Ya öyle deme...
Basmazlar,bakma 150 cc lerin limitlerini zorladıklarına...
Hayabusa belki bi ağırlık verir....:cherry:
ya diğer insanları yada genel kaideyi bilmem şöyle anlatmak istiyorum (daha önce benzer bi konuda da yazmıştım aynı şeyleri)
ben 2005 yazında sadece yazlıkta kullanmak üzere 150cc lik çin malı bir scooter aldım. O güne kadar sadece bisiklet kullanmışlığım vardı hiç artçı olarak bile motora binmemiştim. Çok temkinli belki 40-50km max. hızı geçmeden yaklaşık olarak tam hatırlamıyorum 500 km kadar yol yaptım. Daha sonra biraz alışmış olmanın verdiği cesaretle motorumun en fazla ne kadar sürat yaptığını kesfettim, doğru mu? derseniz hayır kesinlikle değil ama yaptım. Yaz bittip istanbula dönme zamanı geldiğinde rüzgarı bir daha ki yaza kadar çok özleyeceğimi düşündüm ve motoru kargoyla istanbula gönderdim.
İstanbul trafiğine alışmam biraz zaman aldı hatta daha çömez oluşumdan kaynaklanan reaksiyon zayıflığından dolayı 2 kez düştüm. Hata bende de değildi biri belediye otobüsü biri yolcu minibüsü...
neyse toplam 4000 km yol yaptım. Ama fazlasını istiyordum gerçek bi makina istiyordum hatta rüyalarıma girmeye başlamıştı. Çünki müthiş keyif alıyorum sürmekten. Kapalı bir kutu içerisinde gezmektense gerçekten koklayarak duyarak hissederek gitmek bana bu dünyada yaşadığımı bir kez daha hatırlattı. Yanlış anlamayın süratim sürekli yasal sınırlar içerisin de kaldı özellikle istanbula döndükten sonra...
Ve bilgi toplamaya başladım makaleler okudum insanlarla konuştum herkes düşük cc li kullanımı rahat bir motor almam konusunda hem fikirdi...
ama benim istediğim bu değildi ben o zaman resimlerine bile saatlerce baktığım motoru yani honda cbr 600rr istiyordum.
Gittim aldım. Motoru teslim almaya gittiğimde dizlerimden aşağısını sanki hissetmiyordum havada yürüyormuşum gibi geliyordu. Felaket derecede heyecanlıydım. Motorun üzerine bindiğimde kalbimin atışları hızlandığını ve yanaklarımın kızardığını hissettim.
Motoru çalıştırdım 1. vitese aldım hareket etmeye başladığında tüylerim diken diken olmuştu bile. Ama bu kadar sevdiğim ve sahip olmak istediğim motora zarar vermekten çok korktum. Kendimin önemi yoktu. sanki o, bütün yarışları kazanan bir at, bense hayatında hiç ata binmemiş bir jokey. Yanlış bir hareket yapıp hatta düşüp onun gözünde saygınlığımı kaybetmekten korktum.
2. Vitese almadan eve geldim...
Bu böyle 1-2 ay trafiğe çıkmadan devam etti evime yakın uygun boş bir alanda her gün sürdüm sürdüm sürdüm..... En kötüsü o evin önünde dururken onu orda bırakıp işe otobüsle gitmekti....
Kendimde biraz cesaret bulduğumda haftasonları trafikte gezintilere çıktım falan derken şimdi 1 yıl oldu ve çok mutluyum sevdiğim, hayalini kurduğum motorumla iyi anlaşıyoruz ve yolu, hayatı birlikte daha iyi hissedip keyfini çıkarıyoruz....
herkese iyi sürüşler....