fazla
daha çok ama çok çok fazla değer saygı ve sevgi verin ona kızmayın bağırıp çağırmayın ve bunun
üstüne terk edilin emin olunki bir gün hatırlanacaksınız nasıl mı ? sizi terk eden sevgiliniz fazla
değer göremediğinde fazla saygı göremediğinde ve istediği sevgiyi yani siniz ona gösterdiğiniz
sevgiyi bastıramayan bir sevgiyle karşılaştığında en önemlisi çok kızan bağırıp çağıran biri
karşısına çıktığında çok aranacaksınız ama o zaman hiçbir faydası olmayacak giden adam her ne kadar
gelişinde bir şeyleri getirmişse giderken imkansız arkasına bile bakmayacaktır sadece kendini alıp
götürecektir. Buna aşkta gurur diyoruz aşkta tabi gurur olacak neden olmasın parayla saadet oluyor
yaa parayla bütün kapılar açılıyor yaa neden o zaman gerçek sevende gurur olmasın ne kadar gerçek
sevenin parası yoksa da guru vardır !!!!! . hiçbir erkek güzelliğini ön plana koyup ta bir işe
kalkışmaz fakat kadınlarımız bu konuda dişiliğini hemen ön planlara çıkarıyor ve bazı zavallı
kendini bilmez erkeklerimiz de kanıyor onlara da saygı duyarım !! . özür diliyorum fakat zengin
adamlarımızın yanlarında bir paket sigaralık kadınlarımız var çok mide bulandırıcı size yalan
yada boş gelebilir ben bu hayatın içinde neredeyse yarı ömrüm geçti ama hepsi bir gerçek . Bir erkek
sokak sokak gezip çöp kutularının içinden kağıt plastik toplarken bazı kadınlar daha kolay para
kazanma yollarını araya biliyorlar neden efendim yapacak iş mi yok ama her zaman geçerli bir
bahaneleri vardır bu yüzden heeee tamam öyle diyoruzzzz . tabi erkeklerde hep haklı değil yolda
giderken çok sexi bir bayan gördüğümüzde yanımızdan geçtiğinde bir iç çekip kokusunu kokluyoruz
yetmez gibi dönüp arkamıza bakıyoruz fakat çirkin bir kadın geçtiğinde yolumuzu değiştiriyoruz
böylece sexi olan kadına fırsat verip çirkin olan kadını aşağılıyoruz . Aslında çirkin kadın yoktur
bakımsız kadın vardır erkeklerde bunu kafasına sokamıyor tabi olay böyle olunca sexi kadının
parmağında döneliyip duruyor erkek . eeee ne diyim yetiştirilişin kanunu bu . alın yazısı desek iki
kişi bir odlumu o yazıyı değiştirebilme imkanı % 50 ama yalnız oluyor hep o zaman alın yazısından
korkmak neye yarar deniyor . en büyük alın yazısı ne ölüm dimi sadece bunu değiştiremiyoruz öyle
değil mi ? o zaman bende alın yazısından korkmuyorum . din dil ırk mezhep ne olursa olsun gerçek ve
menfaatsiz sevgi varsa sevin imkan tanıyın mücadeleci olun gözünüzü para hırsına bürümeyin emin
olunki bir gün bu sevginin meyvesini toplayacaksınız günün sayfasını artık kapatıyorum hepinize
menfaatsiz gerçek anlamlı sevgiler diliyorum saygıda kusurumuz olduysa af ola.
 
Katılım
2 Eki 2007
Mesajlar
360
usta suan ofısteım okuyamadım hepsını hepsını okuyup yorumumu yazıcam ama paylasım ıcın sımdıden tesekkurler guzel bır seyler olduguna emınım
 
Katılım
2 Eki 2007
Mesajlar
360
Abi suan sırketteyım mezarcıyı okudum gozumden yaslar geldı cocugun yerıne kendımı koyduda cok acı bır durum nese
Cok huzunlu bı yazı olmus SAol
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst