- Katılım
- 12 Nis 2003
- Mesajlar
- 2,985
- Konu Yazar
- #1
İstanbul'un yıllardır dört tekerle feth ettiğim yollarını her gün iki teker farkıyla yeniden keşfediyordum. Sabahın erken saatlerinde çıkıp hava kararmadan döndüğüm bu keşifler yavaş yavaş karanlığa da kaldığım hale dönüşüyordu. Motosikletle trafikte tek başıma yaşadığım onca yeni, güzel, enteresan ya da korkutucu tecrübeleri birilerine o kadar çok anlatasım, paylaşasım vardı ki... Ancak gelin görün ki benimle benzer hisleri yaşamış ya da yaşamamış olsa bile bunları anlayabilecek, hadi onu da geçtim önemseyecek hiç kimselerin etrafımda olmadığım çok geç anladım. Şöyİe ki; başından sonuna kadar motora karşı olan ailem zaten bu konuda hiçbir şey duymak istemezlerken mesela kız arkadaşlarla buluşulup kahve içilip sohbet edilecek... Sohbet esnasında söz Ayşe Şule'ye geldiğinde kız başlıyor anlatmaya: "Ya geçen gün böyle trafikte, maslak civarlarındayun, sanayiye gidiyorum, 70-80'le filan sol şeritteyim. Abi bi' stop etti motor. Bi' an noluyo len dedim kendi kendime. Hemen sağa sinyal verip, böyle sağ elimle de arkadan gelenlere bi' dakka, bi' dakka yaparak geçtim en sağa. Bi' baktım yan ayaklık demiri kırılmış. O da açıkken motor çalışmaz. Açılınca stop etmiş. Ya hep korkardım bole giderken stop etse motor nolur diye hiç bişi olmuyomuş
O zamanlar trafikte gördüğüm ve bana korna çalan her motosikletliden de yabani hayvan gibi kaçardım. Bilmezdim ki motosikletin her motosiklet sahibine bendeki hislere benzer hisler yarattığını ve o insanların sadece motosiklet sevdalarından dolayı birbirlerini dost saydığını. Çok sonra öğrendim o "dit" çalınan kornaların bir çeşit trafik tacizi değil de "Şişşt dostum yalnız değilsin! Seni anlıyorum! Ben de benzer hisler yaşıyorum!" demek olduğunu. Şimdi yolda gördüğüm her motora kurye dostlarım dahil kornamı selamımı eksik etmem. Yolda kalmış bir motor görsem hemen durur bir şeye ihtiyacı olup olmadığına bakaran. Çünkü sonradan, çok şükür, edindiğim motorcu dostlarımdan, motorcu büyüklerimden öyie gördüm, öyle öğrendim. Ve arak biliyorum ki neresine gidersem gideyim, dünyanın her yerinde iyi günde ve kötü günde yanımda olup beni anlayabilecek, her konuda benden desteklerini esirgemeyecek dostlarım var. Ve hepsinin de hayata açılmış kocaman yürekleri var.
Türkiye'de her 1000 kişiye 16 motosiklet
Dünyadaki ülkelerde 1000 kişiye düşen motosiklet sayısının İtalya: 170, Japonya: 110, İspanya: 90, Almanya: 90, Yunanistan: 80, Portekiz: 80, Avusturya: 80, Hollanda: 80, Bulgaristan: 50, Fransa :40, Hindistan: 35, Polonya: 25, Türkiye: 16 olduğunu biliyor muydunuz? Ben tahmin ediyordum da, yine de görünce tüylerim diken diken oldu. Her 1000 kişiye 16 motosiklet! Yok mu arttıran?
Yürüyün kızlar kim tutar sizi...
Havalar güzelleşmeye başladı ya herkesler çıkardı cillop motorlarını. İşin en hoşuma giden yanı trafikte rastladığım motorcular arasında geçtiğimiz yıllara nazaran kadın kullanıcıların artıyor olması. Sıklıkla pek sempatik scooterlann üzerinde gördüğüm tüm bayan motosiklet kullanıcdanru izninizle kutlamak istiyorum. Yürüyün kızlar kim tutar sizi.
Komik Anılar
"Geri dön de ablayı al..."
Arkadaşlarla yemekteydik. Çok sevdiğimiz bir abimiz "başımızdan geçen bir .olayı anlatayımda gülün" dedi. Kendisinin o zamanlar 1963 model bir Vespası vardı. Başladı anlatmaya. Bir Bayram günü Avrupa yakasındaki akrabalarına karı koca Vespa'larrna binip ziyarete gidiyorlar.
Ziyaret bitiminde Yıldız yokuşundan yukarı çıkarken bir minibüs bunları sıkıştırıyor. Neyse ki bir şey olmadan kurtuluyorlar. Biraz ilerde, kırmızı ışıkta duruyorlar. Yeşil yanıyor, bizimki gaza basıyor, tam gaz gidiyor. Bu arada, bunları istemeden de olsa sıkıştıran minibüsün şoförü durmadan bizimkine koma çalıyor, el kol hareketleriyle bir şeyler yapıyor. Bizimkide "Lanet olsun Bayram günü münakaşa edip keyfimi kaçırmayayım" deyip hiç oralı olmuyor ama minibüsün şoförü çok ustaca bir manevrayla bizimkinin önünü kesiyor ve aşağı iniyor. "Yahu abi ne biçim adamsın yanm saattir sana korna çalıyorum durmuyorsun, ışıklardan kalkarken yenge hanım arkadan düştü. Dön geri de onu al." diyince bizim hanımın olmadığını anladım diyor. Masadaki herkes ben dahil gülmekten kırılıyoruz.
Kemal Ankan Uluslararası Vespa Federasyonu Türkiye Bşk.
Ayşe Şule BİLGİÇ
[email protected]
Rüzgarın Kızı - Ayşe Şule Bilgiç'in Yazıları Her Çarşamba Hürriyet Gazetesi Otoyaşam Ekinde Yayınlanır.
Moderatör tarafında düzenlendi: