İnsanları yanlışa teşvik etme demiş, evvelinde de "Düşerken kırmızı düğmeden motoru kapatalım, çarpacağımızı anlayınca yan yatırıp gidonu bırakalım" gibi öğütler vermişsin gençlere.
Tahmin ediyorum hayatınız pist yarışlarında geçiyor olmalı. Bu şekilde düşmeyi alışkanlık haline getirebildiğinize göre. Capozzz arkadaşım. Hiç bir insan evladı motosikleti ben gidip şuraya çarpacağım, nasıl çarpmalıyım diye sürmez. En son ana kadar nasıl kıvırtır kaçarım, o freni son ana kadar yapar dururum diye düşünür. Bunun istisnası yarışçılardır. Onlar bir antremanda birden fazla düşüp kalkabilirler. Bu da bir yarışçının yarış hayatı boyunca onlarca kez motoru yatırması anlamına gelir. O adam virajı alırken daha yüksek risk alır her seferinde bir iki mili saniye hızlı dönebilmek için sınırlarını zorlar. Bunu yaparken de bilir zaten anlık tutunmayı kaybettiği anı ve salar motoru altından. Sonra kalkar bi sonraki turda yine dener, hem motoru buna uygundur, hem pist dümdüz ve tehlikesizdir.
Gelelim biz fanilere ve sıradan trafik şartlarına. 5-6 yıldır motosiklet kullanıyorum. Aktif olarak nerdeyse her yıl bi 20 binim vardır. Hiç kaza yapmadım desem, bu şartlarla biz fanilerin karşılaşma ihtimalini biraz anlatmış olurum sanıyorum. 3-4 kez kaza riski atlattım. Birinde TEM dilovası yokuşunu inerken gece vakti yorgun çıkmamın verdiği rehavet ve aptallığımdan yoldan bi 2-3 sn dikkatimi çekip 150 km/h ile sağa viraja girerken yokuşun başında tüm şeritlerin kamyonlardan kapalı olduğunu görünce tehlike sensörlerimin (tıpta rektum bölgesi civarında tarif edilen yere yakın) zıplamasıyla büyük bir tehlikeye düştüm. Orada bildiğim bütün fren tekniklerini kullanıp artçılı motoru abs siz durdurmuştum. Hiç aklımın ucundan dur yatırayım da öndeki kamyonun altına güvenli bir şekilde sürükleneyim gibi bir fikir gelmemişti.
İkincisinde 200 m önümden giden kamyonun neresinden koptuğunu anlamadığım kafam büyüklüğünde bir cisim önce yan şeridimde 2 kere sekip 10 m. kala benim şeridime kafamın hizasına sıçradı. 80-100 arası bir hızda ancak şeridimin içinde kıvırıp yola devam edebilecek kadar vaktim oldu. Orada da dur yatırayım sakince motoru bırakırken kill switch i kapatayım gibi bir şey düşünmedim. Bu çok güvenli hareket sonrası üzerimden geçecek araçların benim güvenli hareketime tepkisini pek bilemediğimden oldu sanırım.
neyse bütün kaza anılarımı anlatmak değil derdim. Bu bahsettiğiniz yatarım, motoru bırakır kırmızı düğmeyi kapatır motoru yollarım işlerini CSS de anlattılar, siz de bunu pistte sürekli yapıyorsanız amenna. Aksi halde trafikte son ana kadar kazadan kurtulmaya çalışmak dışında bir şansınız yoktur. Tavsiyem yine sizin cümlelerinizle olsun madem " kendinden başka insanları yanlışa sevk etme, kafalarını bulandırma "
Bak kardeşim, bir dolu yazmışsın ama alakasız yani. Tüm kazaların aynı şekilde olacağını var sayıyorsun. Sen hiç ağır vasıtanın yolu bozması ile oluşmuş dikine oluğa girdin mi? Allah sokmasın. Ama günün birinde girersen ve karanlıktan dolayı onun içinde olduğunu fark etmezsen, seni motorla beraber taklalar atıp uçup gitmekten koruyacak yegane şey yana yatırıp motorun üzerinden ayrılmandır. Çünkü olukta olduğunu fark etmezsen kurtaramıyorsun. Bir kere "150 ile giderken" diye başladığın cümlede bir anlam yok. 150 ile giderken, seni %100 koruyacak bir ekipman yok, seni %100 koruyacak bir teknik de yok. O hızlar senin benim hepimizin refleksini aşan hızlar. Sen böyle giderken olacak şeyden "şöyle yap kurtulursun" denmez. Bir anlık kontra ile sıyırırsın, ya da sıyıramazsın, şansına ve yeteneğine kalmış, ama %100 değildir. Normal kullanıcıya "Şöyle yap" denilen her şey trafik kurallarında gösterilen hızlar için üretilmiş tekniklerdir.
Bu bahsettiğiniz yatarım, motoru bırakır kırmızı düğmeyi kapatır motoru yollarım işlerini CSS de anlattılar, siz de bunu pistte sürekli yapıyorsanız amenna. Aksi halde trafikte son ana kadar kazadan kurtulmaya çalışmak dışında bir şansınız yoktur.
Zaten her zaman öncelik kurtarmaya yönelik davranmak. Bana göre frenden önce de gidon hakimiyeti gelir. Ama bunu deyince bazı tipler tarafından taşa tutuluyor insan, aman dikkat diyim sana. 150 ve civarı hızlarla gidersen tek şansın evet bu. Piste girmeye gerek yok, kurala uygun hızlarda gidersen, nerde kurtarıp nerde kurtaramayacağını anlayabiliyorsun. Eğer zamanında kendini "kurtaramayacağın yerde" nasıl davranman gerektiği şekilde eğitirsen, o zaman en az hasarla atlatırsın. Kendini bu duruma hazırlamazsan alacağın hasar daha büyük olur. Böyle kadercilik yapmayın. Motor kullanmakta her şeyin bir adabı olduğu gibi düşmenin de bir adabı var, motoru kapatmanın da bir adabı var.
Burada itiraz ettiğin konuyu eğitim alırken anlattıklarından bahsediyorsun şimdi. Eğitimde anlatılanlar işinize gelince önemli, gelmeyince "ben bunu yapamam o zaman kafa bulandırmayın" mı, bu mu yani? Kırmızı düğmeden kapatmak da, düşme tekniği de bu işin doğruları.
Sana tavsiyem, Reşat Arbaş'ın Motosiklet Teorisi kitabını alıp okumandır. Ben yazdıklarımı bir tarafımdan atıp yazmıyorum. Bu tür kaynaklardan okudum, okuduğumu da uyguladım. Yoldaki dikey oluğa girdim, okuduğum kitap sayesinde alabileceğim en az hasarla o durumdan çıktım. Allah kimseyi o duruma sokmasın ama günün birinde başına gelebilir.