Maine seyahati...

Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Maine e seyahat...1. Kısım...

6 Eylül Pazartesi gününün ABD de “Labor Day” tatili olması dolayısı ile bir hafta işten izin almaya ve şidiye değin bir türlü fırsat bulup ta gidemediğimiz Maine eyaletine bir seyahat planlamaya karar vermiştik. Üstelik işin içinde burada üyesi olduğum Adventure Rider grubunun New Hempshire da düzenlediği kamp ve gezi de vardı, ve zaten ona katılmak üzere Cuma günü de yola çıkma zorunluluğu doğunca iki planı birleştiriverdik.

Tamamen kamplı bir gezi olacağından 7of 9 ı istihab haddi sınırlarında yükledikten sonra tam teçhizat Pazar sabahı yola koyulduk... Floridayı kasıp kavurmakta olan kasırga kuzeye dogru yola çıkmıştı, yağmur ve kötü hava şartlarının er geç bizi yakalayacağını tahmin ediyordum.
image001.jpg



Hava oldukça kapalı ve nemliydi, üstelik tatil dolayısıyla şehirden kaçış ve ağır trafik vardı pek zevkli bşr olmayacağa benziyordu... Birazdan trafık tıkanıklıkları da başgösterince 95 no lu Freeway fikrinden vazgeçip zaten bayıldığım yol olan Merrit Parkway a daldım.

image004.jpg


image005.jpg


Harıtadaki ok yönümüzü ve sarı boyadığım yol da rotamızı gösteriyor. 15 no lu yol bahsettiğim “Merrit Parkway”. İşte bir iki resim bu yoldan...

image007.jpg



image009.jpg


image011.gif



1895 te ABD de toplam –yazı ile “dört”- otomobil varken bu sayı 1900 yılında 8000 e çıkıyor ve hızla artmaya devam edıyor. Tabii bunu kaldıracak alt yapı yok ortada, yollar yetmez oluyor. Trafiğin en yoğun olduğu yer New York civarı...burada 1907 de ilk “parkway” (Pky) inşaatı başlıyor. Bronx River Pky. Daha sonra kongre üyesi Schuyler Merritt önderliğinde dünyanın ilk otoyolu olan “Merritt Pky” in temeli atılıyor.

image012.jpg



O zamanlarda bütün yollar şehir ve kasaba merkezlerinden geçerken bu ilk “otoyol” yada Almanca tabiri ile “autobahn” tamamen şehir-yerleşim merkezi dışından geçen ilk uzun yol oluyor. İlk başlarda çok garipsenmış haliyle (şimdi bize çok doğal geliyor ama düşünsenize yerleşim bölgelerinden geçmeyen ilk yolun ne kadar garip bir şey olduğunu) ama sonra herkes alışmış ve bütün dünyaca benimsenmiş, heryerde inşa edilir hale gelmiş otoyollar.

Şu anda Merritt Pky eski rotası üstünde, sadece ticari olmayan otomobil ve motosikletler açık yaklaşık 130km lik, 20.yy ın ilk dönem köprü ve viyadükleriyle süslü, tamamen ağaç örtüsü altında nefis bir yol.

image013.jpg


image015.jpg


Alt yapısı tabii ki zamane kamyonlarının yüküne ve alt geçitlerin-köprülerin yüksekliği devrin yine aynı araçların yüksekliğine uygun değil. Tam bize göre yani... 

Fotograflarda ahşap bariyerler dikkat ettinizmi? Onlar da dünyanın ilk otoyol bariyerleri. Hala korunuyor, eskidikçe yine ahşap olarak onarılıyor...

Merritt Pky bittikten sonra da yol Boston istikametinde aşağı yukarı aynı karakterde devam ediyor...Bu köprülerin hepsi bir sanat eseri aslında...


Daha sonra ara yollara (CR - Country Roads deniliyor) vurduk, daha yeşillik, daha çok viraj, daha çok eğlence...ve tabii daha çok zaman...

image017.jpg


Portsmouth, NH (New Hempshire) a vardığımızda artık hava kararmak üzereydi...şu gördüğünüz “Diner” tabir edilen karakteristik Amerikan lokantalarından birine girdik.

image018.jpg


Bunlardan bütün ABD de görmek mümkün. Bir zamanların mobil restoranları bunlar. Bir yerden biryere ilk zamanlarda atlarla, daha sonraları traktör vb. muhtelif çekicilerle tasınırlarmış. Artık hareketli değiller. Çoğu müzelik...

İşte bir başkası, Portsmouth da. 1900 yapımı. Gilley’s.

image020.jpg


Artık yerine sabitlenmiş ama 1900-1940 arası atla çekilerek şehirde gezermiş. 1940 dan itibaren sadece şehir meydanına çekilmeye başlanmış ve o günden itibaren her gün trafik cezası alarak Guiness rekorlar kitabına dünyanın en çok trafik ceza makbuzu alan aracı olarak girmiş. Enteresan memleket...

Bendeniz, şefle beraber...Adama vegetaryen sandöviç yaptırdımya, ölsem de gam yemem...
image022.jpg



Haritada Portsmouth u görüyorsunuz...ilk gece orada kaldık.

image024.jpg


Size Portsmouth dan bir kaç resim...

image027.jpg


image028.jpg


image030.jpg


Yarın sabah Maine e gireceğiz, bakalım bizi neler bekliyor orada...

Arkası var...
 
Katılım
1 Mar 2004
Mesajlar
460
süper gerçekten ya yol hele çok güzeldi bittim... dd yazılarının devamını diliyorum yarında okuyacağım tabi yazarsan gittiğin yerler geçtiğin yollar süper gerçekten.
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Maine seyahati...2.kısım.

Maine seyahati...2.kısım.

Ertesi gün toparlanıp Portsmouth u gezmeye çıktık. Burada artık fotograflar konuşacak. Burası enfes bir sahil kasabası ve liman şehri. Alttaki haritada sarıyla boyadığım rotayı takiben yoldayız...evler “New England” ve “Cape Cod” tarzı mimaride. Ortalık yosun, iyot ve tatil kokuyor.

İşte harita...

image001.jpg



Işte sonu gelmeyen yat limanlarından biri...

image005.jpg


image008.jpg



Newcastle a giderken yol...

image007.jpg


Altta Newcastle evleri...

image011.jpg


image012.jpg


image014.jpg


image018.jpg


Ve yine Potsmouth a dönüş.

image016.jpg


Köprüaltı balıkçı lokantası, Pier II.

image020.jpg



Bu da o köprünün üstü.

image023.jpg


Ve işte nihayet Maine eyaleti sınırındayız. İş köprüyü geçmeye kaldı...hele bir açılsın. J

image022.jpg



Ve geçiyoruz...İşte Maine den ilk işaret... “Maine...Vacationland” ! Tamam işte doğru yerdeyiz

image025.jpg



Yarın köprünün öte yakası...
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Maine seyahati, kısım 3...

(daha çok fotograflı versiyon için lütfen Maine 3. bölüm linkine bakın...)

Bu arada Maine nin nerede olduğu soruldu, yanıt olarak şu haritayı koymak istiyorum. ABD nin en Kuzeydoğusundaki eyaleti.
image001.jpg



Bu alttaki haritada ise bu günkü konumuzun rotası...Portsmouth dan Freeport a kadar uzanacağız.

image002.jpg


Yolda Portland dan geçeceğiz, ama bu Portland çimentosu ile meşhur batıdaki Oregon Portland değil haliyle. Yine de Maine in en büyük yerleşimi.

Köprüyü geçip gaz kolunu kıvırdıkça yavaş yavaş bir masal ülkesine giriyor gibi oluyorsunuz. Yerleşimler, sahiller, plajlar, hele evler...şiir gibi bir yer burası.

image003.jpg

image005.jpg


image007.jpg


image009.jpg


image011.jpg


Sonra plajlar, plajlar...millerce plajlar ve plaj evleri...tatil havası içinize işliyor. Gittikçe daha yavaş sürdüğünüzü, akşam olacak da yol bitecek diye endişelenmeye başladığınızı farkediyorsunuz.

image019.jpg


image020.jpg


image021.jpg


image022.jpg


image024.jpg


Ve plajlar ve güzelliklerden yarı sarhoş ve iyice acıkmış vazıyette “Kennebunkport” diye bir sahil kasabasına geliyoruz.

image040.jpg


Sahilde şirin bir restorana atıyoruz kapağı...

Altta bendeniz ve suratımda “Lan dünyanın hiçbir yerinde kuratulamayacakmıyım ben bu plastik sandalyelerden” ifadesi... Cins adamım vesselam...Bir taraftan da hala bu sandalyalerin dünyayı istilayı planlamış kötü uzaylılar tarafından aklımızın ermeyeceği meş’um bir planın parçası olarak konuşlandırıldığını düşünmeye devam ediyorum, o da başka...

image041.jpg


Restorandan bir iki görüntü...”Cezir zamanı”ndayız. Sular alabidiğine çekilmiş...

image042.jpg


image043.jpg


Köprüyü geçip şehirde kısa bir yürüyüş ...Deyzinin yediği inanılmaz miktarda deniz mahsulünün hazmedilmesi için bu şart. J Ben de restoran sahibi hanımın teklifi üzerine kendi yaptığı “black berry cake” (bir tür böğürtlenli pasta) yı fazla kaçırınca başka çare kalmadı. Ayrıca gidonda uyuyakalmak da olası... J


image044.jpg


image046.jpg


image047.jpg


Evet acı ama gerçek...Maine de kask mecburiyeti yok...Kimisi takmıyor.

image051.jpg


image053.jpg


image056.jpg


image057.jpg


image058.jpg


image059.jpg


image060.jpg


Bu pastanın üstüne bir kapuçino ?

image049.jpg


image061.jpg


Kuş yuvası lazımmıydı? Bu yukarda resmini gördükleriniz ömrümde gördüğüm en güzel insan yapımı kuş yuvaları...Allahtan motorda taşıyacak yer yok, otomobilsiz seyahatin bir diğer faydalı tarafı da eviniz bir süre sonra işe yaramaz binlerce ıvır zıvır la dolmuyor... J

Kenny..herneyse..port şehrinden çıkmak çok zor. İnsan ilk şoku atlattıktan sonra iki tepki veriyor... “Hadi canım burası bir masal dekoru, birazdan biri gelir bilet keser...tüyelim! “ yada “Buralarda iş imkanları nedir acaba...evler de pek hesaplıymış..” yani bu “masal-o-manyetik” etkiden bir an için kurtulup kendinizi motora atıp kaçtınız kaçtınız...yoksa “burada incik boncuk satan bir dükkan da ben açıversem ne olur şu köşeciğe sanki” diye düşüncelerle hiç bir yere gidememe tehlikeniz oldukça yüksek.

Oysa ki biz yılmaz gezginler ve kaşifler olarak misyonumuzu unutmamalı...turist olmanın dayanılmaz hafifliği içinde kuzeye, daha da kuzeye yola devam etmeliydik. Hedef Portland dı değil mi?

image062.jpg


image065.jpg


image066.jpg


image068.jpg


image069.jpg


Portlanda girmek için kısa bir otoyol geçişi var, buradan oldukça modern ve büyük bir şehir olduğu görünüyor...Eh bu tür şehirlere karnımız tok ve daha da yolumuz uzun diye şeyle bir kenarından girip çıktım, Portland a fazla yüz vermedim...

image070.gif


İlginizi çekerse şu linkten bir bakın... http://www.ci.portland.me.us/
Güzel şehir.

image071.jpg


Yukarda bahsettiğim gibi bu günkü rota sonunda Freeport diye küçük bir şehre ulaşmayı planlıyorduk. Bunun esas amacı ünlü (veya ABD de ünlü diyelim) LLBean fabrikasının burada olması ve dev fabrika satış mağazasıydı. Bu firma spor giyim ve kuşam (outdoor) üretip katalogdan satış yapar, ürünleri benim tercih ettiğim şeylerdir hep. http://www.llbean.com dan bir bakarsınız.

Halen elimizde bulunan uyku tulumlarımız çok ilkel, ve dünyanın yerini kaplıyor...onlardan kurtulup modern sıkıştırılabilir ve hafif tulumlardan almak istiyoruz..ve bu gece bunlar kampta çok işimize yarayacak...Deniz kenarı kamplar geceleri hayli soğuk olabiliyor...

Yahu olamaz...bu memleketteki fabrika satış mağazasının güzelliğine bakın...


image075.jpg


image076.jpg


image078.jpg




Ve LLBean i de buluyoruz. Kapıya devasa bir bot koymuşlar. Bu bot LLB inin patenti ve bütün ABD de çok sevilen kullanılan bir tür. Ucuz, su geçirmez, sıcak tutar...herkesin bir çift LLB çizmesi vardır diyebilirim..özellikle kırsal kesimde.

image079.jpg


Botun boyunu merak ediyorsanız bizimkiyle mukayese edin...:)

image080.jpg


Evet uyku tulumu meselesini de kolayca hallettikten sonra dooğru kampa. Hava kararıyor, zilliyi kıracağız, yakacak odun bulunacak, mangalda mısır kızartılacak, takım yıldızlar ve saman yolu izlenecek bir sürü iş... J


image081.jpg


image082.jpg




Evet ateşi yaktığımda hava karamış akşam soğuğu basmıştı artık...Ağzımız kulaklarımızda derin bir uykuya hazırlandık...


image083.jpg



Arkası başka zaman...
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Maine seyahati...kısım dört
image001.gif


İşte ertesi sabah kampımızdan bir görüntü.

Umduğumuzun aksine hiç rutubet olmadı ve yeni tulumlar da son derece konforluydu
doğrusu.
image002.gif


image003.jpg


Kamptan bir
başka manzara. Daha güneş yükselmeden orman...

Ben bizi uyandıran kuşlara küfrederken...
image004.gif



image005.jpg


Ve yine yoldayız.
image006.gif

Bugün amacım Bar Harbor (Yöre aksanıyla “ Baa-Haa-Bah”) a ulaşmak,

ve ertesi gün ünlü Acadia National Parkını gezmek.


image007.jpg


İşte harita da burada...Sahilin dantel gibi işlemeli olduğunu görüyorsunuz. Sahil yolu da bir okadar zevkli...

image008.jpg



Bu resmi denız mahsülü meraklısı dostlarıma atfen koyuyorum,
image009.gif
biliyorsunuz benim hayvanlarla aram iyidir, onları yemiyorum...
image010.gif


image011.jpg



Her köşe başında ıstakoz ve bilumum deniz mahsulü servisi yapan restoran görmek mümkün.

Resimde şezlongda güneşlenirken görülen hayvancağız başına geleceklerin farkında değil tabii ki...

image012.jpg


Bu yukarda gördüğünüz Maine de en çok rastanan ev türü. Oldukça karakteristik.

Benzerleri Connecticut a kadar uzanıyor ama en çok burada var. Fazla resmini çekmemişiz
bu evlerin nedense.


image013.jpg



Ve çok güzel bir kasabaya, Camden a geliyoruz. Camden dünya güzeli bir liman şehri.

image014.jpg



image015.jpg


İşte “7of 9” martı sesleri arasında sahilde dinleniyor...
image016.jpg


O da nesi...arkada oldukça yüksekçe bir tepe var. Oraya
çıkılırmı? Yanıt “evet” olunca dooğru tepeye...

image017.jpg



İşte o tepeden Camden limanı. Onlarca yat demirlemiş...bir o kadarı da ufuk çizgisini süsleyen binlerce ada arasında kaybolmuş gitmiş...

image018.jpg


Bendeniz,
fotograf çekmekle meşgulken...


image019.jpg



Yol bazen sürprizlerle dolu olabiliyor...aslında her viraj başka bir sürpriz gizlemiyormu?

Bunun için motosiklete binmiyormuyuz?



Buyrun bakalım, önümüzde ne olduğunu dünyada tahmin edemeyeceğim bir
otomobil gidiyor...

image020.jpg


Bu bir klasik BMW, üstelik Alman plakalı.

Bir tane daha, az ilerde durmuş manzara seyrediyorlar...Neler oluyor?

Duruyoruz biz de haliyle...malüm, öbür tarafta sorarlar adama...
image021.gif


image022.jpg


Ve Heinz ve eşiyle tanışıyoruz. Almanyadan 60 vintage BMW ile gelmiş bir grup ABD seyahatindeler.

BMW üzerine Deyzi beni çekiştirmeye başlayana kadar konuşuyoruz...

Bir saat sonra bir benzincide tesdüfen bu “elmas” la karşılaşıyorum.

Adını duyduğum ama kendisini görmek her ölümlüye nasip olmayan bir “Veritas” bu.

image023.jpg


Almanya 2.Dünya Savaşını kaybedince BMW da kapatılıyor ve personel de zaten savaşta oraya buraya

dağılıyor.

Ancak birkaç BMW mühendis, işçi ve ustası bir araya gelip bir atölye kurarak
çalışmaya başlıyor ve el yapımı Veritas (Lat. “Gerçek” ) yarış otomobilleri doğuyor.

1945-1953 arasında sadece 100 adet üretilmiş.

Veritas yarış otomobilleri pistlere hakim oluyor, sonra bu ekiptekiler olduğu gibi BMW bünyesine
katılıyorlar.


image024.jpg


Veritas 1940 a kadar üretilen meşhur 328 BMW nun bayrağını düşürmeyen, savaş sonrası BMW ekibine teslim eden otomobil.

BMW 328 mi? Yüzyılın otomobili seçilen 25 modelin içinde...
Bir bakın bakalım beğenecekmisiniz...:)

BMW328a.jpg


BMW328b.jpg



Ardından bu BMW grubu ile sıkça karşılaşarak, kimi beraber sürerek Bar Harbor a
ulaşıyoruz.

Burası bir çeşit Bodrum gibi, canlı hareketli bir yer.

Kalabalıktan uzak bir köşeye-kampa çekilmektense şehrin göbeğinde bir otele
yerleşelim diyoruz. Sıcak duş ve temiz blucin T-sörtgibisi varmı azizim, o kadar yolculuktan
sonra ilaç gibi geliyor, başlıyoruz kaldırımları aşındırmaya...

image025.jpg


Burayamı yerleşsem? İyi de ne iş yaparız burada? Elalem ne yapıyorsa onu! Hadi ya! Niye olmasın?

İyi de kem var küm var...
image026.gif


Seyahatimizin amacı tabii ki yerleşecek yeni yerler aramak değil ama...damarlarımızdaki asil göçebelik bizi rahat bırakmıyor.

Ben Manhattana bayılıyorum oysa ki...Gel gör ki Bar Harbor bir alem...


image027.jpg



image028.jpg



image029.jpg


image030.jpg



image031.jpg


image032.jpg


image033.jpg


image034.jpg


image035.jpg


İşte öyle öyle geceyarısını ettik o gün. Ne kadar abur cubur varsa yedik, içtik, dondurmalar vs...

Yine de Bar Harbor tamamlamayı başka bir geziye bırakıp otelimize çekildik.

Zaten gezdiğim hiçbir yerden “buraya bir daha gelip adam gibi kalmamız lazım” duygusu olmaksızın ayrıldığımı
hatırlamıyorum.

Sanırım gözlerim açık gideceğim
image036.gif


Yarın Acadia National Parkını ziyaret edeceğiz... Cadillac
image010.gif
dağına çıkacağız... program yüklü. Uyumak lazım...
image037.jpg


Acadia Park feneri...



Sevinmeyin daha bitmedi...
image038.gif
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Skullhunter' Alıntı:
Evet acı ama gerçek...Maine de kask mecburiyeti yok...Kimisi takmıyor.
Amerikada niye her eyelette farkı kanunlar var ?

Sevinmeyin daha bitmedi...
:santa: Sayenizde Amerikayı geziyoruz :thumleft:

Her eyalet "state" aslinda ayri bir devlet, kendi kanun yapicilari var, parlamentosu var vs. Bildigim kadariyla 50 eyaletten 45 inde kask mecburi.
 
Katılım
5 Tem 2004
Mesajlar
148
Abi naptın sen yaa gitmiş kadar olduk bide okurken yakalndık fırça yedik şeften
ışınlandık falla :scatter:
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Maine Seyahati V... Acadia National Park ve içerlere doğru....
image001.gif



Sabahın köründe koyulduk yine yola...malüm yolumuz uzun, ve görülesi yerler silsilesi tahminlerimizi aşıyor...Doğru Acadia National parkına.

Ve fakat, bin ekşili köfte !...hava sisli puslu... Doğru dürüst resim çekme hayallerimiz ve manzara seyri suya düşüyor,
image002.gif
neyse...

Dönmek yok, bulduğumuzla idare edeceğiz artık, kısmet. (Ing. kismet )
image003.gif


image004.jpg


Rotayı kısaltmak zorunda kalıyorum bugün, yoksa Cuma günkü Advrider meetingine yatişemeyeceğiz bu gidişle...

Amacım Kanada sınırına kadar uzanmaktı, heyhat, belki gelecek sefere... yada “muhakkak” gelecek sefere

Bugünkü plan Acadia dan sonra yine Acadia nın uzantısı olan Kuzeydeki burunları dolaşıp içerlere sürmek,

biraz da denizden uzakta Maine hayatı nasıl gidiyor, bir görmek...

image009.jpg


İşte Acadia parkı ve rotamızın başlangıcı...Amaç parkta bir tur atmak, “Cadillac Mountain” a çıkıp neyin nesiymiş anlamak,

oradan “Winter Harbour” tarafına geçip kısa bir ziyarette bulunup içerlere doğru yavaş yavaş dönüş yolculuğuna geçmek.

Acadia Parkı ile ilgili geniş ve pek faideli malümat için http://www.nps.gov/acad/ linki şayan-ı tavsiyedir...

image010.jpg


image011.jpg


image012.jpg


image013.jpg


image014.jpg


image015.jpg


image024.jpg


Parkın yolları nefis, azami hız 40-15 mph arası (60 – 25 kmh) değişiyor, ve tek yönlü.

Harika manzara terasları ile süslü ancak sisten hiçbirşey görmek mümkün değil. Görüş mesafesi 200 – 800 m arası gidip geliyor.

image026.jpg


Parkta ilk günlerinden kalma bir malikhane...Avrupadan gelip, akıllarında ne kaldıysa aynını yapmışlar sanırım...

image028.jpg


Eagle Lake, parktaki birkaç gölden biri 1 x 5 km

büyüklüğünde...


Buradan sonra resimleri seçip elemektense küçültüp daha çok resim koyayım dedim.

Ekrana azıcık daha yakından bakın, ve buyrun zirveye çıkan nefis yola...

image048.jpg


image060.jpg


image021.jpg


Ve zirve...Vakit olsaydıda on kere inip çıksaydım...

image064.gif


image005.jpg


Cadillac Dağı, 466m ile ABD nin Atlas Okyanusu sahilindeki en yüksek noktası. Evet ahım şahım bir “dağ” denemez, bir tepe belki ama özelliği deniz kıyısında olması ve yüzyıllardır denizcilere yol göstermesi. Gün doğuşunda çıkarsanız bütün Amerikada o günün ilk ışıklarını gören siz oluyorsunuz...bu da numarası


Cadillac hikayesi de şöyle; efendim 1600 ün sonlarında XIV. Lui adına bu bölge “Antoine de la Mothe Cadillac” adlı bir Fransızın elinde bulunuyor. Daha sonra Fransızların çekilmesiyle Antoine Detroite göç ediyor ve bu bölgeyi kalkındırıyor. Detroit in kurucusu olarak bilinen bu zatın adına hürmeten GM ünlü markasına onun adını veriyor...

Neredeeeen nereye
image132.gif


İşte tepenin görünüşü, tabiiki sisten dolayı herhangi bir manzara yok maalesef.

image133.jpg


O savaş yeri görüntüsü veren bariyerler ziyaretçiler otlara, yosunlara, likenlere basmasın dıye yapılmış.

Bölge ciddi doğa koruması altında. Parkta bol miktrda yabanıl yaşam sürüyor...

Geyik, ayı, tavşan, porsuk, sincap, böcekler, kuşlar, motosikletli Türkler...aklınıza ne gelirse.
image130.gif


Acadia parkının üstünde olduğu yarımada aslında bir ada olarak adlandırılmış,

“Desert Island” deniyor, işte bu Cadillac tepesinin tamamen çıplak olmasından dolayı.

Neyse, oraya çıktığımızı belgeleyecek trofeyi de aldıktan sonra...yani gerekli rozet temin edilip şapkama iliştirildikten sonra, yine yola koyulduk.

image025.jpg


Bu resimde puslar arasından görünen yerleşim Bar Harbor...

image069.jpg


image027.jpg


image031.jpg


image036.jpg


image057.jpg


Ve daha sonra okyanus kıyısını saat 6 istikametinde bırakıp karanın içlerine dogu yola koyulduk. Sayahatin bu kısmı ile ilgili fazla anlatacağım bir şey yok.

Sahilde çok vakit harcadığımız için içerlerde fazla oyalanacak vakit kalmamıştı ve hava da gittikçe ağırlaşıyordu.

Hız limitlerini biraz zorlamak ve malum, iyice karanlığa kalmadan kamp yerine varmak lazım.

image095.jpg


Tabii böyle hanımlar yolumuzu kesmeye devam etmezse... Uç dört yol inşaatıyla karşılaşıp epey bekleştik.

Yollar kış bastırmadan hazır olmalı...eh bize de beklemek düşüyor.

image097.jpg


Maine in iç kısımları ardarda tepeler, göller, nehirler ve ormanlarla kaplı. Arada küçük yerleşimler, çiftlikler var.

image047.jpg


image051.jpg


Ve kampımıza varıyoruz. Bu gece yağmur fena bastıracak, o yüzden çadır kurmak yerine bir kabin kiralamaya karar verdik.

image110.jpg



İşte bu gece kalacağımız “log cabin” denilen kütüklerden yapılma küçük bir kulübe. İçerde bir ranza ve bir iki kişilik büyük yatak, masa sandalye filan var.

image111.jpg


Yerleşiyoruz ve kampta bir kaç resim çekelim istiyorum...hala ışık var ve çok güzel bir yer
image074.jpg


image071.jpg


image124.jpg


Sonra akşam eriyor, sular kararıyor...Yağmur öncesi sessizliği ile kabinemize gidiyoruz...
image075.jpg


Motoru kabinin önüne getirip beklenilen fırtınada devrilmesin diye bağlıyorum... Ateşimizi de yakıyoruz...

image077.jpg


Halı gibi çimlere uzanıyorum ama gökyüzü zifiri karanlık...

Yapılacak seyler listesine bir göz atıyorum...Bomboş...Yaşasın tatil
image003.gif


Uykunun galip gelmesini beklemekten başka yapacak bir sey yok artık...



Devam edecek
image131.gif


Daha cok resimli versiyon icin : MCWorlDD
 
Katılım
4 Haz 2004
Mesajlar
931
DD Çok güzel olmuş bu , ilk defa bu kadar ayrıntıı bir görüntü izliyorum. Amma neden hiç bir amerikalı yollarda değil? Sadece bir gezgin gurubu yakaladınız?
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Darkfriairs, Genellikle insanlar isinde gucunde, eh bizde is ssatinda geziyoruz...ondan olsa gerek.

O gezgin grubu da Alman zaten...Almanyadan arabalari gemiye yukleyip getirmis geziyorlar...

Tesekkurler. :queen:
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Maine Seyahatnamesi Kisim 6
image001.gif


Bütün gece yagdi yagdi yagdi....Sabah dinmisti artik. Dedim
“gökyüzünde bulut kalmamistir herhalde”...ne gezer. Kalin bulut tabakalari altinda, soguk bir yolculuga basladik. Daha yarim saat geçmemisti ki insafsiz bir saganak yagisin içine daldik. Bir süre idare ettim ama göz gözü görmez hale gelince bir benzinciye attik kapagi.
image002.gif


Koca bir bardak sicak kakao ve görüs açilincaya kadar metazori

bekleyis...

image003.jpg


Iste biraz dindi, disari çiktik...ve harita.

image005.jpg


Bu sabah, Persembe, Skowegan dan yola çikiyoruz, yagmurdan dolayi bir sürü görülecek yeri geride birakip *ama yine de arayollardan sürerek* New Hampshire a girip haritada “Fryeburg” olarak görülen sehir yakinlarindaki “Conway” e variyor ve orada kaliyoruz. Ertesi gün, ki onu da altta bulacaksiniz, oradan yola çikip
”White Mountains National Park” dan söyle bir dolasip Girngonun “middle of nowhere” (Türkçesi seytanin kiri yada Allahin dagi olabilir)dedigi, GPS imde kayitli koordinatlarla bulacagim Adventure-Rider kamp sahasina bulabilirsek variyoruz...

image008.jpg


Bu günkü yol manzaralari bunlardan ibaret. Resimlerin çogu lens islandigi için berbat vaziyette bulanik
image010.gif


image011.jpg


Aksama dogru Conway civarinda nihayet yagmmur-sagnak

diniyor ve hava açmaya basliyor.

image012.jpg


Hepi topu 500km yolu 9 saatte yaptik o gün. Ve eni konu yorucu oldu. Hiç çadir havasinda olmadigimdan kapagi Holiday Inn e attik. Banyoyu sicak suyla doldurdum...

Ertesi sabah yagmurdan eser kalmamisti...derhal derdest olup yola döküldük. Iste gündüz gözüyle Conway.

image015.jpg


image016.jpg


Conway, White Mountains bölgesine bisiklet, kano, kayak, snowboard, dagcilik vb. bazilyon doga sporu yapmak için memleketin herbir yerinden gelenleri agirlayan bir merkez.

Diger bir ünlü sehir de Laconia dir bu yakinlardaki. Bu geçtigimiz ilkbaharda buraya gelmis ve motosikletle bu bölgenin en yüksek dagi olan Washington dagina çikmistik. Iste o günlerde meshur Laconia motosiklet rallisi vardi ve bölgeye dörtyüz bin motosiklet gelmisti. Görülecek seydi dogrusu.

http://www.laconiamcweek.com/

http://www.nhliving.com/events/motorcycleweek/index.shtml

linklerinden bir bakin.

Conway in disina çikar çikmaz kendinizi tabiatin içinde buluyorsunuz...

image021.jpg


Echolake... Yanki gölü. Nefis bir yer. Küçücük bir göl, tam karsida sarp kayaliklar. Ne söyleseniz size tekrarliyor...

image022.jpg


Deyzi gölün sirlarini çözmeye çalisiyor sanirim...

image024.jpg


image040.jpg


Yukardaki resimde son derece güçlü rüzgarlarla mücadele ediyorum aslinda. Yaklasik 2 saat süren White Mountain geçisi.

Alttaki resimde ise dag basinda bir tren istasyonu görüyorsunuz...

image032.jpg


Bu son derece enteresan bir trenin istasyonu...

image036.jpg


Tren sadece Washington daginin zirvesine turistik sefer düzenlemek amaci ile yapilmis. Ana istim tankinin açisindan çiktigi yokusun nasil birsey oldugunu anliyorsunuz degil mi

Lokomotifin ilginç bir çekis sistemi var, “cog” deniliyor..
Raylarin ortasindaki merdiven gibi tirtillara giren bir disliyi çeviriyor buhar makinesi ve tekerleklerde kayma tehlikesi olmadan tirmaniyor.

Su alttaki gravürde daha iyi görünüyor...

image090.jpg


Ilginizi çektiyse daha çok bilgi için

image041.gif


http://www.mountwashington.com/cog/index.html#intro

Linkine bakarsiniz...Orada özellikle demiryolu isçilerinin raylar arasinda kalasla kayarak dagdan asagiya 2’ 45” dakikada inislerini okumalisiniz.
Birkaç ölüm ve yaralanmadan sonra yasaklanmis tabii, kalasla inis yarislari...

White Mountains...çiçeklerle kapli.
Bu yil Haziranda bu dag grubunun en yüksek tepesi,
o yukardaki trenin de çiktigi Mt. Washington a çikmistik zaten.
O yüzden tekrar kalkismadik...

Alttaki resim o günden kalma...
Hava zirvede 4°C, rüzgar hizi 90km/h, asagida ise 22 °C ve yaprak kimildamiyordu.

image046.jpg


Bu zirve bütün ABD de ortalam hava durumunun en kötü oldugu nokta.

Neyse yola devam ediyor ve “Litleton” a ulasiyoruz.
Açliktan gözüm kararmis ama yine de klasik bir “diner” i kaçirmiyorum, parkediyoruz önüne...

image053.jpg


Litleton, adi üstünde küçük bir sehir ama sürprizlerle dolu...

image054.jpg


image057.jpg



Karnimizi doyurup rüzgarin yolaçtigi aptalligi üstümüzden attiktan sonra daglardan asagi koyveriyoruz artik...Hedef kamp!

image061.jpg


image063.jpg


Birkaç mil mecburi freeway seyahatinden sonra yine ara yollara kavusuyoruz.

image065.jpg


Pek okunmuyor ama o tabelada “Moose Crossing” uyarisi var.
Bütün Maine ve bu bölgeler aslinda moose geyiginin ana yurdu.
Sürücüler için büyük tehlike moose (mugs diye okunuyor).
Motosikletçi için moose a çarpmak ölüm demek...

Bak sekil 1 ?

image067.gif


Bu tür uyari tabelasi gördügünüzde hemen yavaslamak gerekiyor, çünkü bu tabelalar gerçek kazalar sonundaki istatistiklere göre konuyor. Bu hayvanlar da genellikle ayni yerden yollari geçtigi için bir moose la karsilasma sansiniz yüksek.

Neyse, böyle bir olayla karsilasmaksizin ama GPS ve toprak

yollarda 8-10 mil kadar ter içinde kalarak (Içinizde tam yüklü ve yolculu bir K1200RS i islak toprak yolda kullanan oldumu ? ...o halimden anlayacaktir... ) Adventure Rider grubundan Cromag in düzenledigi “CC04” *Cromag Campout 2004* kampa ulastik. “7 of 9” i parkettim.

image071.jpg


Yine hava kararmak üzereyken begendigimiz bir köseye çadirimizi da kurduk...

image072.jpg


Sonra arkadaslarla sohbete gittik. Biz geldigimizde yaklasik 40 motosiklet gelmisti...o gece bu sayi 55 e, ertesi sabah 73 e çikti. Sanirim en az 60 i R1150GS, gerisi karisik olmak üzere 1200-650 GS ler, 1 Goldwing, 2 H-D, 1 Duc, ve 1 V-Storm.

image075.jpg


Iki yorgun GS

image079.jpg



Bu kirmizi kiyafetli olan da Kanada dan geldi. Ilk kez karsilasiyoruz. V-Storm burada baska dünyadan gelmis gibi ilgi topluyor.

image081.jpg


V strorm un kokpiti. Uzay mekigini aratmayacak elektronik... Roadbook, 2 GPS, uydu radyosu, telsiz...

image083.jpg


Yarin daha çok kamping
image084.gif
ve eve dönüs...
image085.gif


------------

Daha çok fotografli versiyon için Maine VI linkini tiklayiverin...
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
2004 Maine hatirati kisim VII...

2004 Maine hatirati kisim VII...

“Ates günü”
image001.gif


Kampimizi kurup çene çalmaya giristik eski ve yeni dostlarla...kimisi hala gelmeye devam ediyordu...
image002.jpg


Bu DoctorIt motorunun arkasina “Cromag or Bust” yazmis, yani “ne bahasina olursa olsun kampa ulasacagim” anlaminda bir laf.

Uzaktaki mavi ceketli benim iyi bir arkadasim Tribeless.

O gün 600 mil sürüp geldiler. Ortada görülen çali çirpi agaç vs. yigini ise “bonfire” için hazirlanmis...

Bu da bir dostum, “Nachtflug” un motor dekorasyonu. Yeni bitirdigi turdan toplaldigi çikartmalar...

image004.jpg


Kamp partisinin merkezi olan alan... Bahçe söminesinin arkasindan bir poz,
image005.jpg


Bu da önünden...O kütüklerin çapi 15-20cm, yaydiklari sicaklik nefis...
image006.jpg


Önünde yayilip bira ve sohbet harika ama o ates yarin basima hiç aklima gelmeyen bir is açacak ki sormayin...

image007.jpg


image008.jpg


Yemek hazirlikari...ev sahibesi ve hindilerin pistigi kazanlar...
image012.gif


image011.jpg



Altta da et!...
Benim gibi bir vegetaryen için dehset manzaralari...
image013.gif
Allahtan benim için sebzeli lazanya yapmislardi
image014.gif


image015.jpg


Iste bu olayin kahramanlari Cromag ve kiz arkadasi GSGirl...
image024.jpg


Iste bu da meshur “bonfire” o gün çekilen uydu fotograflarindan görünmüs ve küresel isinmaya katkisi bulunmustur saniyorum...
image019.gif


image022.jpg


Ön plandaki Cromag...
image102.jpg


Üstteki resimde arkadaki insanlara bakip olayin ölçegini tahmin edebilirsiniz...

Ve yine tahmin edersiniz o gece oldukça geç yattik...sebebi çadirin yerini bulamamak gibi yorumlar istemiyorum ona göre...
image026.gif


Aslinda sabah uyandigimda “ben kimim burada ne isim var” sorularina yanit bulmak için bir süre oyalandigimi hatirliyorum.
image027.gif


Bu günkü “GS Tour” a katilacak olan grup erkenden yatmisti...

Sabahin köründe bizim gibi cadde motorcularini ayaga dikti yaklasik 60tane R1150GS ve birkaç KTM. Buna terör derler...
image028.gif


image030.jpg


image031.jpg


image036.jpg


Neyse onlar gittiler kamp bize kaldi. Bu alttaki fotograflar onlarin o günkü maceralarindan...

image039.jpg


image043.jpg


image041.jpg


Canim yollar çuvala girdi sanki...peh...

Kendime not...”git bir GS al”
image046.gif


Neyse...bahsetmeyi unuttugum bir aksilik vardi o sabah. Deyzi fena halde hastalanmisti, tabii ki gida zehirlenmesi
image045.gif

Çok ciddi degildi Allahtan, üstelik benim gözlerimde de garip bir yanma vardi, sanki sabun kaçmis gibi...

Deyziyi yatirdim, ben de makineyi alip kampta yürüyüse çiktim.

image048.jpg


image050.jpg


image059.jpg


Ormanin serinligi ve yüzüme çarptigim soguk dere suyu gözümdeki yanmaya iyi gelince jeton düstü...

Evvelki gece atesin önünde çok fazla kalmistim ve isi isinlari ayni kaynak isigi gibi gözümü “almis”ti.

Islak mendille soguk kompres yapip ben de bir süre yatmak zorunda kaldim...

Ögleye dogru ikimiz de iyiydik...Günlerden Cumartesi ve eve dönüs için 500mil ~ 800km yolumuz var. Bir haftadir yollardayiz, Pazartesi is günü...hmmm...

O gece kampta kalmayip yola koyulmayi ve gece yari yolda bir yerde kalarak Pazar ögleden sonra Manhattan a varmaya karar verdik.

Kampta kalanlarla vedalasip yola koyulduk...

image060.jpg


Eee ne demisler “Türke durmak yarasmaz Türk önde Türk ileri !”...

image064.jpg


Allahtan hava nefis....Vermont a girer girmez su benim diner lardan birini görüp hemen daliyoruz...açliktan ölüyorum..

image069.jpg


Diner in içinden, aynada biz...

image071.jpg



Diner da bir de Würlitzer jukebox var. Hemen bir 25 kurus atip Dean Martin den birseyler seçtim...
Fotografta görülen her masadaki plak seçme istasyonu. Gerçek bir Amerikan klasigi...

image072.jpg


Sonra yaklasik 400km yapip bir yol kenari motelde yattik, yine soguk kompres yapmak zorunda kaldim gözüme...

Sabah uyandigimizda sis basmisti ve yola koyulduk. Istikamet ev !

image078.jpg


Ögleye dogru sis dagildi...meshur Rte 22 den dogruca güneye inmeye basladik...

image082.jpg


Glass Lake,

image084.jpg


Route 22,

image088.jpg


Ve Manhattan in kanyonlari...vadileri, gayzerleri...

57. Cadde

image090.jpg



Cadillac Mountain a parmak isirttiracak daglari...

image092.jpg


Ve böylece bu maceranin da sonuna gelmis bulunuyoruz, 1493mil ~ 2400km yi birakmisiz geride hiç farkinda olmadan...
image094.gif



Maine...rüyalarimi süsleyecek bir süre.

Güzeldi, çok güzeldi. Defalarca gidilecek, bir ömür geçirilebilecek kadar...
image095.gif



Reşat “Donald Duck” Arbaş


-------------------

Daha çok resimli versiyon için Maine 7 "son" linkine bakabilirsiniz.
 
Katılım
5 Tem 2004
Mesajlar
148
ughT okurken yorulduk yaff belgeseL gibi işin zor falla hem gez hem yaz hem tatil oha felan oldum yaniii...
 
Katılım
7 Ara 2009
Mesajlar
196
gezi eski fakat ben yeni gördüm
bize uzak yollarda olsa güzel yerler memleketim kadar olmasada :D
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Üst