Ne Kadar Manyağız?

Katılım
17 Eki 2009
Mesajlar
1,090
Soruyorum, ne kadar manyaksınız? Manyaklığınızın sınırları nelerdir?
En son ne zaman ettiğiniz küfürün vurgusuna takılıp üzüldünüz, ne zaman su içtiğiniz bardağa anlamlı baktınız ve en son ne zaman yastıkta kaybolan kokunun, süpürgedeki saçın peşine düştünüz?

Ben düştüm, bi çok kez. Düşerken kimse de yoktu. Yani vardı aslında ama benim için yine farketmiyordu ki.
İnanmadım dünyada tek bir kişi olduğuna, iki ve ya üç.

Bana gerek düşüncesi, gerek görüntüsü ve en önemlisi gözleriyle hitap eden tek bir insan olamaz. E olamaz dediysek her yerde onlardan mı var? Eyy kafamda tasarladığım ne görüntüsüü, ne de davranışları belli insan! Sen sandım ama sanırım sen de gerçek değildin. Belki ben sebep oldum, belki de sen değiştin. İkimiz birden değişmiş olabilir miyiz? Neden olmasın.

Bazen çok yorgun oluyorum evinde işsiz işsiz buraya kadar gelen anonimler. Parmaklarım yoruluyor, kalbim yoruluyor çalışmaktan.
Beynim düşünmekten yoruluyor.
Düşmekten yoruluyorum, kalkmaktan yoruluyorum uzun sürüyor. Hafifçe üşümekten de yoruluyorum ama hayat hiç yorulmuyor. Bize istediğimizi değil de istemediğimizi sunmakta o kadar inatçı ve pişkin ki. Bahanesi de hazır,'' bak ben sana neler gönderdim sen istemedin.''

Yahu bir kere sor ne istiyorsun diye! Ama yok, ne istediğimi tam olarak bilmen de iyi değil. Bilirsen yine inatçılığına devam edeceksin.
Düşünmemeye çalışıyorum, ne istediğimi bilmiyorum, ne istemediğimden ne kadar emin olduğumu da bilmiyorum. Tek başıma bilemiyorum.
Mesela; öğlen yediğim yemek lezzetli miydi? Yalan yok biraz yağlı yapmışım.

Ulan bırakayım dedim okulu askere gideyim, yemedi. Sonrasının daha kötü olacağı başından belli zaten.
Gitmek çözüm değil. '' Gitmek gitmektir işte, hepsi bu. '' Benim gitmem lazım beyler, başka şehir hatta yetmez başka ülke. Hadi içinizden nah gidersin deyin, ben de öyle düşünüyorum. Esasında olay öyle gitmek de değil ki :)
Kendinden ne kadar uzaklaşabilirsin? Peki düşünmekten uzaklaşabilir misin? Bir miktar.
 
Katılım
28 Nis 2009
Mesajlar
2,248
Kendinden bile uzaklaşırsın bir süre sonra. Bu kez geri dönmek zor gelir ama dönersinde.
Zihninde yarattığını bir insana, bir varlığa uyarlayıp durmak istersin. Durursunda bir süre küfretmeden. Zihninde açılan onarılmaz yaraları görmeye başlayınca anlarsın yine gitmen gerektiğini.
Sonra bir döngüye girersin kardeşim. Bu döngünün adina derlerki araf.
O saatten sonra ne gittiğinde tamamlanırsın ne kaldığında. Çünkü aslında ne gidebilirsin ne de kalabilirsin.
 
Katılım
17 Eki 2009
Mesajlar
1,090
Bin yıldır aynı hikaye, sıkılmadan defalarca dinliyoruz :)
 
Katılım
28 Nis 2009
Mesajlar
2,248
Dinleyip dinleyip varlığımızı sorguluyoruz. Sonra insanları, dünyayı, dinleri, evreni, yaradılışı, ölümü... sonra bir ufak tebessüm edip geçiyoruz.
Çünkü hep böyle geçtiler, böyle geçiyoruz ve böyle geçecekler.
Hazır geçerken kendimize avuntu sevdalar, düşler, umutlar ısmarlıyoruz hiç yoktan hepsi bu.
 
Katılım
17 Eki 2009
Mesajlar
1,090
Dinleyip dinleyip varlığımızı sorguluyoruz. Sonra insanları, dünyayı, dinleri, evreni, yaradılışı, ölümü... sonra bir ufak tebessüm edip geçiyoruz.
Çünkü hep böyle geçtiler, böyle geçiyoruz ve böyle geçecekler.
Hazır geçerken kendimize avuntu sevdalar, düşler, umutlar ısmarlıyoruz hiç yoktan hepsi bu.

İşte o 1. evre. En fenası...
2. evrede sorgulamanın çare olmayışını görüp, kabullenmek var. Şaşırmamaya, anlam vermemeye çalışmak var.
3. evreye geçen var mı?


işte bu bee :)
 
Katılım
28 Nis 2009
Mesajlar
2,248
İşte o 1. evre. En fenası...
2. evrede sorgulamanın çare olmayışını görüp, kabullenmek var. Şaşırmamaya, anlam vermemeye çalışmak var.
3. evreye geçen var mı?



işte bu bee :)

Ne kadar manyağız demişsin. Evreleri tamamladığında anlayacaksın :)
Aksine 1. Evre en basiti. O kadar çok sorgulayacaksın ki yaptıklarını ve daha kötüsü yapmadıklarını artık o en fenası dediğin evreyi ezberden geçeceksin.

Ve bir tavsiye; Imkanın varsa terket ülkeyi.
 
Katılım
17 May 2011
Mesajlar
4,435
Soruyorum, ne kadar manyaksınız? Manyaklığınızın sınırları nelerdir?
En son ne zaman ettiğiniz küfürün vurgusuna takılıp üzüldünüz, ne zaman su içtiğiniz bardağa anlamlı baktınız ve en son ne zaman yastıkta kaybolan kokunun, süpürgedeki saçın peşine düştünüz?

Ben düştüm, bi çok kez. Düşerken kimse de yoktu. Yani vardı aslında ama benim için yine farketmiyordu ki.
İnanmadım dünyada tek bir kişi olduğuna, iki ve ya üç.

Bana gerek düşüncesi, gerek görüntüsü ve en önemlisi gözleriyle hitap eden tek bir insan olamaz. E olamaz dediysek her yerde onlardan mı var? Eyy kafamda tasarladığım ne görüntüsüü, ne de davranışları belli insan! Sen sandım ama sanırım sen de gerçek değildin. Belki ben sebep oldum, belki de sen değiştin. İkimiz birden değişmiş olabilir miyiz? Neden olmasın.

Bazen çok yorgun oluyorum evinde işsiz işsiz buraya kadar gelen anonimler. Parmaklarım yoruluyor, kalbim yoruluyor çalışmaktan.
Beynim düşünmekten yoruluyor.
Düşmekten yoruluyorum, kalkmaktan yoruluyorum uzun sürüyor. Hafifçe üşümekten de yoruluyorum ama hayat hiç yorulmuyor. Bize istediğimizi değil de istemediğimizi sunmakta o kadar inatçı ve pişkin ki. Bahanesi de hazır,'' bak ben sana neler gönderdim sen istemedin.''

Yahu bir kere sor ne istiyorsun diye! Ama yok, ne istediğimi tam olarak bilmen de iyi değil. Bilirsen yine inatçılığına devam edeceksin.
Düşünmemeye çalışıyorum, ne istediğimi bilmiyorum, ne istemediğimden ne kadar emin olduğumu da bilmiyorum. Tek başıma bilemiyorum.
Mesela; öğlen yediğim yemek lezzetli miydi? Yalan yok biraz yağlı yapmışım.

Ulan bırakayım dedim okulu askere gideyim, yemedi. Sonrasının daha kötü olacağı başından belli zaten.
Gitmek çözüm değil. '' Gitmek gitmektir işte, hepsi bu. '' Benim gitmem lazım beyler, başka şehir hatta yetmez başka ülke. Hadi içinizden nah gidersin deyin, ben de öyle düşünüyorum. Esasında olay öyle gitmek de değil ki :)
Kendinden ne kadar uzaklaşabilirsin? Peki düşünmekten uzaklaşabilir misin? Bir miktar.


Soruyorum, ne kadar manyaksınız? Manyaklığınızın sınırları nelerdir?
En son ne zaman ettiğiniz küfürün vurgusuna takılıp üzüldünüz, ne zaman su içtiğiniz bardağa anlamlı baktınız ve en son ne zaman yastıkta kaybolan kokunun, süpürgedeki saçın peşine düştünüz?


Psikianalizcilere ter köşe olsun..

Manyaklık Hadsiz hududsuz, ancak! İlahi tokadın/sillenin ensede şaplaması hissi paha biçilemez , hasılı dizginler bir şekilde herdaim gendi elimizde deel, bu bilgi azda olsa rahatlatıyor doğrusu.
Küfür? oda ne? arada cellanlenip güneşin doğmaya utanmasına sebeb verecek derecede edebi ve destansı, içsel, ve sessiz, neyseki tövbe kapıları açıktır umudu, ya kapalı ise skinoski sama...

Bardakmı? şişe candır hernekadar muzur canların işediklerini bilsemde, en çok Hayyam'ın devri meakımdır, aceba cam billur'mu idiler yoksam toprah desdimi, paradox.

Yastık/saç ve koku , yastığı miktiret(leşşşş),saç uzun olmalı, irkekte efenimene karşı ve homfobikim uzak ve sıhhatte olsunlar, brunette akar, emme koku önemlidir ağa, ten uyacak ,hormonların burun üstü bezden yayılıp aheng ilem halay çekmesi gereng yoksa London/one milion efenim trilyonluk sınaai boşş vesselam, tavsiyem Lavanta duru sabun, ve doğal ter:cat:

Düşmek? Ohhooo 13 defa sıfır süratte , haa külli olarakmı sayısız hep dört ayak Hamd olsun, her defasında daha kuwetlenip kalktım vesselam, düşe kalka öğreniyoruz nihayetinde.

Cinsi latif Kanundur, birgün meltem yada kasırgada, olmadı otoboste bir AN yeter feli feriştahını pusulanı şaşırmana, işte o AN tutmuşşundur ...i , sonrası buda geliir, buda geçer ağlama, türküler, pop, metal, sonunda vivaldi four season:wiinkk:

Yorgunluk/Hayat?Kahve candır gerisi badılcan. Hased etme ,İlahi kaynaklar, az mitoloji, gerisi hakkında No comment.

Askerlik? Şan ve şeref ile dolu 550 gün, ben arslan gimin yaptım vatan borcudur ödenir/ödedik, vicdani ret yok hormonlar bozuk, yok şu-bu ...rim felasifelerini , bu filikada/kayıkta/takada beraberiz, yok battıda far'a evvel terk etti yimezler, humanlar kimi aşgar kimi bronz,kimi albino, kimi zenci duzlu su bastımı ciğeri tıkayacak pambık bulunmaz, oyun büyük şu parti bu parti, yok modern hayat teknoloji traşka, bozuma uğradıkmıydı(Hafazan Allah) silecek düz daş aramalı, en uzun satırlarım oldu sanki, dosta gül desde gide, batana diken ola.

Polemik için alıntılamayın, ya beğenin yada engelleyin vesselam.
 
Katılım
17 Eki 2009
Mesajlar
1,090
Soruyorum, ne kadar manyaksınız? Manyaklığınızın sınırları nelerdir?
En son ne zaman ettiğiniz küfürün vurgusuna takılıp üzüldünüz, ne zaman su içtiğiniz bardağa anlamlı baktınız ve en son ne zaman yastıkta kaybolan kokunun, süpürgedeki saçın peşine düştünüz?


Psikianalizcilere ter köşe olsun..

Manyaklık Hadsiz hududsuz, ancak! İlahi tokadın/sillenin ensede şaplaması hissi paha biçilemez , hasılı dizginler bir şekilde herdaim gendi elimizde deel, bu bilgi azda olsa rahatlatıyor doğrusu.
Küfür? oda ne? arada cellanlenip güneşin doğmaya utanmasına sebeb verecek derecede edebi ve destansı, içsel, ve sessiz, neyseki tövbe kapıları açıktır umudu, ya kapalı ise skinoski sama...

Bardakmı? şişe candır hernekadar muzur canların işediklerini bilsemde, en çok Hayyam'ın devri meakımdır, aceba cam billur'mu idiler yoksam toprah desdimi, paradox.

Yastık/saç ve koku , yastığı miktiret(leşşşş),saç uzun olmalı, irkekte efenimene karşı ve homfobikim uzak ve sıhhatte olsunlar, brunette akar, emme koku önemlidir ağa, ten uyacak ,hormonların burun üstü bezden yayılıp aheng ilem halay çekmesi gereng yoksa London/one milion efenim trilyonluk sınaai boşş vesselam, tavsiyem Lavanta duru sabun, ve doğal ter:cat:

Düşmek? Ohhooo 13 defa sıfır süratte , haa külli olarakmı sayısız hep dört ayak Hamd olsun, her defasında daha kuwetlenip kalktım vesselam, düşe kalka öğreniyoruz nihayetinde.

Cinsi latif Kanundur, birgün meltem yada kasırgada, olmadı otoboste bir AN yeter feli feriştahını pusulanı şaşırmana, işte o AN tutmuşşundur ...i , sonrası buda geliir, buda geçer ağlama, türküler, pop, metal, sonunda vivaldi four season:wiinkk:

Yorgunluk/Hayat?Kahve candır gerisi badılcan. Hased etme ,İlahi kaynaklar, az mitoloji, gerisi hakkında No comment.

Askerlik? Şan ve şeref ile dolu 550 gün, ben arslan gimin yaptım vatan borcudur ödenir/ödedik, vicdani ret yok hormonlar bozuk, yok şu-bu ...rim felasifelerini , bu filikada/kayıkta/takada beraberiz, yok battıda far'a evvel terk etti yimezler, humanlar kimi aşgar kimi bronz,kimi albino, kimi zenci duzlu su bastımı ciğeri tıkayacak pambık bulunmaz, oyun büyük şu parti bu parti, yok modern hayat teknoloji traşka, bozuma uğradıkmıydı(Hafazan Allah) silecek düz daş aramalı, en uzun satırlarım oldu sanki, dosta gül desde gide, batana diken ola.

Polemik için alıntılamayın, ya beğenin yada engelleyin vesselam.

Ağzına sağlık Carbondioxid, senin kadar çıldırabilsem rahatlayacağım aslında :)
 
Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,827
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
beklediklerinizin peşinde şekillenmeyiniz
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,372
BAK, ŞÖYLE DEYİM;
çıldınlı, aptallık ile deliliğin tam sınırıdır.
motosiklet kullanmak gibi...
ne kadar çılgınım...
ne kadar aptal değilsem o kadar işte..
bu areada, uzun aforizmalara girişmişsin lkin
kim kimde ne kadar, belki de kimsede olmayan sen sana fazla geleni zorla ötekilere pay etme çabasındasındır?
zorlama, almıyorsa taşar..
 
Katılım
27 Nis 2014
Mesajlar
2,207
Ben Pargalı Rum balıkçı Manolis ile Venedikli Sofia’dan doğma.

Parga’dan 10 yaşında devşirilen, dönme İbrahim.

Adım neydi, hangi dilde ne anlama geliyordu, unuttum. Unutmak özgürlük.

Yoksa bırakmıyor kalbini adını aldığın dil, üzerinde yürümeyi öğrendiğin toprak.

Ben İbrahim. Parga’dan 10 yaşında devşirilen, dönme İbrahim.

Dönmek nasıl bir şey, insan nereye döner, döndüğü yer neresidir?

Geriye dönmek var mıdır, mümkün müdür?

Yoksa kader sadece ileriyi mi gösterir?

Geldiğin, döndüğün yer orada mıdır? Bekler midir? Baksan görür müsün?

Kalbin dönerken pusulan mıdır?

Geçtiğin yerleri unutmadan, aynı yerlerden geçerek evin yolunu bulabilir misin?

Yoksa döndüm, değiştim, geldiğim dediğim her yer ve dilde ve de dinde hala dönme misindir?

Dönmek kabiliyet değil, zaruret midir?
 
Katılım
8 Nis 2009
Mesajlar
1,023
Çılgın atıyoruz... Sürekli evrim geçiren ve yenilenen manyaklıklar insanınki. Kimisi meltemden etkilenir, kimisi gamsızdır kasırga vursa yine ayakta kalır. Mühim olan ne yaşadığın değil de ne hissettiğin, ne kadar hissettiğindir aslında. Meltem, kasırga işin bahanesidir. Gönül ister ki kimse iliklerine kadar hissedeceğim meltemler, kasırgalar yaşamasın. Toparlanmak zor oluyor; zamanlama, hassaslık esintinin etkilerini belirliyor toparlanmayı uzatıp kısaltıyor hatta bir yanın hiç toparlanamıyor. Velhasıl-ı kelam, herkes yaşıyor benzer şeyleri... Püf noktası, eğer ölümü ciddi olarak göze alıp sonunun buna gideceğini düşünmeyenler için ciddi bir değişiklik ve beraberinde düşüncelerden arındırılmış bir zihin en güzel ilaç. Olmazsa, şartlar uymazsa, kaçamıyorsan ve her diğer şeyler üzerine geliyorsa ve tüm bunlara mecbur kalıyorsan bazı şeyleri değiştirmek elinden gelmiyorsa etkilerini vücudunda hissediyorsun... En kötüsü de bu, bir hiç uğruna sırf zihnine ve duygularına söz geçiremediğin için erken yaşta saçında beyaz taneler, dökülmeler, mimiklerinde,sesinde her daim her yerde belli belirsiz anlamsızlıklar ve titremeler, bedenin iflas etse de saatlerce uyuyamamak, bakışlarında, aynaya baktığında günden güne göreceğin değişiklikler... İletişim kurarken yaşadığın kopukluklar, asansöre bindiğinde duyduğun sıradan fakat senin için anlamlı koku... Ne için? Nasıl bir manyaklık? Zihnine veya duygularına söz geçiremediğin manyaklığı, halbuki kendin bile o kadar değer vermemiştin... Saplantı gibi bir şey yani...

Ben galiba sevmeyi sevdim...
 
Son düzenleme:

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst