- Konu Yazar
- #1
arkadaşlar sadece benim başıma mı geliyor bilmiyorum, motor ve ilgili mazemelerini satan dükkanlardaki satıcıların 10 tanesinden 8'i konuşma özürlü oluyor.adama birşey soruyorsun doğru dürüst cevap vermiyor kendi kendine mırıldanır gibi konuşuyor duymak için kafamı uzatıyorum "ha?ne?" diye soruyorum, eleman yine aynı tonda devam ediyor.nedir bu işin sırrı anlamadım?!
kelimeleri ağzından kerpetenle alıyorum. ilgili malzeme hakında kendi bildiklerimi sayıp "şöylemi böylemi" diyerek onay yolu ie bilgi alıyorum!genelleme yapmak yanlış olur demiyecem ısrarla genelleme yapıcam.bu adamların ÇOĞU "alsanda olur almasanda beğenmediysen sittir git" havasında.milyarlarca lirayı önlerine dökmedikten , standtta duran 20 milyarlık motoru almadıktan sonra adam yerine koyan yok.eldiven, dizlik yada yağmurluk gibi onlar için önemsiz olsa gerek(aslında fiyatları 30 euro'dan başlıyor!) malzemeleri soruyorsanız boşuna ilgi beklemeyin.o sırada dükkanda kendi müşterisi varsa(bu tiplerde ne hikmetse göbekli 40 yaş üzeri fabrikatör tipli, elinde bi pürosu eksik, behiç pek karekterlerine benziyor) yada siz ordayken geldiyse, artık satıcı adeta "bir an önce sittir git" diye suratınıza bakıyor.
motosiklet kültürünün gelişmesinde negatif yönlerden biriside bu konudur diye düşünüyorum.henüz 16 yaşımdayken amerikadaki uçak firmalarına mektuplar yazar, posterler isterdim.dougles, boeing ve şimdi adını hatırlamadığım daha birkaç dünya devi uçak firmasından defalarca posta yolu ile posterler ve tanıtım broşürleri aldım(ücretsiz).gelen büyük zarfların üzerindeki posta ücreti bile 3$ üzeri oluyordu.zarflar özel hazırlanmış gönderilen resimler katlanmaması için köpük destekli oluyordu.dünyanın öbür ucundaki hiç tanımadıkları bir çocuk için, muhtemelen hiçbir zaman müşterileri olmam yada bu firmaya para kazandırmam da mümkün değilken, sırf bir kişinin daha gönlünü kazanmak adına bunu yapıyorlar.aynı yıllarda ankara'daki tai'ye de mektup yolladım.cevap verme zahmetine katlanmadılar.
biraz uzun oldu ama umarım maruzatımı anlatabilmişimdir.
kelimeleri ağzından kerpetenle alıyorum. ilgili malzeme hakında kendi bildiklerimi sayıp "şöylemi böylemi" diyerek onay yolu ie bilgi alıyorum!genelleme yapmak yanlış olur demiyecem ısrarla genelleme yapıcam.bu adamların ÇOĞU "alsanda olur almasanda beğenmediysen sittir git" havasında.milyarlarca lirayı önlerine dökmedikten , standtta duran 20 milyarlık motoru almadıktan sonra adam yerine koyan yok.eldiven, dizlik yada yağmurluk gibi onlar için önemsiz olsa gerek(aslında fiyatları 30 euro'dan başlıyor!) malzemeleri soruyorsanız boşuna ilgi beklemeyin.o sırada dükkanda kendi müşterisi varsa(bu tiplerde ne hikmetse göbekli 40 yaş üzeri fabrikatör tipli, elinde bi pürosu eksik, behiç pek karekterlerine benziyor) yada siz ordayken geldiyse, artık satıcı adeta "bir an önce sittir git" diye suratınıza bakıyor.
motosiklet kültürünün gelişmesinde negatif yönlerden biriside bu konudur diye düşünüyorum.henüz 16 yaşımdayken amerikadaki uçak firmalarına mektuplar yazar, posterler isterdim.dougles, boeing ve şimdi adını hatırlamadığım daha birkaç dünya devi uçak firmasından defalarca posta yolu ile posterler ve tanıtım broşürleri aldım(ücretsiz).gelen büyük zarfların üzerindeki posta ücreti bile 3$ üzeri oluyordu.zarflar özel hazırlanmış gönderilen resimler katlanmaması için köpük destekli oluyordu.dünyanın öbür ucundaki hiç tanımadıkları bir çocuk için, muhtemelen hiçbir zaman müşterileri olmam yada bu firmaya para kazandırmam da mümkün değilken, sırf bir kişinin daha gönlünü kazanmak adına bunu yapıyorlar.aynı yıllarda ankara'daki tai'ye de mektup yolladım.cevap verme zahmetine katlanmadılar.
biraz uzun oldu ama umarım maruzatımı anlatabilmişimdir.