esas olarak insanın hayat içerisindeki motivasyonu açıklamak için öne sürülmüş ve oldukça popüler bir kuram olan maslow hocamızın ihtiyaçlar hiyerarşisine şanına yakışmayacak bir giriş yapalım;
1. Fizyolojik İhtiyaçlar
Hiyerarşinin en alt basamağını oluşturur ve açlık, susuzluk, cinsellik, oksijen, uyku ve buna benzer temel yaşamsal ihtiyaçlar yer alır. Maslow’a göre fizyolojik ihtiyaçlar ilk basamağı oluşturur ve en önemli kısmıdır çünkü insanın temel fizyolojik gereksinimleri doyurulmadan üst düzeydeki ihtiyaçlara gereksinim sağlanmayacaktır.
Örnek olarak; aç ve susuz bir insan bu ihtiyacını gidermeden sevgi ihtiyacını karşılamayı düşünmeyecek ve böyle bir gereksinim de duymayacaktır.
Bu ihtiyaçların bir kısmı eksikliklerden ortaya çıksa da aslında Maslow bazı fizyolojik ihtiyaçların eksiklikten kaynaklanmadığını bildirir. İnsanların yaşamlarını sürdürmek için en çok karşılaması gereken ihtiyacın bu olduğunu da bildirmektedir. İnsanlar yaşamları boyunca bu ihtiyacı gidermek için çaba sarf etmektedir.
2. Güvenlik İhtiyaçları
İnsanın fizyolojik ihtiyaçları belli ölçüde karşılandıktan sonra hiyerarşideki ikinci düzey olarak karşımıza güvenlik ihtiyaçları çıkar. Güvenlik ihtiyaçları anlaşıldığı üzere dış faktörlerden korunma ve emniyet içerisinde bulunmak gelir. Kişide korku ve endişenin olmadığı durumlar söz konusudur. Böyle bir durumda kalan insan çözüm yöntemleri bulmaya ve bu durumla baş etmeye çalışır.
Belirsiz ve güvenli olmayan durumlarda insanın gelişimsel olarak zarar gördüğü söylenebilir. Bunun sebebi olarak insanın risk almaktan çekinmesi gösterilebilir. Maslow bu düzey için ‘’bu gereksinim ne kadar çok doyurulursa o denli az ayak bağı olacaktır. Ne denli az olursa cesaret de o denli az olacaktır’’(Maslow, 1968) demiştir.
3. Ait Olma ve Sevgi İhtiyacı
Fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarının yeterli olarak karşılanmasının ardından ortaya çıkan düzey ait olma ve sevgi ihtiyacıdır. Bu düzeyde kişinin bir ilişki kurmak veya bir grupta yer edinme ihtiyacı ortaya çıkacaktır. Böyle bir durumda kişinin bir arkadaş, sevgili, eş ya da çocuklarının eksikliğini giderme ihtyiacı söz konusudur.
Bu durum, kişi için sosyal olarak ihtiyaçlarının giderilmesi anlamına da gelmektedir. Bu ihtiyacının karşılanmaması durumunda kişinin kendini yalnız ve terk edilmiş hissettiği görülmüştür. Maslow bu konuda da 2 farklı sevgi olduğunu ve bunların birbirini tamamladığını söylemektedir. Bunlar içinde ilk karşımıza çıkan eksiklik sevgisidir.
Kişide içi boş olan bir alanın sevgiyle doldurulmasından bahsedilir. Bu konuda sevgiyle doldurulmamasının bazı patolojik sorunların ortaya çıkmasına sebep olduğu görülmüştür. İkinci tür ise varlık sevgisidir ve bu da ilk tür olan eksiklik sevgisinin oluşmasının ardından görülür.
Varlık sevgisi ise bir başkasının varlığına duyduğumuz sevgidir. Maslow’a göre; eksiklik sevgisi mutlaka doyurulması gereken bir durumken varlık sevgisinin tamamiyle doyurulması pek mümkün olmamaktadır.
4.Saygı İhtiyacı
Saygı ihtiyacı önceki düzeyler yeterli derecede doyurulduktan sonra ihtiyaç olunan düzeydir. Bu düzey, kişinin çevresinden saygı görmesi ve kendisine güvenmesiyle ortaya çıkan istektir. Bu düzeyde iki aşama vardır. Kişi hem kendisine güven duyar aynı zamanda da etrafı tarafından saygı duyulan biri olarak görülmek ister. Maslow burada kişinin kendisine duyduğu özsaygı ve benlik durumlarına dikkat çekmektedir. Çünkü sadece dış faktörlerin kişinin kendisine saygı duymada yeterli olmadığını dile getirmektedir.
5. Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı
En üst düzeyde karşımıza çıkan bu ihtiyacın; kişinin hayatında potansiyelini ve kapasitesini keşfetmesi ve bunları da hayata geçirdiği durumdur.Tüm alt düzeyler karşılansa da insanın belli bir huzursuzluk içinde olduğu bu aşamada görülmektedir. Bu düzeye gelindiğinde insan hayattan ne istediği, neyi başarmak istediği, hayatta nasıl bir yol izlediği gibi soruları sorarak cevaplarını almayı amaçlar.
Bu aşamada her insanın farklı bir tarzda davranacağı söylenmektedir. Ancak Maslow bu düzeyi herkesin başarıp kendi farkındalığına varıp kendini gerçekleştirme noktasına ulaşamayacağını söylemektedir. Kendini gerçekleştirme ihtiyacı kişinin kendi farkındalığını kazanması ve hayatın uygulaması açısında önemli bir noktadır.
buraya kadar olan kısım basit kopyala/ yapıştır (emeğe saygı, +rep) kısmıdır.
buradan hinduizme geçeceğiz,
ARTHA: Artha basitçe para kazanmak, yaşamını idame ettirecek seviyede olma, güvende olma anlamına geliyor.
KAMA : zevklerin tatmin edilmesi (kamasutra), cinsel açlığın afrikasından beter olan ülkemizde ve baskın kültürde tensel hazlar ilk sırada olsa da geniş anlamlıdır, yemek, içmek ... her türlü zevkin karşılanması diyelim.
DHARMA: açıkçası oldukça karışık bir kavram, dini bir kavram olmasına rağmen konu içerisinde kendini gerçekleştirme olarak çevirebiliriz. dünyada var oluş amacını yapabilme, bir anlamda kendini ifade edebilme.
Dharmayı anlatması karışık olsa da doğru eylemi yerine getirme sorumluluğu ve yaşamındaki rolünü yerine getirmesi diyebiliriz. Yaşamda hepimizin bir görevi var, onu bulmak için çabala, ve yerine getir.
MOKSHA: kelime anlamı kurtuluştur. Hinduizm içerisinde reenkarnasyon döngüsünü kırabilmek anlamındadır.
bu kavramların yabancı olduğu bir topluluğa anlatmak açıkçası zor, zira anlatabilmek için anlayabilmek lazım.
hinduizmi seçmemin sebebi ise benzerlikleri ve hinduizmi "ancient" bir sistem olması.
"konunun başladığı yerde mutluluk ile ilgisi nedir bunların ?" diye soran olur ise tamamen öznel mutluluk tanımı arayışında hatırımda kalanlar,
---------- Mesajlar birleştirildi - 09:07 ---------- bir önceki mesaj zamanı 17:06 ----------
önceki mesaja baktım da epey teorik kalmış, biraz desteklemek lazım.
hinduizmi eklememin sebebi ve maslowdan anladığım;
mutluluk kavramı toplumsal bir olgu değildir,
bireysel bir olgudur,
bireyde başlar topluma yayılır,
bu sebepten kişisel altyapının oluşturulması oldukça önemlidir,
kişinin kendisi ile barışık olması gerekir,
bunun için de farkındalığın gelişmesi gerekiyor.
örneğin;
honda x-adv kullanmak istediğim bir makinedir,
ve fakat 70.000 tl fiyatı ile de göz kamaştırmanın ötesinde göz çıkarmaktadır.
bu motoru alamıyorum diye üzülmek ve kahrolmak mı gerekir ?
az ile yetinmeyi salık vermiyorum,
zaten maslow da bunu anlatmaya çalışmış,
insanın istekleri, sahip olma tutkusu sınırsızdır. esas nokta ihtiyacının ne olduğunu bilesi ve buna uygun davranması(mı)dır.
Anadolu kültürü içerisinde yer alan bir lokma bir hırka ya da benzeri yaşam biçimlerinin kökenine baktığımızda yokluktan dolayı bireyin zarar görmemesi ya da en az zarar görecek şekilde eğitilmesini içeren felsefi yaklaşımlardır.
kimsenin bir lokma, bir hırka ile yaşamasını beklememek lazım,
zira "şükrümüz karşımızdakinin yokluğunadır" durumu ortadan kalkmış durumda,
diyojen gibi davranmak için diyojen olmak gerekiyor. (epey zor)
genelde fizyolojik ihtiyaçları, güvenlik ihtiyacını tam karşılayamadığımız için aidiyet ihtiyacı ile bunu karşılamaya çalışıyoruz,
işte birilerinin kendi dünya görüşünü kör olarak savunmasının ve dayatmasının altında bu yatmaktadır.
fikirsel altyapıdan ziyade sürüden kopmadan yaşamaya çalışmak.