20 sene olmuştur arkadaşların evinde 4 apaçi bira içiyoruz. Biralar biterken apaçilerden biri "yaaa ot mu alsak?" diye ortaya kıtır attı. Ben zaten sevmem, bir kaç denemem oldu ama zerre keyif almadım. Diğer 2 apaçi de "alalım, alalım" diye tutturdular. Neyse para toplandı, en genç apaçinin eline tutuşturuldu ve Taksim, Tarlabaşı taraflarına yollandı.
Arkadaş aramış taramış bir torbacı bulmuş, pazarlığını da yapmış, böyle avuç içi kadar bir torba içinde otu getirdi eve, iyi de para ödemiş. Neyse bu düdük geldi eve, herkes heyecanlı, masada poşeti açtık ve etrafı tanıdık bir koku kapladı ama ot kokusu değil.
Meğer bu Tarlabaşındaki şerefsizler çocuğa ot diye kekik satmışlar. Dünyanın en pahalı kekiğini almış gelmiş bizim bu denyo.