Kimsenin önemseyeceğini sanmadığım halde, bir-iki cümle de ben kurmak isterim.
Çok garip bir camiadır tanıdığım fotoğraf camiası.
Ellerini arkadan bağlamış, ya da göğsünde kavuşturmuş,
Başını kaşıyan,
Piposunu büyük bir ciddiyetle tüttüren,
veyahut sakalıyla oynayan,
boynunda fotoğraf makinası asılı, arkasında çerçevelenmiş binlerce dia'sı bulunan bazı fotoğrafçılarımız, küçümser tavırlar takınmayı,
her şeye yukarıdan bakmayı, "mühim şahsiyet" edasıyla dolaşmayı çok severler.
bu tavır, onları karşısındaki "fotoğraf meraklısı"ndan ayırır, bir nevi yüksek rütbe ışıltısı bırakır kendi akıllarınca.
Bir veya bir kaç sergi hazırlamış, söyleşilerde söz almış, slayt biriktirmiş, markalı makinaların eski manuel modellerine ve kaliteli lenslere sahip olan pek çok "fotografçı" büyüğümüz, duruşundan, mimiklerinden, hal ve hareketlerinden, aklından geçenlerin okunmasını ister.
özel, önemli, büyük adamdır o.
her soruyu beğenmez.
her yorumu beğenmez...
her fotoğrafı beğenmez.
aslolan o'dur, onunkilerdir.
bu ülkede milyonlarca insanın asıl derdinin, önceliğinin fotoğraf olmadığını bilmez. bu gerçeği kabul etmez.
kendisine verilmiş "fotoğrafçı" ünvanını başkalarıyla paylaşmayı ise hiç sevmez.
dedim ya... aslolan o'dur...
Bir gün;
gördüğünüz bazı fotograflardan etkilenmeye başladınız,
bu nasıl oluyor diye merak ettiniz,
fotograf çekmeyi öğrenmek istediniz,
bir şekilde istiklal caddesindeki fotograf mekanlarına düştünüz,
bir-iki fotograf çektiniz ve bunun heyecanını, sevincini paylaşmaya çalıştınız ise;
bilin ki, yandınız.
her türlü acımasız eleştiriye, burun kıvırmalara, maytap geçilmeye, hazır olun.
boşverin bunları, şevkinizi kırmayın diyemem. zira, nasılsa kıracaklar.
onlar "fotoğrafçı" olmaya devam ederken, sizler "dünkü çocuk, amatör" kalacaksınız.
garip ama, böyle işte...