Objektif bir şekilde bakmak gerekirse,
Travma herkes için geçerli fakat psikolojik problemler ve intiharların bir çoğunun sebepleri ;
Toplum tarafından baskı görmek(LGBT,farklı ideoloji,azınlık içerisinde yer almak vs.)
Ekonomik problemler,hak ve özgürlükler( Gelir dağılımının uçurum haline gelmesi,insani şartlarda yaşayamamak,çalışamamak)
Sosyoloji bunu söylüyor. Sosyolog veya daha detaylı Sosyoloji gören varsa bizi aydinlatabilir. Benim gördüklerim bu kadar.
Kendi görüşüme gelecek olursak:
Bir Multimilyoner , çocuklarının yaşadığı problemlere daha hızlı aksiyon alabilir diye düşünüyorum.
Bir tarafta evinin önünde slogan atan işçilerin yarattığı travmalar,
Bir tarafta eve haddinden fazla düşük ücretle çalışan bir babanın geç saatte,yorgun gelmesi. Çocuğuna yeterli vakti ayiramamasi. Oturdukları semt yüzünden çocuğun kalitesiz bir çevreye sahip olması , babanın çocuğa karşı işte ezilmekten dolayı gelişen kompleksli tavırları.
Çocuğun parasızlıktan kendini soyutlamasi , gerekli kişisel bakımdan , aile içi eğitimden ve sosyal aktivitelerden yoksun kalması.
İkisi farklıdır fakat şunu unutmayalım,travmalar ve psikolojik sorunlar her kesimden insanın yaşayabileceği ve bizim kıyas yaparak işin içinden cikamayacagimiz bir durumdur bence.
Bir yönden bakınca , zor şartlarda büyümüş bir çok insanın daha mutlu,mücadeleci,mental olarak kuvvetli olması ve Henry Ford'un intihar eden oğlu...
Bence travma olaylarına girmemiz yanlış. Ne söylesek tam olarak doğru olmaz. Bilemeyiz çünkü neyin ne etki yaratacağını. Ama fikrim şu ki,
İşçi kesimi ve ailesinin yaşayacağı travma daha büyük.( En azından rakam olarak. Hikayede 3 patron çocuğu var. Belki canı sıkılınca psikologa gidebilen.)
Hikayede kim bilir kaç yüz tane işçi çocuğu var.
Birinin toplum için faydalı olup olmayacağına bazen oturduğu semt bile karar verebilir. Sınıf arkadaşları bile çok önemli.
( Çalışma Ekonomisi , bu konuya değinmiş.)
İşçiler ve evin önünde eylem yapma konusuna gelince,
Hak ve özgürlüklerinizi rica edemezsiniz. Söke söke alırsınız.
Çok ünlü MIT profesörü,iktisatçı Daron Acemoğlu , siyasi bilimler profesörü James Robertson ile yazdığı " Dar Koridor" isimli kitapta bu konulara yer vermiş.
Durumu " Kızıl Kraliçe Etkisi" olarak tanımlamış.
Kızıl Kraliçe Etkisi ; Halk veya İşçi sınıfın , hükümet veya işveren ile giriştiği rekabet koşusudur. Halk veya İşçi sınıfı ne kadar baskınsa, kurumlar o kadar denetlenebilir,şeffaf, hak ve özgürlükler konusunda cömerttir.
Domine eden,kazanır.
İşçi işverene değer katmalı,verimliliği sağlamalı fakat yeri geldiği zaman ona kafa tutabilmeli.
Halk, devletine ihtiyacı olan gücü ve yetkiyi vermeli. Yeri geldiğinde ağırlığını koymalı.
Siyasi algılamayın. Türkiye'de destekledigim bir siyasi parti bulunmamakta. Herhangi bir ideolojiye körü körüne bağlı değilim. Ama gerçeklerin bunlar olduğunu düşünüyorum.
Domine eden kazanır.