- Katılım
- 29 Mar 2005
- Mesajlar
- 1,328
- Konu Yazar
- #1
Nedir bu motosikletin dayanılmaz cazibesi görünüşümü,çıkarttığı sesmi yoksa kendinizi emanet ettiğiniz iki tekerleğin hızından aldığınız o inanılmaz adrenalin duygusumu? tabi bunu ifade etmenin bir çok yolu var ama ben size neden motosikleti seçtiğimizi ve biz motor severlere neden bu kadar cazip geldiğini aklım erdiğince anlatmaya çalışacağım.
Öncelikle klasik olarak herkezin bildiği ve bizi biraz olsun ifade eden açıklamayla başılıyacağım.
RÜZGARI HİSSETMEK: işte bu açıklama aslında motosiklet sevdasının özünü oluşturuyor,büyük küçük bütün motosikletlerde bu duyguyu hissedebilirsiniz ne zaman daralsanız bunalsanız bir derdiniz olsa motosikletinize atlayıp iki tur atar vücudunuzu okşayan rüzgarla dertleşir ve içinizdeki sıkıntıyı atrarsınız rüzgar size resmen bir doktor edasıyla terapi uygular yeterki bir an için o rüzgarı hissedin ve tadını çıkartın o zaman motosiklet sevdasının ne denli cazip geldiğini anlayacığınıza eminim.
HIZI HİSSETMEK: Bu duygu adrenalini kendilerine rahatlama biçimi olarak seçmiş hayat lugatlarında’yavaş ‘kelimesi bulunmayan ve aslında rüzgarı en yoğun hisseden motor severlerin seçtiği bir terapi yöntemidir.Kimi motor severler tarafından pek tasvip edilmesede Hız severler azımsanmayacak kadar çoktur,zaten ilk motosiklet sevdasına gönlünü kaptırması böle bir canavarla karşılaşması sonucu olmuştur aslında her motorseverin gönlündede böyle bir motosiklet yatar.hız severlerin ikinci vazgeçilmez unsuruda gösteriştir motosikletleri ne kadar caf caflı olursa öz güvenleride o kadar yerinde olur tabi bu taa çocukken odamızın duvarlarında asılı duran motosiklet posterlerindende belli olabiliyor
YOLU HİSSETMEK:Bu duygu ise genelde hepimizi kapsayan motosikletin neden vazgaçilemez olduğunun bir göstergesidir yol ve rüzgar faktörü bu sevdanın iki vazgaçilmez unsuru eğerki ikisini birden yüreğimizin taa derinliklerinde hissedebiliyorsak bizden şanslısı yok demekir heleki bir grup sürüşündeysen tadından yenmez valla
bu terapiyi ilk yaptığın andan itibaren kanın kaynar yerinde duramazsın yaşadığın her türlü zorluğu her sorunu içindeki bu sevda ile çabucak atlatırsın ilk uzun yolculuğundan kısa bir süre sonra birden içinde fırtınalar esmeye başlar ve ağzından muhtemelen şu kelimeler dökülüryol beni çağırıyor işte o an motosikletin dayanılmaz cazibesini nedenli karşı konulmaz olduğunu içindeki kıpırtıdan anlayabilirsin.
DAĞI TAŞI VE TOPRAĞI HİSSETMEK: Bu duygu hızı,yolları,rüzgarı ama öncelikle terapiyi doğadan alan motorseverlere aittir. Düz yolu pek sevmezler akıllarının bir köşesinde hep alternatif bir yol arayışı vardır doğanın bizlere sunduğu sonsuz nimetlerin tadını alarak kendilerini doyururlar ne zaman sıkılsalar derde düşseler hemen motosikletlerine atlayıp dertlerini dağa taşa toprağa anlatarak atarlar bu duygu doğa ile yollarının keşistiği andan itibaren kalplerinde yer eder.İşte bu yüzden motosiklet onlar için bu kadar dayanılmazdır.
Aslında hepsinin içinde taşıdıkları ortak duygular vardır motosiklet sevgisi,kardeşlik duygusu,rüzgar ve özgürlük hissi, işte bunlar bizi biz yapan bir bütünün olmazsa olmaz parçalarıdır sizlere aklım erdiğince birşeyler karaladım kardeşlerin umarım beğenirsiniz saygılarımla...
YAŞASIN MOTOSİKLET KARDEŞLİĞİ:rendeer:
Öncelikle klasik olarak herkezin bildiği ve bizi biraz olsun ifade eden açıklamayla başılıyacağım.
RÜZGARI HİSSETMEK: işte bu açıklama aslında motosiklet sevdasının özünü oluşturuyor,büyük küçük bütün motosikletlerde bu duyguyu hissedebilirsiniz ne zaman daralsanız bunalsanız bir derdiniz olsa motosikletinize atlayıp iki tur atar vücudunuzu okşayan rüzgarla dertleşir ve içinizdeki sıkıntıyı atrarsınız rüzgar size resmen bir doktor edasıyla terapi uygular yeterki bir an için o rüzgarı hissedin ve tadını çıkartın o zaman motosiklet sevdasının ne denli cazip geldiğini anlayacığınıza eminim.
HIZI HİSSETMEK: Bu duygu adrenalini kendilerine rahatlama biçimi olarak seçmiş hayat lugatlarında’yavaş ‘kelimesi bulunmayan ve aslında rüzgarı en yoğun hisseden motor severlerin seçtiği bir terapi yöntemidir.Kimi motor severler tarafından pek tasvip edilmesede Hız severler azımsanmayacak kadar çoktur,zaten ilk motosiklet sevdasına gönlünü kaptırması böle bir canavarla karşılaşması sonucu olmuştur aslında her motorseverin gönlündede böyle bir motosiklet yatar.hız severlerin ikinci vazgeçilmez unsuruda gösteriştir motosikletleri ne kadar caf caflı olursa öz güvenleride o kadar yerinde olur tabi bu taa çocukken odamızın duvarlarında asılı duran motosiklet posterlerindende belli olabiliyor
YOLU HİSSETMEK:Bu duygu ise genelde hepimizi kapsayan motosikletin neden vazgaçilemez olduğunun bir göstergesidir yol ve rüzgar faktörü bu sevdanın iki vazgaçilmez unsuru eğerki ikisini birden yüreğimizin taa derinliklerinde hissedebiliyorsak bizden şanslısı yok demekir heleki bir grup sürüşündeysen tadından yenmez valla
DAĞI TAŞI VE TOPRAĞI HİSSETMEK: Bu duygu hızı,yolları,rüzgarı ama öncelikle terapiyi doğadan alan motorseverlere aittir. Düz yolu pek sevmezler akıllarının bir köşesinde hep alternatif bir yol arayışı vardır doğanın bizlere sunduğu sonsuz nimetlerin tadını alarak kendilerini doyururlar ne zaman sıkılsalar derde düşseler hemen motosikletlerine atlayıp dertlerini dağa taşa toprağa anlatarak atarlar bu duygu doğa ile yollarının keşistiği andan itibaren kalplerinde yer eder.İşte bu yüzden motosiklet onlar için bu kadar dayanılmazdır.
Aslında hepsinin içinde taşıdıkları ortak duygular vardır motosiklet sevgisi,kardeşlik duygusu,rüzgar ve özgürlük hissi, işte bunlar bizi biz yapan bir bütünün olmazsa olmaz parçalarıdır sizlere aklım erdiğince birşeyler karaladım kardeşlerin umarım beğenirsiniz saygılarımla...
YAŞASIN MOTOSİKLET KARDEŞLİĞİ:rendeer: