5 10 kere yaşadım bazılarında refleks olarak kaçarken bir keresinde sabah 6 civarlarında tam beykoz devlet hastanesinin karşısında boş yolda refleks olarak kontrayı karşı şeride verip karşı şeritte anca durabilmiştim. Hareketli bir saat olsa karşıdan gelene kafadan girerdim.
Köpeğin tipine bakınca amacını anlıyorum genelde, kaçılacak köpekle durup kafası okşanacak köpek belli ediyor kendini. İstanbul içindeki köpekler genelde anne falan değilse saldırmıyor. İşim yoksa duruyorum çantada mama varsa verip devam ediyorum. Fakat geçen sene köyde sürü koruyan köpeğe denk gelmiştim. Hayvan safkan kangal. Bir daire çizmiş kafasında içine girmek mümkün değil. Bir taş var geçtiğim anda çıldırıyor, dışında istediğimi yapayım adım atmaz. Gözlerini dikti bana, her adımımı takip ediyor hayvan, gerçekten sürü köpeği olmanın hakkını veriyor yani, köyün içine geldiğinde gördüm saygı duyar eyvallah abi dersiniz köpeğe, heybetli. Geçirmedi beni oradan. 3km fazladan yol gittim. Geçsem bir bacağımı alırdı muhtemelen.
Bir de İstanbul civarlarında, polonezköy, riva, Şile gibi yerlerde genelde terk edilen cins köpekler (yakın zamanda chowchow, rotweiller ve bol bol pitbull kırması gördüm.) çeteleşip çok saldırgan hale gelebiliyorlar. Onlara ekstra dikkat etmek lazım. Ortalarında kalırsanız ölüme kadar gider mevzu. Böyle hayatını kaybeden insanlar var, sokak köpeklerine asla karşı değilim hatta sokak hayvanlarının olması gerektiğini, şehrin bir parçası olduklarını düşünüyorum ama büyük risk yaratıyorlar.
---------- Mesajlar birleştirildi - 04:13 ---------- bir önceki mesaj zamanı 03:38 ----------
Bu arada tabanca taşımak istemeyenler için her türlü ses yapması gereken durumda (kamp, yardım isteği vs.) işine yarayacak bir alet var çocukluğumuzdan. Mantar tabanca. Küçükken mahallede silah atıyorlar diye komşular polis çağırmıştı öyle anlatayım sesi. Kalite kalite fark ediyor, feza iyidir. Bir tane doldurup kurmadan cebinize atarsanız iş görür. Hazır aklıma gelmişken 2 3 tane alayım da bayramda sağa sola sıkarım, gelenekler ölmesin.