- Katılım
- 26 Mar 2018
- Mesajlar
- 9,930
- Motosikleti
- 2022 Suzuki V Strom 650 (DL650)
- Konu Yazar
- #1
Dün Moto Guzzi Stelvio test sürüşü yaptım, aşağıya aklımda kaldığı şekil ve sırada notlarımı ekliyorum: (En sona kısa bir sonuç özeti yaptım.) (Bu test sürüşünde fotoğraf çektiremedim maalesef.)
Özetlemek gerekirse, iyi yanları olarak:
- Denediğim Stelvio Aras kazalıydı; hem sola hem de sağa devrilmesi var. Sol koruma demiri kırılmış / tamirli, sol egzoz borusunun ısı kalkanı yerinden oynamış olduğu yerde titriyordu. Ayrıca ön amortisör sakattı, neredeyse bomboş, fren yapınca laps diye dalıyordu.
- Sadece motosikletin ergonomisi nasıl, oturuşu rahat ve natürel mi, selesi rahat mı, motorun gücü, çekişi, genel hissiyatı nasıl görmek için binip sürdüm. Sorunları görünce daha fazla bir şey beklenemezdi...
- Motosikletin motoru inanılmaz güzel; 5-6.000’e kadar olan devirlerde epeyce titreşim hissediliyor (en çok rölanti devirlerinde…) ancak bu titreşim basamak ve selede değil, gidon (aynalar) ve elciklerde.
- Hissedilen titreşim el kol falan uyuşturacak tarz bir şey değil. Motorun pistonlarının cüsseli olmasından kaynaklı düşük frekanslı yüksek genlikli bir titreşim oluyor. Altında sağlam / oturaklı bir motor var hissi veriyor. 5-6.000’den sonra titreşim frekansı oldukça artıyor ancak genlik acayip düşüyor. Neredeyse yok gibi. Motorun içindeki dengeleme mili işini çok iyi görüyor.
- Motor inanılmaz güçlü hissettiriyor; tren gibi, boğa gibi çekiyor. Uzatması aşırı zevkli, çok ciddi benzin harcanır bununla. Motorun hissiyatı tepeleme testosteron, tepeleme billur. Gazı açınca öyle güzel böğürüyor ki anlatamam; tabiri caizse orgazmik. (Motorun hava girişi tam deponun altı olduğu için emme sesi çok net duyuluyor, keyfi de o veriyor zaten. Bu arada depo dediğime bakmayın, orası depo değil; depo çoğunlukla sele altında…)
- Amortisörler full ayarlı ama ön taraf patlak / boşluklu olduğu için net değerlendiremedim. Bana olması gerekenden yumuşak gibi geldi; rahat ve keyifli uzun yol yapılır ama performanslı viraj dönmek için pek yeterliymiş izlenimi vermedi.
- Amortisörün durumundan kaynaklı frenleri de çok verimli deneyemedim, kullanabildiğim kadarıyla bir sıkıntısını görmedim.
- Motosiklet yavaş gitmeyi çok sevmiyor, şehir içi hızlarında 2. viteste 3.000 devirde bile oldukça hızlı gidiyor. Dengesi güzel, motorun konfigürasyonu / yakıtın bulunduğu yer itibarıyla ağırlık merkezi aşağıda olduğu için hiç 246 kg imiş gibi ağır hissettirmiyor, aralara derelere girebiliyorsun ama düşük hızlarda kullanması örneğin bir DL650 gibi rahat / sorunsuz sayılmaz. Yine de ağırlık merkezinin aşağıda olmasından dolayı sevk ve idare etmesi son derece kolay rahat bir motosiklet.
- Gaz açıldığında veya kapatılıp motosiklet kompresyona bindirildiğinde herhangi bir burkulma hissedilmiyor. Bu fenomen oluşmasın diye motorun içinde dengeleyici ek bir mil var.
- Debriyaj hidrolik, ayarını değiştirmekle çok uğraşmamakla birlikte kontrol hissini hiç sevmedim; belki ayarla falan düzelir ama benim denediğim örnekte yarım debriyaj bölgesi son derece dar bir aralıkta, hassas kumanda ve modüle etmesi oldukça zor geldi. (Kullandığım test motoruna özgü bir durum olduğunu tahmin ediyorum çünkü gerçekten kötüydü…)
- Deneme yaptığım gün hava sıcaklığı 19-20C idi. Şehir içi hissiyatını anlamak için özellikle yoğun / sıkışık trafikli yollara da girdim, yavaş hızlarda bacaklara gayet hissedilir bir sıcaklık verdi ama yaktı denemez. Hemen bacaklarının önünde iki tane kocaman silindir kafası olduğunu net hissettiriyor. O hissiyat yaz sıcağında biraz daha yoğun olur ama “aman aman yanıyorum” diye üzeceğini hiç zannetmem.
- Yukarıdaki üç maddeye göre esas kullanımı şehir dışı olan, şehir içinde pek mutlu olmayan bir motosiklet olduğu teşhisi yapılabilir.
- Bundan inip DL650’ye bindikten sonra cüsse ve kıvraklık olarak bana bisiklet gibi geldi, buna mukabil gücü ise sanki pilli oyuncak gibi geldi; sanki CBF150 kullanıyormuşum gibi hissettim. Gaza asılınca gelen o öne atılma hissi DL650’de maalesef yok. O his için gücü 100 beygir ve üzerinde olan bir motosiklet lazım, net.
- Motosikletin ergonomisi 190cm 110kg cüsseme çok uydu; selesi inanılmaz rahat, oturuş şekli, elciklerin / gidonun yeri falan her şey çok doğal geldi. (Aynı güzel / doğal ergonomi hissini fuarda Mandello üzerine oturduğumda da almıştım; Moto Guzzi bu konuda başarılı bir üretici izlenimi veriyor…) Depoyu bacaklarımla çok rahat ve doğal bir şekilde kavrayabildim. (Alt tarafta ayak bilekleriyle sıkıştıracak bir yer yok ama…) Motoru sanki benim için yapmışlar. (Bazı yerli ve yabancı incelemelerde “motorun elcikleri / gidonu / ekranı ve rüzgârlığı çok uzak kalıyor” denmiş. Evet, kesinlikle kısa boylu adama göre değil; 180 üzeri boylar için optimum.) F900GSA'de böyle bir rahatlık ve uyum hissi alamadım; oturuşu çok dikti, sele şeklinden dolayı kalçayı geriye alamıyordum. Stelvio'da kalça dayama tam olması gerektiği yerde duruyordu.
- Ekran biraz ufak, progresif gözlüğüm sayesinde okumakta zorlanmadım ama o tip gözlüğü olmayan ve yaşını almış birisi zorlanır. Ekran ufak olduğu kadar bazı ışık koşulları için yeterince parlak da değil. Bu motora kesinlikle daha büyük, BMW’lerdeki gibi bir ekran lazım; belki işlevsel olarak güzel bir ekran ama günümüzde zayıf kalıyor…
- Rüzgâr koruması güzel; Moto Guzzi dünyada rüzgâr tüneli kullanan ilk motosiklet firması, gövdeye rüzgâr gelmiyor, kask rüzgârda kalıyor ama türbülans yok. (İyi ama bir F900GSA değil…)
- Motora koruma demiri takmak 15.000₺, QS 15.000₺, MIA Bluetooth modülü de 15.000₺. (Hepsi yuvarlak hesap tutarlar…) Orta sehpa sormayı unuttum ama şaftlı olduğu için aslında orta sehpaya pek gerek de yok. Elcik ısıtma da 27.000₺ imiş, bana MIA Bluetooth modülü ile birlikte paket olarak satılıyor dendi. (BT modülü olmadan telefon bağlantısı, navigasyon entegrasyonu vs. olmuyor…) Bu son cümle bana mantıklı gelmedi ama çok kurcalamadım. Özetle: Motoru alır almaz bir 45-50.000₺ de ek özellikler için bir para harcanıyor. Üzerine bir de depolama çözümleri için harcama yapmak gerekir ancak o her motosiklet için aynı.
- Bakım aralıkları Türkiye için her 6.000 km’de bir. Her bakımda ayrıca silindir kapakları açılarak supap aralığı kontrolü yapılıyormuş. (Supap aralığı kontrolü yapmak için motorun tamamen soğuması beklenmeli; dolayısıyla, akşam bırakıp ertesi öğlen almak veya sabah bırakıp akşam almak lazım, başında iş beklesin diye duramazsın, karın ağrısı, iki sefer git-gel yapmak lazım…) (Kullanım kılavuzundan kontrol ettiğimde yağ bakımı 12.000, supap kontrolü de 24.000 olarak gördüm. Çok yağışlı ve/veya tozlu koşullar için bu aralıkların yarısını kullanın diyor kılavuz. Buna göre Türkiye’de 6.000’de bir bakım OK denebilir…)
- Supaplar vidalı tipmiş, üstten vida ile gerekli ayar sağlanamadığında alttaki şim de değiştiriliyormuş. Her seferinde şim değiştirmekten daha pratik. Silindir kafaları da dışarıda olduğu için erişim çok kolay, kapakların kendisi dışında bir şey sökmek zorunda kalmıyorsun. (Kapaklar açıldığı için her seferinde sıvı conta uygulaması yapmak gerekiyor, o da düzgün yapılması gereken ince bir iş…)
- Fiyat listesinde 2025 için fiyat var ama tamamen sanal; tek bir tane bile 2025 model ithal edilmemiş, eldeki tüm Stelvio’lar 2024 model. Yani motosiklet Türkiye piyasasında hiç rağbet görmemiş. Bu motor alınacaksa en az 10 yıl veya hurdaya çıkana kadar kullanılmalı. İkinci el değeri (maalesef) çöp olarak kabul edilebilir…
Özetlemek gerekirse, iyi yanları olarak:
- Çok rahat,
- Harika bir motor karakteristiğine sahip,
- Şaftlı,
- İnanılmaz keyifli bir motosiklet.
- Alıcısını özel / farklı hissettirir.
- Şu anda piyasada gücüne / özelliklerine göre çok uygun fiyata bulunabiliyor.
- Test ettiğim kazalı ve belki hor kullanılmış modele mi özgü bilmiyorum (büyük ihtimal öyle çünkü izlediğim hiçbir incelemede buna değinilmemiş...), ancak hidrolik debriyajı kontrol etmek zordu.
- Ekranı bu fiyat seviyesindeki rakiplerinden kötü.
- Şehir içini çok fazla sevmiyor, gayet verimli kullanılır ama en mutlu olacağı yer değil.
- Amortisörleri sportif sürüş için biraz yumuşak tarafta. (Seyahat için çok yeterli ve güzel, dolayısıyla bu madde iyi yanları kısmına da yazılabilir...)
- İkinci el değeri çöp; ancak uzun süre kullanabilecek / adanmış bir meraklıya hitap ediyor.
- Distribütörün bu markaya yeterince özen gösterdiğini düşünmüyorum: V85 TT test ettiğimde hararet sorunu yaşamıştım, Stelvio testi için de kazalı / doğru düzgün onarılmamış bir motosiklet sunuldu. Ayrıca (büyük ihtimalle talebin neredeyse sıfır olmasından mütevellit) 2025 model hiç getirilmemiş olması hiç güven vermiyor.
Son düzenleme: