- Katılım
- 14 Ocak 2008
- Mesajlar
- 4,154
Asıl mesele bu işte.
İnsan olabilmek için din ve politika şart değil. Ama işin içine din veya siyasi nedenler girince insan en tehlikeli yaratığa bürünebiliyor.
Ve evet herşeyin çözümünü bu ikisinde görenler cidden milletin ayağına çok dolanıyorlar.
gücün kaynağı, yönetilen tarafından gücün en çok sorgulanan tarafıdır,
bu minvalde gücün nereden alındığı gücün şiddetine önemli katkı yapar,
bu sebepten "göklerden gelen bir karar vardır" .
ilgilenirsen bununla ilgili güzel bir makale vardı elimde,
sosyoloji isimli bir dergiden,
bulabilirsem okunabilir bir şekilde eklemeye çalışırım.
anlayabilecek olanlar için güzeldir.
söylenti odur ki;
dailerden biri vaktiyle eğitimi sırasında bir görev alır,
görevi kendisinden daha aşağılık bir yaratık bulup tekkeye getirmesidir,
kemosabe (Ke-mo sah-bee) dolanır, arar, vakit geçer,
bakar ki cılız, uyuz, hasta bir it çöplükte eşeleniyor,
evreka diyerekten itin boynuna bir ip geçirir yola düşerler,
yolda it dile gelir "hayırdır hacı böyle nereye gidiyoruz ?"
dai - hocam bana falanca görevi verdi, ben de seni buldum.
it - sayın yobaz, sen benim senden daha aşağılık bir yaratık olduğum sonucuna nasıl vardın ?
dai - sen köpeksin, uyuzsun, çöplükten besleniyorsun ...
it - senin yolun uzun, iyisi mi sen beni bırak, tekkene geri dön (sonrasında bir kaç özlü söz eder)
kemosabe ikna olur köpeği bırakır,
köpek türkü söyleyerek çöplüğüne doğru yol alır " haydar haaaydar kime ne ? ...dırınım dırınım "
talip tekkeye döner,
gözetmeni sorar "buldun mu senden daha aşağılık bir yaratık?"
talip "bulamadım"
gözetmen "buldun da getiremedin, getirseydin o zaman ortalık şenlenirdi"
bu kıssayı yazılma sebebi,
konunun öznesi olan it (bkz. kinizm ) uğradığı davranış biçimi ve olaydaki insanın anlamları arasında bir bağlantı kurulmasıdır.