- Katılım
- 16 Şub 2020
- Mesajlar
- 1,286
- Motosikleti
- Yok
- Konu Yazar
- #1
Geçen sene başıma gelen bu olayı, daha önce forumumuzda anlatmıştım. Bilmeyenler/unutanlar için tekrar anlatayım...
Geçen seneydi. Kızımı üniversite giriş imtihanına götürmüştüm. Biraz erken gittik, çok da erken kalktığımdan sınav saatini beklerken arabanın koltuğunu arkaya yatırdım, kızım da yan koltukta bekliyor.
Yaz mevsimi olduğu için hava çok sıcaktı - arabanın camları ardına kadar açıktı.
Bir süre sonra irkilerek uyandım - tam göbeğimin orda bir tane kedi arabaya girmiş, üzerimde. Uyanmamın sebebi de hayvanın benim yüzümü koklamasıydı.
Hayvan normal değildi görünüş olarak, ağzında az miktarda da olsa salya farkettim. Hemen kovdum arabadan ancak kaçarken pençelerini benim göbeğime geçirivermişti.
Kızım sınavdan çıktı, soluğu doğru devlet hastanesinde aldık. Acil servise durumu anlattım, hemen bana ve kızıma bir doz tetanoz ve ardından bir doz kuduz aşısı vurdular.
Üç doz daha aşının vurulacağını, ancak bunun için karne gibi bir şeyin bir doktora onaylatılması gerektiğini aktardı iğne yapan sağlık görevlisi.
Neyse, karneleri aldık o doktorun odasına gittik, durumu anlattım, göbeğime baktı, "Yok, bir şey olmaz bundan, iz falan yok." gibi bir şeyler geveledi.
Münakaşa başladı, ben kendime ve kızıma o kalan üç doz aşıları vurdurmadan (daha doğrusu o doktor müsfettesine karneleri onaylatmadan) ordan gitmemeye kararlıyım - kendimin ve kızımın hayatını gerizekalıca riske atamam ya?
Ünvanı doktor olan şahıs ise -sanki parası kendi cebinden çıkıyormuş gibi- kalan üç dozu onaylamamakta kararlı.
Ortam sertleşmeye başladı. En son benim de sesim sertleşti, "Hocam" dedim, "...olayı anlattım. Hayvanın tipini beğenmedim, ağzında salya gördüm, kaçarken tırnaklarını etime geçirdi, burnumun dibine kadar girdi kokladı. Daha ne olması gerekiyor bu aşıları olmamız için?" diyince doktor müsfettesi pes etti.
Sinirli sinirli karneleri imzaladı, imzalarken de, "Sen doktora güvenmiyorsun-etmiyorsun, bu pimpiriklikle fazla yaşamazsın sen" diye ukalalık etti.
Benim de sinirlerim gerilmişti, "Bilakis..." dedim, "Bilakis bu kadar pimpirikli olduğum için bu yaşıma kadar hep hayatta kalmayı başarabildim." diyerek çıktım odadan kızımla.
Sonuçta o üç doz aşıyı da vurulduk - oldu bitti.
...........................................................
Bu olaydan yaklaşık bir sene sonra gazetede bir haber gördüm: Diyarbakır'da dört yaşındaki bir kız çocuğunu bir kedi dudağından ısırmış, ailesi hemen devlet hastanesine götürmüş, oradaki doktor müsfettesi de -tıpkı benimkisi gibi- bir şey olmadığını, bir şey gerekmediğini söyleyerek küçük kızı ve ailesini -kuduz aşısı vurmadan- geri göndermiş.
Bir müddet sonra zavallı küçük kızda kuduz belirtileri baş göstermeye başlamış: Hastaneye yatırmışlar, sonra da entübe etmişler.
Haberin takipçisi oldum, ve maalesef 4-5 gün önce o sadece dört yaşındaki kız çocuğu hayatını kaybetti.
Şeytan diyor ki al bu haberleri, bul bana ve de kızıma aşı yaptırmak istemeyen o it oğlu iti, "Al bak bakalım" diye kafasına at...
Memleket her şeyiyle -ama her şeyiyle- yaşanmaz oldu artık.
https://www.yenicaggazetesi.com/bir...nin-isirdigi-cocuk-entube-edildi-1061953h.htm
https://www.haberler.com/3-sayfa/diyarbakir-da-kuduz-teshisiyle-entube-edilen-cocuk-20190664-haberi/
Geçen seneydi. Kızımı üniversite giriş imtihanına götürmüştüm. Biraz erken gittik, çok da erken kalktığımdan sınav saatini beklerken arabanın koltuğunu arkaya yatırdım, kızım da yan koltukta bekliyor.
Yaz mevsimi olduğu için hava çok sıcaktı - arabanın camları ardına kadar açıktı.
Bir süre sonra irkilerek uyandım - tam göbeğimin orda bir tane kedi arabaya girmiş, üzerimde. Uyanmamın sebebi de hayvanın benim yüzümü koklamasıydı.
Hayvan normal değildi görünüş olarak, ağzında az miktarda da olsa salya farkettim. Hemen kovdum arabadan ancak kaçarken pençelerini benim göbeğime geçirivermişti.
Kızım sınavdan çıktı, soluğu doğru devlet hastanesinde aldık. Acil servise durumu anlattım, hemen bana ve kızıma bir doz tetanoz ve ardından bir doz kuduz aşısı vurdular.
Üç doz daha aşının vurulacağını, ancak bunun için karne gibi bir şeyin bir doktora onaylatılması gerektiğini aktardı iğne yapan sağlık görevlisi.
Neyse, karneleri aldık o doktorun odasına gittik, durumu anlattım, göbeğime baktı, "Yok, bir şey olmaz bundan, iz falan yok." gibi bir şeyler geveledi.
Münakaşa başladı, ben kendime ve kızıma o kalan üç doz aşıları vurdurmadan (daha doğrusu o doktor müsfettesine karneleri onaylatmadan) ordan gitmemeye kararlıyım - kendimin ve kızımın hayatını gerizekalıca riske atamam ya?
Ünvanı doktor olan şahıs ise -sanki parası kendi cebinden çıkıyormuş gibi- kalan üç dozu onaylamamakta kararlı.
Ortam sertleşmeye başladı. En son benim de sesim sertleşti, "Hocam" dedim, "...olayı anlattım. Hayvanın tipini beğenmedim, ağzında salya gördüm, kaçarken tırnaklarını etime geçirdi, burnumun dibine kadar girdi kokladı. Daha ne olması gerekiyor bu aşıları olmamız için?" diyince doktor müsfettesi pes etti.
Sinirli sinirli karneleri imzaladı, imzalarken de, "Sen doktora güvenmiyorsun-etmiyorsun, bu pimpiriklikle fazla yaşamazsın sen" diye ukalalık etti.
Benim de sinirlerim gerilmişti, "Bilakis..." dedim, "Bilakis bu kadar pimpirikli olduğum için bu yaşıma kadar hep hayatta kalmayı başarabildim." diyerek çıktım odadan kızımla.
Sonuçta o üç doz aşıyı da vurulduk - oldu bitti.
...........................................................
Bu olaydan yaklaşık bir sene sonra gazetede bir haber gördüm: Diyarbakır'da dört yaşındaki bir kız çocuğunu bir kedi dudağından ısırmış, ailesi hemen devlet hastanesine götürmüş, oradaki doktor müsfettesi de -tıpkı benimkisi gibi- bir şey olmadığını, bir şey gerekmediğini söyleyerek küçük kızı ve ailesini -kuduz aşısı vurmadan- geri göndermiş.
Bir müddet sonra zavallı küçük kızda kuduz belirtileri baş göstermeye başlamış: Hastaneye yatırmışlar, sonra da entübe etmişler.
Haberin takipçisi oldum, ve maalesef 4-5 gün önce o sadece dört yaşındaki kız çocuğu hayatını kaybetti.
Şeytan diyor ki al bu haberleri, bul bana ve de kızıma aşı yaptırmak istemeyen o it oğlu iti, "Al bak bakalım" diye kafasına at...
Memleket her şeyiyle -ama her şeyiyle- yaşanmaz oldu artık.
https://www.yenicaggazetesi.com/bir...nin-isirdigi-cocuk-entube-edildi-1061953h.htm
https://www.haberler.com/3-sayfa/diyarbakir-da-kuduz-teshisiyle-entube-edilen-cocuk-20190664-haberi/