https://scontent-frt3-1.xx.fbcdn.net/t31.0-8/13415643_1045688075526232_5308416406752414081_o.jpg
İnsanın hayatı da ( Photoshop´taki gibi

) katmanlar halinde olmalıdır.
Yani hiç başka katman yoksa ve mesela, motosiklet, gelip “background” üzerine –tek bir- katman olarak oturup çıkmış ise, orada maalesef bir “kekoluk” var demektir.
Bendeniz, bu motosiklet faslını –böbürlenme sayılmasın fakat- pekçok katman üstüne getirip oturtmuş oldum. Tuhaf olan bir şey varsa bu oldu. Yani, felsefe, müzik / sanat, havacılık ve elbette bizim “Computer Graphics” alemi… Anlaşılacağı üzere (inşallah anlaşılır

) motosiklet faslı pastaya 49. mum oldu.
İki başlıkta yazmak istedim:
1- Genel olarak –çok geç başlayabildiğim- “motosiklet” hakkında söyleyebileceklerim,
2- Bu motosiklet için söyleyebileceklerim ( şimdiden ).
X-Plore evin odasında 1 aydan fazla bir zaman beklemek mecburiyetinde kaldı. Çünkü malûm, ehliyet, tescil vs. acemi başlangıcı işleri. Köyde kenar mahallede ehliyetsiz / plakasız cirit atan bir yeni yetme durumuna düşemezdim.
10 Haziran 2016 saat 15:00 gibi çıktım. Önce dakika 1 aptallık 1, motoru evin önünde üzerime bir devirdim (İçe kıvrılmış sağ fren uç yuvarlağını hâlâ doğrultacağım. Kolların ucuna takılan o metallerin ne işe yaradığını da böylece öğrenmiş oldum

). Sonra çıkış o çıkış. 1982-2010 arası yıllar boyunca bisikletle katettiğimiz ormana kadarki stabilizeleri 50-60km
naçizane süratlerle geçtim. Bu arada sabit sürat gitmemeye dikkat ettim ( rodajdayız ya

). Buna karşı, 750m.den 1200m.ye çıkmadan duramadım.
Ormana ulaştım. Bambaşka bir ruh durumuydu. 49 yaşın enerjisiyle

, 30 yılıma damgasını vurmuş ve de melanet ehliyet parkurundan çok daha iyi bildiğim orman yollarımda arada bir ayaklar üzerinde kros yaylanmaları filan yapıp kask altından sırıtmaktan da kendimi alamadım. Kimi yerlerde, ilkbahar yağmurları ardından açılmış derin lastik izlerinde “şimdi düştük işte” derken birkaç defa son anda toparladım.
Ormanımda, aslında oranın yerlileri olmayıp daha geçen yüzyılda buralara yerleştirilmiş göçmen köylülerin “Geyik Alanı” dedikleri kült merkezimde yılların acısını çıkartırken dakikalarca fotoğraf da çektim ( ne de olsa aynı zamanda fotoğrafçıyız ).
Dönüşe geçmiştim ki, ormanımın periferinde olup önceki yıllarda hiç girmediğim başka bir dere yoluna gitmeye karar verdim. Meğer yol küçük ilkbahar deresini defalarca kesiyormuş. Aynı dereyi üç defa geçtim. Fakat daha ilk günde “Allah´ım burada ölecek miyim nedir?” diye sızlanmaya başlayınca geri döndüm. Yani 3 geçiş daha yaptım
Dünyanın göbeğindeki bu mostralık hem “böyük” hem de şimdilerde “yeni” diye yutturulmaya çalışılan bu 80 milyon kelle köyümüzde (!) zenginlerimiz çoktur ya. Onlar mont´a 2000 TL mi versek 3000 mi muhasebesinde iken biz naçizane 175 TL´lik "yazlık" denen cinsten birşeylerin peşine düşmüş durumdayız. Böyle olunca, “action cam” görüntüleri yerine hiç de arzu etmediğim “lafla peynir gemisi yürütme” durumuna düşüyorum. Fakat inşallah ikinci bir notta arzu ettiğim cinsten bir video yükleyebilirim. Böylelikle sizi –Lifan X-Plore için- Youtube´daki, Bursa sanayi çarşısı yollarında çekilmiş zavallı iki videodan ya da Rus köylülerin Sibirya´daki parkalı piknik gezdirmelerinden kurtarmış olurum. Hele, herhalde Vietnam sahilinde olsa gerek, son derece can sıkıcı bir yalıyar asfaltında 80´le viraj dönerken ayak uzatıp duran Çinlinin videosundan mutlaka kurtulmak lazım. Buna, Yalova – İznik vs asfaltlarında “üç kafadarın köy pazarına seyahati” gibisinden videoları da ekleyebiliriz.
Son olarak, bu Çinil kategori karşısında bir tuhaflık var: Yani, en yukarıda tabiatın ortasında ona yabancı bir halde, iki zamanlı "halkına yabancılaşmış burjuva" havalarında "hoplama / zıplama zanaatleri". Bunun bir tık altında ise "enduro" denen kademe. Fakat bu motosiklet gibisinden Çin uyarlamalar olmasa, aslında gerçek şu ki, bana doğrudan hitap eden bir kategori yok. İnanması zor ama resmen yok. Varsa da benim bu alemde çok yeni olmama verilsin. Herhalde ne demek istediğim anlaşılmıştır. Yani, ormana kadar 40km KTM ile gidilmez. Biz vakt-i zamanında bize "halkına yabancılaşmış burjuva" damgası basmaya kalkmış ve fakat son 25 yılda başımıza burjuva kesilmiş tiplerden değiliz ( yani, 70´lerde bizim kırmızı bayrağı indirip onun yerine RUS / Çin bayrağı çekmeye kalkmış oldukları halde şimdilerde başımıza millici / ulusçu kesilmiş zengin (!) uyanıklardan değiliz). Bu bakımdan, bizim ne KTM´miz olabilir ne de onu ormana taşıyacak treylerimiz. "Enduro" dedikleri fasla gelince, bence bu da başka bir burjuva ayağı. Yani "sanki arada bir araziye de girermiş" havasıyla, 1200cc motorun arkasına koca çadırı filan yükleyip, asfaltarda binlerce km gezdiren birileri... Kaldı ki, bu iş "yaylaya çıkmak" işi değil. Biz de yaylaya çıkıp, oradaki komunal vatandaşlarla horona / halaya girişen tiplerden değiliz.
Anlayaacağınız (bendeniz, fakirane filozof, bu cins memleketin "emekçi gardaş" ayağına yatıp yazlıkçı / burjuva takılan ahalisine karşı müzik / sanat, vs fasıllarında verdiğim savaşa galiba bir yenisini daha ilave etmiş oldum. Düşmanımsınız KTM cambazcıları veya 1200 cc çadırcı endurocular

. Biz (sizden) başka bir milletiz. Fakiriz ama cahil değiliz. Köylü çocuğuyuz ama bu genetik diktanızın idiot beleş amelesi / beleş eratı değiliz. Ve şu 100km.den dahî anladığımız o ki, şu Çin malı -ara kademe- motorumuzla orman yollarımızda bir hayli sevinçli olacağız