- Katılım
- 18 Ocak 2010
- Mesajlar
- 113
- Konu Yazar
- #1
Pazar kahvaltısından sonra düşüyorum yollara.Bu gün hem doğa hem de tarih olsun istiyorum.
Rotam KLİSTRA ANTİK KENTİ....
Kilistra antik kenti Konya'nin 49 km güneybatısında Konya Meram ilçesi, Hatunsaray beldesine bağlı Gökyurt köyündedir.
Yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu Kilistra'da Hellenistik ve Roma çağında (İ.Ö. 2. yy-İ.S. 3. yy) yerleşimin başladığı tespit edilmiştir.
Kilistra Bizans devrinde (İ.S. 8-13 yy) yoğun bir şekilde Kapadokya benzeri kaya oyuğu yerleşmelerine sahne olmuştur.
İncil'de söz edilen Aziz Paulos'un seyahatleri sırasında uğradığı Anadolu kentlerinden Lystra aynı zamanda ünlü Kral Yolu üzerinde olup İkonion (Konya)-Pisidia Antiocheia (Yalvaç) arasında bulunmaktadır. .
Kazı çalışmaları esnasında temizliği yapılan Sümbül'ini Kilise'nin bulunduğu mevkiye halen yöre halkının "Paulönü" demesi Aziz Paulos'un adının yaşatıldığının kanıtıdır.
Roma devrinde Hristiyanlığı kabul etmiş Lystra halkının Paganist (putperest) kitlelerin ve yağmacıların yoğun saldırılarına dayanamayarak çevresinde bulunan ve saklanmaya elverişli dağlık kesimler seçtikleri görülmektedir. Kurulan bu saklı kentlerden en önemlisi Kilistra'dır.
Gökyurt köyünün halen yaşayan halkı Kilisra antik kenti üzerine yerleşmiştir. Bizans döneminde yerli halkla Anadolu'ya gelen Türk'lerin birlikte yaşadıkları bazı bulgularından anlaşılmaktadır.







Klistraya geliyorum...

Köy ve antik kent iç içe,köyün hemen çıkışından sağa giren yoldan yukarı çıkıyorum ve karşılaştığım manzara çok etkileyici...












Etrafımı hayranlıkla seyrederken meraklı bakışlarla bir çocuk yaklaşıyor.Tanışıyoruz,ismi Mehmet,ilköğretim 7. sınıf.Buraları ben size gezdiririm diyor ve geziye Mehmet le devam ediyoruz...

Mehmet beni bir kayanın yanına götürüyor ve yukarıdaki kabartma haçı işaret ediyor.



Mehmet Karşı Kayalar da da benzer yapıların olduğunu söylüyor...


Mehmet karşıdaki kiliseye gidelim diyor.Uzak olacağını düşünüp ''motor burda kalsın mı,bir şey olur mu? deyince,Mehmet emin ve mağrur bir ifadeyle '' Kim napsın motoru,burada böyle şeyler olmaz '' diyor.eyvallah deyip devam ediyoruz...

Antik Kentin emekdar bekcileri.





KİLİSE...




Gözetleme kulesi





Mehmet le vedalaşıp ayrılıyorum...

Yola devam ediyorum,





Etrafımı hayranlıkla izlerken uzakta bir tepenin güney yamacının sapsarı renkte olduğunu görüyorum ve bu rengin kaynağını görmek için hemen tarla yoluna sapıyorum...


İşte bu,bu kadar sarı kır çiçeğini hiç bir arada görmemiştim...





Burda saatlerce oturabilirdim ama Gitme zamanı...


YEMEK ZAMANI......

Domates ekmek yemicez tabi...

Herkes saç kavurma yapar ama bir tarifde ben vereyim;
Önce bir miktar iç yağını saçta eritip üzerine bir soğan ve bir baş sarımsak doğrayıp soteliyoruz,soğanlar pembeleşince etler ilave ediliyor..

Etler belli bir kıvama kadar az ateşte pişiyor...


Sonra biberler kızarana kadar bekleniyor...

Ve domatesler...

AFİYET OLSUN.....


Artık Konya ya dönelim...

Bu sıkı yemekten sonra acilen çay içmeliyim.Yolumun üzerinde ÖYKÜ RESTAURANT a uğruyorum..

Bu ne güzel süpriz Kadir abimde ordaymış.Sami nin ikram ettiği enfes çaylarımızı yudumlarken geçen haftaki gezimizi yorumluyoruz...

ÖYKÜ , havuz başındaki kamelyalarda leziz yemeklerinizi yiyip akşama kadar keyifle çayınızı kahvenizi yudumlarken çocukların güvenle oynayabileceği,
müthiş bir mekan....







SEVGİYLE KALIN....
Rotam KLİSTRA ANTİK KENTİ....
Kilistra antik kenti Konya'nin 49 km güneybatısında Konya Meram ilçesi, Hatunsaray beldesine bağlı Gökyurt köyündedir.
Yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu Kilistra'da Hellenistik ve Roma çağında (İ.Ö. 2. yy-İ.S. 3. yy) yerleşimin başladığı tespit edilmiştir.
Kilistra Bizans devrinde (İ.S. 8-13 yy) yoğun bir şekilde Kapadokya benzeri kaya oyuğu yerleşmelerine sahne olmuştur.
İncil'de söz edilen Aziz Paulos'un seyahatleri sırasında uğradığı Anadolu kentlerinden Lystra aynı zamanda ünlü Kral Yolu üzerinde olup İkonion (Konya)-Pisidia Antiocheia (Yalvaç) arasında bulunmaktadır. .
Kazı çalışmaları esnasında temizliği yapılan Sümbül'ini Kilise'nin bulunduğu mevkiye halen yöre halkının "Paulönü" demesi Aziz Paulos'un adının yaşatıldığının kanıtıdır.
Roma devrinde Hristiyanlığı kabul etmiş Lystra halkının Paganist (putperest) kitlelerin ve yağmacıların yoğun saldırılarına dayanamayarak çevresinde bulunan ve saklanmaya elverişli dağlık kesimler seçtikleri görülmektedir. Kurulan bu saklı kentlerden en önemlisi Kilistra'dır.
Gökyurt köyünün halen yaşayan halkı Kilisra antik kenti üzerine yerleşmiştir. Bizans döneminde yerli halkla Anadolu'ya gelen Türk'lerin birlikte yaşadıkları bazı bulgularından anlaşılmaktadır.







Klistraya geliyorum...

Köy ve antik kent iç içe,köyün hemen çıkışından sağa giren yoldan yukarı çıkıyorum ve karşılaştığım manzara çok etkileyici...












Etrafımı hayranlıkla seyrederken meraklı bakışlarla bir çocuk yaklaşıyor.Tanışıyoruz,ismi Mehmet,ilköğretim 7. sınıf.Buraları ben size gezdiririm diyor ve geziye Mehmet le devam ediyoruz...

Mehmet beni bir kayanın yanına götürüyor ve yukarıdaki kabartma haçı işaret ediyor.



Mehmet Karşı Kayalar da da benzer yapıların olduğunu söylüyor...


Mehmet karşıdaki kiliseye gidelim diyor.Uzak olacağını düşünüp ''motor burda kalsın mı,bir şey olur mu? deyince,Mehmet emin ve mağrur bir ifadeyle '' Kim napsın motoru,burada böyle şeyler olmaz '' diyor.eyvallah deyip devam ediyoruz...

Antik Kentin emekdar bekcileri.





KİLİSE...




Gözetleme kulesi





Mehmet le vedalaşıp ayrılıyorum...

Yola devam ediyorum,





Etrafımı hayranlıkla izlerken uzakta bir tepenin güney yamacının sapsarı renkte olduğunu görüyorum ve bu rengin kaynağını görmek için hemen tarla yoluna sapıyorum...


İşte bu,bu kadar sarı kır çiçeğini hiç bir arada görmemiştim...





Burda saatlerce oturabilirdim ama Gitme zamanı...


YEMEK ZAMANI......

Domates ekmek yemicez tabi...

Herkes saç kavurma yapar ama bir tarifde ben vereyim;
Önce bir miktar iç yağını saçta eritip üzerine bir soğan ve bir baş sarımsak doğrayıp soteliyoruz,soğanlar pembeleşince etler ilave ediliyor..

Etler belli bir kıvama kadar az ateşte pişiyor...


Sonra biberler kızarana kadar bekleniyor...

Ve domatesler...

AFİYET OLSUN.....


Artık Konya ya dönelim...

Bu sıkı yemekten sonra acilen çay içmeliyim.Yolumun üzerinde ÖYKÜ RESTAURANT a uğruyorum..

Bu ne güzel süpriz Kadir abimde ordaymış.Sami nin ikram ettiği enfes çaylarımızı yudumlarken geçen haftaki gezimizi yorumluyoruz...

ÖYKÜ , havuz başındaki kamelyalarda leziz yemeklerinizi yiyip akşama kadar keyifle çayınızı kahvenizi yudumlarken çocukların güvenle oynayabileceği,
müthiş bir mekan....







SEVGİYLE KALIN....