Kömür Bu Kapağın Altında!

Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
23 Tem 2011
Mesajlar
304
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Efes Pilsen, Sinop Gerze'de yaşamı ve halk sağlığını tehdit edecek bir kömürlü termik santral kurma hazırlığında. Bunu durdurmak için sadece iki haftamız* kaldı.

Bunu haberlerde duyamazsın. Yaptığımız eylemler, yayınladığımız videolar, Efes Pilsen büyük bir reklamveren olduğu için medyada sansürleniyor.

Şimdi sen de bu doğa katliamı ve sansüre karşı tepkini göster. Sadece bir dakikanı ayırarak, yaşamımızı geri dönüşü olmayacak şekilde etkileyecek bu kirli plana karşı imzanı ekle.

bukapaginaltinda.org


Unutma, sadece 2 haftamız kaldı!

Sevgiler,
Pınar Aksoğan
İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu

* 21 Aralık santralin altyapı çalışmalarını bitirmek için son gün. Eğer bu tarihe kadar hazırlıkları tamamlayamazlarsa santralin yapım sürecini engellemek yolunda önemli bir adım atmış olacağız.

http://bukapaginaltinda.org
 
Katılım
1 Nis 2007
Mesajlar
1,944
Ben maden teknikerliğini bıraktım. :) Son sınıftayken okul uzadı.Sonrasında da başka okula geçtim.Size söylemek istediğim olay bir santral aslında %20 derecesinde zarar verirse normalde bu ihmaller sonucu %80 civarlarına çıkıyor.Bir çeşit filtre var.Bunu bulundurmak aslında zorunlu ama allem edip kullem edim bir kılıf uyduruyorlar.Bu filtrenin maliyeti neredeyse santral maliyetinin %50'si kadar.Bulunduğum şehirde santrale 3 km mesafede oturuyordum.Hava rüzgarlı ise herşey güzel...Kış akşamı ve hava durgunsa toz bulutu ve kömür kokusu içinde geçiyor gece...Sigara içmenize gerek yok...Zaten yeteri kadar var...Ancak şöyle bir durum daha var bağımlılık yapıyor.İnsan öyle alışıyor ki şehirden ayrılınca yarım saat süre ile baş ağrısı oluyor. :) Oksijenden sanırım. Ayrıca oradaki işçilerin çalışma koşullarını görseniz emin olun bir bu kadar daha direnme isteğiniz uyanır. :( Yazık...
 
Katılım
5 May 2009
Mesajlar
1,123
Kar hırsı öyle bir şey ki, insan sağlığı hatta hayatı bile ikinci plana itilebiliyor. Yalnızca santraller, HESler, madenler değil, yerleşim bölgesi içinde kurulan fabrikalar da insan hayatını tehdit ediyor. Birçok gezimizde yanından geçip gittiğimiz, farkına bile varmadığımız Dilovası buna çok iyi bir örnek. TTB'nin yayınladığı bir rapordan alıntılıyorum: "Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından yürütülen 'Dilovası Beldesi Ölüm Nedenleri Çalışması' sonuçlarına göre eldeki kayıtların ışığında yaklaşık sekiz yılda gerçekleşen ölümlerin % 32,3'ü kanser nedeniyledir."
 
Katılım
5 Mar 2010
Mesajlar
344
Katıldım. Haber bekliyorum. Ancak...

Değinmeden edemeyeceğim ki. Benzin yakılması sonucu açığa çıkan gazda neredeyse kömürünki kadar zararlıdır.
Öyle boş boş motora binmeyin, evden işe - işten eve. Tasarruf amaçlı binin. Gazı açmayın sakin-sakin sürün.
-Vay efendim canım sıkıldı iki turlayım.
-Vay ben öyle kafede evde arkadaşta oturamam, televizyon izleyemem, yürüyüş yapamam illede motora bincem gazlaycam yok bundan sonra.

Şimdi bu koşullara tamam demeyenin efesin kömürüne verdiği tepkiden bir parça endişe edebilirim.
 
Katılım
5 May 2009
Mesajlar
1,123
Katıldım. Haber bekliyorum. Ancak...

Değinmeden edemeyeceğim ki. Benzin yakılması sonucu açığa çıkan gazda neredeyse kömürünki kadar zararlıdır.
Öyle boş boş motora binmeyin, evden işe - işten eve. Tasarruf amaçlı binin. Gazı açmayın sakin-sakin sürün.
-Vay efendim canım sıkıldı iki turlayım.
-Vay ben öyle kafede evde arkadaşta oturamam, televizyon izleyemem, yürüyüş yapamam illede motora bincem gazlaycam yok bundan sonra.

Şimdi bu koşullara tamam demeyenin efesin kömürüne verdiği tepkiden bir parça endişe edebilirim.

Elektrik üretmek için sera gazı salgılanıyor. Televizyon seyretmeyelim, bilgisayar kullanmayalım, ışık yakmayalım, sıcak su ile yıkanmayalım.
Kömür, doğalgaz ve diğer yakıtlar sera gazı salınımına yol açıyor. Otomobil, motosiklet kullanmayalım, hatta toplu ulaşım da kullanmayalım, evlerimizi ısıtmayalım.
Et üretimi çok fazla doğal alanın tahrip edilmesine neden olduğu gibi aynı zamanda otomobillerden çok daha fazla sera gazı salınımına sebebiyet veriyor. Vejetaryen olalım, hatta cılkını çıkaralım vegan olalım.
Ama dur bir dakika, endüstüriyel tarım da hem doğaya hem insan sağlığına ciddi zararlar veriyor. Avcı toplayıcıya geri dönelim...

Ya da hayatımızı yaşarken doğru zamanda doğru işleri doğru miktarlarda yaparak doğayla barışık yaşayalım. İhityaçlarımızı karşılayalım, isteklerimizin esiri olmadan dengeli bir hayat tutturalım. Hırslı ve rekabetçi olmak yerine barışçı olalım. İktidarlarını ve karlarını korumak için aklımızı karıştırmak isteyenlerin popülist propagandalarına inanmayalım...

---------- Mesajlar birleştirildi - 16:51 ---------- bir önceki mesaj zamanı 15:44 ----------

Bu başlığın nasıl bir ilgiye mazhar olduğunu görmek gözlerimi yaşarttı inanın :)

Neyse, ben konunun ruhuna çok uygun bir yazı paylaşayım. Bir kişi bile okusa kardır...

Zalim olmaya direnmenin tarihi
 
Katılım
24 May 2011
Mesajlar
2,010
para için yöre halkının sağlığını tehlikeye atmak... İşte para hırsı insanın gözünü böylesine kör kafasınıda bukadar aptal hale getirebiliyor. Bu kampanyaya birkaç hafta öncesinden katılmıştım burada böyle bir konuyu açmayıda düşünüyordum ancak fırsat bulamamıştım bir türlü konuyu açan arkadaşı gönülden tebrik ediyorum. insanların biraz daha bilinçlenmesi ve duyarlı olması için elimizden geleni yapmalıyız.
 
Moderatör
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
7,511
Hersey teknoloji ugruna, hersey rahatlik icin, rahat yasamak icin, haberlesebilmek icin, mesafeleri kisaltabilmek icin, aydinlanabilmek icin geceleri, ve kisaca gunumuz sartlarinda yasayabilmek icin.
Soyleyin simdi, hangisinden vazgecelim?
 
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
boşuna çırpınmayın bu memleketin insanı anca "içki haramdır hebele hübele" demekten öteye gidemiyor.
bilenler zaten gerzede ne olduğunu anladı,
bilmeyenler ise halen avm lerde gezmeye devam etsinler.
o avmlerin altında gökyüzü var.

gerçi memleketim insanlarının hakkını yemeyeyim,
ineğini satıp hese karşı dava açanlar da var bu memlekette.
 
Katılım
24 May 2011
Mesajlar
2,010
Hersey teknoloji ugruna, hersey rahatlik icin, rahat yasamak icin, haberlesebilmek icin, mesafeleri kisaltabilmek icin, aydinlanabilmek icin geceleri, ve kisaca gunumuz sartlarinda yasayabilmek icin.
Soyleyin simdi, hangisinden vazgecelim?

Bunlar insan sağlığı ve çevre kirletilmeden de pek ala yapılabilir

Misal kömür santrali yerine rüzgar, dalga yada güneş enerjisi de kullanılabilir yani illa vazgeçecekmiş gibi bakılmamalı herzaman daha uygun bir yolu vardır
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Hersey teknoloji ugruna, hersey rahatlik icin, rahat yasamak icin, haberlesebilmek icin, mesafeleri kisaltabilmek icin, aydinlanabilmek icin geceleri, ve kisaca gunumuz sartlarinda yasayabilmek icin.
Soyleyin simdi, hangisinden vazgecelim?
Lucas'cigim;
3 gün aç-susuz kal;
bak o yukarida vazgeçilmez sandigin seyler hiç aklina geliyormu?:)
Yani vazgeçilmez degiller.
Üstelik vazgeçmek gibi bir ihtiyaç da yok.
Ihtiyaci temin için,
Alternatifleri var.
Sart degil anlayacagin.
 
Katılım
8 Kas 2009
Mesajlar
1,401
Efes Pilsen, Sinop Gerze'de yaşamı ve halk sağlığını tehdit edecek bir kömürlü termik santral kurma hazırlığında. Bunu durdurmak için sadece iki haftamız* kaldı.

Bunu haberlerde duyamazsın. Yaptığımız eylemler, yayınladığımız videolar, Efes Pilsen büyük bir reklamveren olduğu için medyada sansürleniyor.

Şimdi sen de bu doğa katliamı ve sansüre karşı tepkini göster. Sadece bir dakikanı ayırarak, yaşamımızı geri dönüşü olmayacak şekilde etkileyecek bu kirli plana karşı imzanı ekle.

[URL="http://bukapaginaltinda.org/?...eenpeace.org/turkey/mailing/11/12/07/imza.jpg[/url]

Unutma, sadece 2 haftamız kaldı!

Sevgiler,
Pınar Aksoğan
İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu

* 21 Aralık santralin altyapı çalışmalarını bitirmek için son gün. Eğer bu tarihe kadar hazırlıkları tamamlayamazlarsa santralin yapım sürecini engellemek yolunda önemli bir adım atmış olacağız.

http://bukapaginaltinda.org



Aynı dert bizim başımızda da var. Yılmayınız....Allah yardımcınız olsun.
http://www.motosiklet.net/forum/moto-sohbet/76291-yasanabilir-bir-dunya-icin-destek.html
 
Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,827
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
Lucas'cigim;
3 gün aç-susuz kal;
bak o yukarida vazgeçilmez sandigin seyler hiç aklina geliyormu?:)
Yani vazgeçilmez degiller.
Üstelik vazgeçmek gibi bir ihtiyaç da yok.
Ihtiyaci temin için,
Alternatifleri var.
Sart degil anlayacagin.

aklın yolu bir
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
23 Tem 2011
Mesajlar
304
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Ben bu tür girişimlerde halktan yana elimden gelen ne varsa yapmaya çalışıyorum ama işin garipliği kendi memleketim olan Mersin'in Anamur ilçesinde HES projesi devam etmekte,mağduriyetler sözkonusu ve halkın zararına gelişmelerin olacağı aşikar ne yazık ki hiçbirşey yapamıyorum.Sebep?Anamur malumunuz muz geliriyle meşhur,ülkemizin en zengin ilçelerinden ki yakın ilçelerinde de aynı üründen dolayı çok iyi gelir elde ediyor üreticiler.Toplumsal hassasiyet ne yazık ki sıfıra yakın.Keşke HES konusunda fikir birliği oluşsa ancak yok,olmadı ve de olmayacak.Bir açıklama bile yok,bir tane bile.Bilmiyorum...Karamsarım...
 
Katılım
26 Kas 2011
Mesajlar
30
Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak varken, halkın sağlığını riske atarak kömür santrali açan kadar buna izin verene de tepki göstermek lazım.
 
Katılım
5 Mar 2010
Mesajlar
344
Elektrik üretmek için sera gazı salgılanıyor. Televizyon seyretmeyelim, bilgisayar kullanmayalım, ışık yakmayalım, sıcak su ile yıkanmayalım.
Kömür, doğalgaz ve diğer yakıtlar sera gazı salınımına yol açıyor. Otomobil, motosiklet kullanmayalım, hatta toplu ulaşım da kullanmayalım, evlerimizi ısıtmayalım.
Et üretimi çok fazla doğal alanın tahrip edilmesine neden olduğu gibi aynı zamanda otomobillerden çok daha fazla sera gazı salınımına sebebiyet veriyor. Vejetaryen olalım, hatta cılkını çıkaralım vegan olalım.
Ama dur bir dakika, endüstüriyel tarım da hem doğaya hem insan sağlığına ciddi zararlar veriyor. Avcı toplayıcıya geri dönelim...

Ya da hayatımızı yaşarken doğru zamanda doğru işleri doğru miktarlarda yaparak doğayla barışık yaşayalım. İhityaçlarımızı karşılayalım, isteklerimizin esiri olmadan dengeli bir hayat tutturalım. Hırslı ve rekabetçi olmak yerine barışçı olalım. İktidarlarını ve karlarını korumak için aklımızı karıştırmak isteyenlerin popülist propagandalarına inanmayalım...

---------- Mesajlar birleştirildi - 16:51 ---------- bir önceki mesaj zamanı 15:44 ----------

Bu başlığın nasıl bir ilgiye mazhar olduğunu görmek gözlerimi yaşarttı inanın :)

Neyse, ben konunun ruhuna çok uygun bir yazı paylaşayım. Bir kişi bile okusa kardır...

Zalim olmaya direnmenin tarihi

Aslında benimde ifade etmeye çalıştığım aynı şeydi. Mevcut yaşam biçimimizden fazla bir ödün vermeden. İhtiyaç kadar kullanmak.
Hayrettin Karaca da aynı şeyi söyler durur. Ama sadece dinleyenler onu anlar.
Tüm medeniyetlerin en başı, yani kabile yaşamı her zaman doğayı ihtiyacın kadar kullan der.
Hiç bir şeyi ziyan etme, bir meyveyi dalından kopardıysan onu bitir, bir hayvanı avladıysan ondan en üst seviyede istifade et.
Çocukken annelerimizde bize bunu öğretirdi. Aynı bilincin nesilden nesile aktarılması gibi ve kabile yaşamlarından taa günümüze ulaşır.

Peki bugün tüketim çılgınlığı içindeki dünyanın durumu değil midir Hopa çayının ve Metin Lokumcu'nun katili. Bir diğer katilide tüketimi poh pohlayan ve toplumun bu gidişine mani olmayan baş efendilerimizdir. Tüketime karşı değilller çünkü tüketilen herşeyden tüketim harcı kesilmekte. Sen tükettikçe o beslenecek.
Sanada ceryan lazımsa Hopa çayına çökecek.
 
Moderatör
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
7,511
Lucas'cigim;
3 gün aç-susuz kal;
bak o yukarida vazgeçilmez sandigin seyler hiç aklina geliyormu?:)
Yani vazgeçilmez degiller.
Üstelik vazgeçmek gibi bir ihtiyaç da yok.
Ihtiyaci temin için,
Alternatifleri var.
Sart degil anlayacagin.

Kendi yazdigimi kendim okudum da yanlis anlasilmaya musait yazmisim.
Ben kendi rahatimdan degil, insanlarin rahatligindan bahsetmek istemistim. İnsanlar bu kadar rahatken, rahatligin verdigi zararlari dusunemeyecek kadar rahatlar. Ne kadar cok rahat yazdim degil mi?
Tamamiyle politik, ekonomik, ütopik bir konu, amerikanin petrol politikalari gibi, ulkeler nukleer tesislerini kapatirken, Turkiye de maaliyeti dusurmek icin kurulmak istenmesi gibi, bir sehri aydinlatmak icin 2 sehrin oksijenini saglayan ormani yerlebir etmek gibi.
Kisaca hepimiz bu kadar rahatken, siz yurtdisindan satin aldiginiz dogalgazli evlerinizde, yada kömürlü sobalarinizin basinda, neyi tartisiyorsunuz paşalar?
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Türkiye gibi en az 3 kuşaktır zar zor geçimini sağlayan gelişmemiş ülkelerde doğal kaynakların tükenmesi pek bir şey ifade etmiyor maalesef.
Daha doğrusu sebep anlaşılamıyor.
Yani birileri doğaya dolayısıyla özellikle besin kaynaklarına zarar veriyor.
Bu da genel olarak gıdaya erişim imkanlarını kısıtlı hale getiriyor.
Fakat ülkemde zaten yıllardır gıdaya erişim zor olduğundan neyin değiştiği,ne olup bittiği tam anlaşılamıyor.
Üstelik tüketim çılgınlığının had safhada olduğu bir ülkede bunları konuşmak bile maalesef komik oluyor.

Yukarıda yazdıklarımı anlayamayanlar için açmaya çalışayım.
Diyelim ki bir ülkede bir birey ayda 1000 para kazanıyor.
Bu ülkede ayda kişi başına 500 birim et ve ürünleri,
400 birim tarım ürünleri
100 birim de giyim ulaşım hizmetleri üretiliyor.
Bunların hepsinin parasal karşılığı da 1000 para yapıyor.
Yani hepsini topladığınızda bireyin 1000 paralık geliri ihtiyacı karşılıyor.

Sonra devlet bir takım teknolojik yatırımlar yapıyor.
Mesela termik santral gibi.
Bu yatırımlar doğada tahribata yol açıyor.
Üretim düşüyor.
Daha önce kişi başına 500 birim et üreten devletin üretimi 400 birime düşüyor.
Tarım üretimi 400 den 300 birime düşüyor.
Yani ihtiyacı karşılamaz hale geliyor.
Fakat devlet gelirini düşürmek istemiyor.
Bu nedenle daha önce birimini bir paradan aldığın mala zam yapıyor.
Şimdi vatandaşın kazancında hala bir değişiklik yok.
Hala 1000 para kazanıyor.
Halbuki artık o kazançla eskisi gibi yiyip içemez.
Kazancı ihtiyacına yetmiyor çünkü.
Buna bir sürü egzotik isim takmak mümkün ama enflasyon en bilinen kelime olduğu için buna enflasyon deniyor.:)
Tabi bu durum dünyanın her yerinde infial yaratır.
Herkes ayaklanır.
Ama böyle birşey ülkemizde olmuyor.
Neden?
Çünkü devlet suçu kendinde araman için yeni tüketim alışkanlıkları yaratıyor.
Mesela cep telefonu diye bir nane çıkarıyor.
Sen bayılıyorsun bu teknolojiye.
Aylık bütçenden bir miktar o telefona ayırmaya başlıyorsun.
İşte uyanamadığın yer burda başlıyor.
Sen aslında gıda ihtiyacını daha pahalıya karşılamaya başladın ve bunun sebebinin cep telefonuna ayırdığın bütçe olduğunu düşünmeye başlıyorsun.
Açlıktan ölmediğin için de umursamıyorsun.
Buna diğer mevzuları da ekleyin,cep telefonu küçük bir örnek sadece.
İşte buna da bir sürü egzantirik isim bulmak mümkün ama biz buna kısaca kapitalizm diyoruz.

Bir de tüm bunlar olurken devlet eğitim sistemi aracılığıyla seni bunlardan sorumlu olduğuna inandırıyor.
Bak diyor suyu kuyudan çekiyordun ben senin mutfağına banyona getirdim.
Mum yakıp gazete okumaya çalışıyordun,ben elektiriği ayağına getirdim.
Eşeğe biniyordun,bak şimdi altında bilmem kaç beygirlik araba var.
Bunların bir bedeli var.
Tüm bu hikayeye inanan insanlar için bir sürü egzotik isim bulmak maalesef mümkün değil.
Çünkü bunlara inananlara denilebilecek tek bir kelime var.
Ama benden buraya kadar.....:wiinkk::bounce:
 
Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,827
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
coq un bıraktığı yerden devam edeyim

devlet buba diyor ki
sen aracında benzin kullanıyorsun
bu kullandığın benzinden kar ediyorum ama bir de vergi ver sen bana
ama yetmez, en iyisi benzin tükettiğin ve bana kar ettirdiğin için bir de arabandan vergi alayım
arabayı alırken de senden vergi aldım bu arada

bu vergiler bana dış borçlarımı ödemek için lazım
yalnız birşey var
hemen hemen tüm ülkelerin, en büyük ekonomiler de dahil olmak üzere bir sürü borcu var
ama birbirlerine değil
birbirlerine olsa alacak verecek silinir bunlar
acaba kime?
 
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
5,149
Termik santrallere karşıyım.

Nükleer santral yapalım!

Ciddiyim. Kömür santrallerinin çevrelerine bıraktıkları radyasyon nükleer santralleri 100 katı! (Kaynak) Nükleer santraller yüzünden ölen insan sayısı diğerlerine kıyasla çok daha az, nükleer enerji en güvenlisi.



1969-2000 yılları arasında enerji üretim tiplerine göre ölüm sayısı

--------------------------OECD--------------------------OECD Harici------------
Enerji tipi------Ölümler---Ölümler/TWyıl---Ölümler---Ölümler/TWyıl
Kömür---------------2259-------------157------------18,000----------597
Doğal gaz----------1043---------------85--------------1000-----------111
Hidro-------------------14----------------3-------------30,000------10,285
Nükleer-----------------0----------------0------------------31-----------48
Data from Paul Scherrer Institut, in OECD 2010. * severe = more than 5 fatalities


Hidroelektrik barajların çökmesiyle ölen sayısı 30 bin kişi, kömür santrallerindeki kazalarda ölen sayısı 20 bin kişi, doğalgaz santrallerinde ölen 2 bin kişi, nükleer santrallerde ölen 31 kişi.

Buna rağmen herkes "nükleer çok tehlikeli" diyor...
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst