insanlığın ilk anlarına gidelim öyleyse
sınırlar yok, yeryüzünde ne varsa bu birkaç insana ait
kaynaklar ve imkanlar sınırsız
habil ile kabilin hikayesi:
Maide suresi
Bismillah
27. (Ey Muhammed!) Onlara, Âdemin iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, Andolsun seni mutlaka öldüreceğim demişti. Öteki, Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder demişti.
28. Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allahtan korkarım.
29. Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.
30. Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.
31. Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben? dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.
32. Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir.
bahsettiğimiz gibi: nefs doymaz
insan, bedenen sınırlı olsa da ahiret hayatı sınırsızdır
ve aslında insan bu sınırsız hayata göre donanımlıdır
asla bitmeyen isteklerle doludur
doysaydı bıkardı ve sonsuz bir bıkkınlığı tahayyül edin, yokeder
o halde insanlara asıl öğretilmesi gereken kendileri için istediklerinin diğer insanların da ihtiyacı olduğunu bilerek hareket etmeleri
Kasas suresi
Bismillah
76. Şüphesiz Kârûn, Mûsânın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenip şımaranları sevmez.
77. Allahın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allahın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.
78. Kârûn, Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir dedi. O, Allahın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
79. Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, Keşke Kârûna verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir dediler .
80. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allahın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur dediler.
81. Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allaha karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
82. Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak demeye başladılar.
83. İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allaha karşı gelmekten sakınanlarındır.
84. Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.
insanın kendisi için istemesinde bir beis yok, çünkü yaratılışı gereği muhtaç
havaya, suya, yemeğe, barınmaya, bineğe...
lakin aşırı gitmeyin, gasbetmeyin, helal olanı alın diye bir kanun konmuş yaratan tarafından
tabi bitmiyor
elde ettiğinizden de ihtiyacı olanlara dağıtın deniyor
Hadis suresi
Bismillah
18. Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allaha güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır.
insanlık arasında adaletin temini insanların koyacağı kanun yahut sistemlerle mümkün değil arkadaşlar
çünkü insan açgözlü, kendine yontar
velev ki Allahtan korkmasın
işte o korkmayanların bugün dünyayı ne hale getirdiği ortadadır
başka bir konuda vekil yakınına laf eden polis memurlarına yapılan haksızlığa isyan ediyorduk
size Hz Ömerin bir kıssasını anlatayım
Ömer ve Muaviye müslüman olmadan önce de arkadaştır
bir gün ziyaret ettikleri bir beldede şehrin girişine asılmış adamlar görürler
sorduklarında bu adamların o beldenin kralının vezirleri olduğunu, yolsuzluktan dolayı adaletli olan Nüşirevan isimli bu kralın kendilerini cezalandırdığı anlatılır
o kralın adaletinden etkilenir ve bunu hiç unutmazlar
İslamla müşerref olduktan sonra Ebu bekirin vefatıyla Ömer halife olur, Muaviye şam valisi(ya da başka biryerin)
muaviye gaddar bir kişiliktir
bölgede yaşayan bir hristiyanın arsasını (artık ne sebeple bilmiyorum) elinden zorla alır
bu kişi de "bu adamın üzerindeki tek adam halifedir" diye bir ümit onu şikayete gider
sora sora Hz. Ömerin bir hurmalıkta olduğunu öğrenir
girdiğinde fakir görünüşlü bir adamın bir hurmanın dibinde gölgelendiğini görür
ona "halfe Ömer nerde?" diye sorar
"benim" cevabını aldığında her ne kadar inanmasa da mevzuyu anlatır
Ömer yerden bir kemik parçası bulur ve üzerine bir cümle yazar, bunu muaviyeye ver der
adam kemik parçasını muaviyeye götürünce muaviyenin yüzü bembeyaz kesilir, adama hakkını iade eder
kemiğin üzerinde "ben nuşirevandan daha adilim" yazıyordur