32 yaşında 1 yıllık evli bir arkdaşınızım kabul ederseniz tabi.. Çok arada kaldım gittim geldim istanbulda ailemde karşıydı eşimde sonra eşim hevesimi gördükce hevesini al sat içinde kalmasın diyip destek verdi ailem yumuşadı birtek ablam hala karşı gittim pazarlık ettim anlaştım ama içim rahat etmedi alamadım yapamadım sonra 1-2 uykusuz gece gereksiz stress hala bi burukluk var içimde yok değil ama siparişi verdim faturası kesildi trafik sigortası yapıldı plaka işlemi bitmeden teslim bile edecekler mutlu muyum ?
biraz gidiyo gelio dengesiz bi mutluluk dengesiz bi burukluk var. araban var vs vs ona bin daha ne istiyosun ve yazamayacağım bir sürü diyalok verebileceğim tek cevapsa hevesinizin olmadığı birşeye bukadar karşı olmak neden? ha tabi bu konusma esnasında üzerime çıkmaya çalışan bir dolmuş !!!! koca arabayla seni sıkıştıran motorla ne yapmaz al diye onları haklı çıkarır hareketler.yazarken bile şuan derin bi nefes çktim acaba kaçınız bu yoldan geçti yada geçmedi? aranızda çocuğu olanlar var sizlerin bu konuda düşüncesi nedir istanbulda olupta mtor kullanmak nasıl bi duygu?
şayet ben çocuk olana kadar binerim dedim öle ikna ettim diyelim hem kendimi hem etrafımdakileri. belki maddi olarak zarar edicem satarken fakat deneyimimin, alacağım hazın bi fiyatı olmayacak. istanbuldan önce bodrumda yaşıyordum orda hep scooter üstündeydim orda serbestti arkdaşlarımdan 636 , srad 1100 gibi deneyimlerimde oldu ama hız meraklısı değilim. yazarken bir oraya bir buraya atlıyorum. içimde çok dagalı bi deniz sert rüzgarlı bi hava var güneş bi görünüyobi bulutların ardında. şimdi aklımdaki içimdeki soru mutlumuyum neyim bu hissettiğim nedir?
okursunuz okumazsını paylaşmak istedim heycanımı burukluğumu yada her neyse adı koyamadığım.yazmamışım bu arada pulsar ns 150 sahibi oluyorum.
sevgiler sagılar iyi geceler
sizlerinde dediği gibi "tekerimiz düz bassın"
Bu süreç hep böyle işliyor sanırım. Algıda seçicilik mi devreye giriyor nedir?
Ben 2.5 sene önce motor için eşimi ikna etmek üzereydim. 2. Köprüden karşıya geçiyorduk. Trafikte Avrupa yakasında iyice sıkışmıştı. Şöyledir böyledir derken tam okeyi kaptım ki trafiğin sıkışlık nedenine geldik. Yolda bir motor bir jipe arkadan vurmuştu. Motor bir yanda. Allah rahmet eylesin ölen arkadaşın naaşı bir yerde. Yerler kan olmuş.
Sustum kaldım. Daha ne diyeyim ben dedim. Bende de stres yapmıştı. Her gün motor kazalarını takip eder olmuştuk istemeden. İş çığrından çıktı yani. Ya bu alet bu kadar tehlikeli mi deyip internette ne kadar kaza videosu varsa izledim. Buna rağmen gidip eğitim aldım. Ama o anki psikolojimi siz düşünün artık. Motora oturunca bir korku kaplıyordu. Elim ayağıma dolaşıyordu. Kendim kadar acemilik çeken görmedim. O derece yani.
Aradan 2 yıl geçti. Tabi bu şekilde başlamanın kötü yanları kadar iyi yanlarıda oldu. Bir kez daha en başından riskleri görüp eğitim ekipman gereken neyse yaparak bu işe başlıyorsunuz. Eğitimlere tam konsantrasyon katılıyorsunuz. İnanır mısınız ben eğitim aldıktan sonra öğrendiklerimi boş alanlarda yaklaşık 800-900 km tekrar ettim düşük hızlarda.
En büyük eksi yanı o ilk 1000-2000km içinde gelmesi beklenen rahatlama ancak 4000 lerden sonra geldi. Acemilik uzun sürdü. Resmen çift dikiş attık.
Yani demek istediğim canınızı sıkmayın. Bunlar farkındalığınızı artıracak ve bekleyenleriniz olduğundan sizde güvenliği ispat etmeye çalıştığınızdan işi çok daha sıkı tutacaksınız.