Merhaba,
Bir gün, tv de bir psikolog konuşuyor, amanın, bayanın adını hatırlamadım su an..Ama yazmalıyım, Diyor ki, biz karşımızdakini seviyoruz,ama o bizi sevmeyince, o kadar çok sevdiğim halde sevilmedim diyoruz. Saçımı süpürge ettim onun için,bir dediğini iki etmedim, ama yine de bu yapılan bana revamıydı diye ah vah ediyoruz diyor kadıncağız.. Halbuki, farkına varırsak , biz onu bizi sevsin diye seviyoruz. Kaçımız karşılık beklemeden, sevdik ? hangimiz, karşılık beklemeden bir iyilikte bulunduk ve iyiliğin neticesinde kötülük gördüğümüzde isyan etmedik?
Halbuki,kişi ne yaşayacaksa, önce kendisi için yaşamalı der. Önce kendini seveceksin ki, başkaları da seni sevsin. Önce kendine iyilik edeceksin ki, başkaları da sana iyilik edecek.Çünkü sen kendini sevip,iyilik etmedikçe, bir başkası seni sevilmeye değer,iyilik etmeye değer neden görsün ki dedi .. Kalakaldım..
Yahu benim hayatımda biri oldu, çocuk beni sev(di) sandım,sevmemiş bir de aldatmış, klasik terkettikten sonra öğrendim

Ben onu sevdim,sonra ah vah ettim bir ara..Dedim ki,revamıydı şu muydu bu muydu.. Farkına varıyor ki insan, nefes aldıkca öğrendiğimiz çok şey oluyor,olacak..
Ve farkına vardım ki o gün şapkamı önüme koyduğumda , o çocuk beni sevsin diye, sevmek için sevdim,iyilik görmek için iyilik ettim..
Karşılıksız anahtar kelimeymiş , kapıyı açtığında karşılıksız hiçbir iyiliğin kalmadığını,aynı hak gibi , kimsede kalmadığını görüyor insan ..