Koç Ailesi Yine Aynı Senaryoyu Sahneye Koyuyor :(

Katılım
14 Ağu 2010
Mesajlar
2,051
Anadol'un bu hikayesini bilmiyordum.Nasılda sinir bozucu bir durum heleki o tasarımla CITROEN'nin rekor kırması apayrı bir durum.Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığı gibi Türk'ün Türk'ten başka büyük düşmanıda yoktur.Şu aşağılık kompleksimiz, bu tarz düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürüyor.
 
Katılım
17 Şub 2007
Mesajlar
296
Öncelikle pek bilinmeyen bu tarihi detayı çıkardığınız için teşekkürler. Prototip kodu ile google'da aratırınca birebir aynı detaylar yabancı otomotiv sitelerinde de karşımı çıktı, hem de Taunus detayına kadar. Yazık gerçekten.

Bu dalavereyi yapan Vehbi Koç yanında ne götürdü ki, (hatta cenazeyi bir çalmışlardı), aynı tezgahı kuran oğlu ve torunu ne götürsün. Anlaşılan ıslah olacakları yok.
 
Katılım
15 May 2010
Mesajlar
2,118
Kapilatizmin son oyunlarından biri karşımızda.

Önce ucuz ulaşım için demir yollarına yatırım yapmaktansa otobanlar inşa edildi.
Sonra otobüs ve kamyon fabrikaları inşa edildi ve türlü türlü otomobiller ithal edilmeye başlandı. böylece ucuz ulaşım yerine daha pahalı olan karayolu taşımacılığına mahküm edildik. Şimdi yerli otomobil üretilirse pazardan pay kaybetmek istemeyen firmalar üretime talip oluyorlar.

Gayet normal bir durum, üretimden kalkan Albea için fabrika boş kalıp işçiler işsiz kalacağına aynı platform üzerinde adı "yerli" otomobil üretmek.
Üretiçi için normalde nerde kaldı bunun "yerli" kısmı.

Tamamen yerli bir otomobil üretebilmek için önce yerli tasarıma sahip tamamen yerli parçalarla üretilen bir motor üretmek gerekir. elektroniği ile, mekaniği ile yerli.

Ancak şöyle bir durumda var, mesajlarda bahsedilen citroen, renault, peoguet gibi markalar motorlarının elektronik (beyin) parçalarını japonya'dan getiriyorlar. demek istediğim aslında hiçbir ülkede %100 yerli üretim otomobil artık yok. Hatırlarsanız japonya'yı vuran tsunami'de otomobil parçaları üreten fabrikanın zarar görmesi yüzünden toyota ve honda dışında başka markalarında üretimi etkilendi.

Tabi bu demek değildir ki biz yerli üretim yapamayız. Yaparız ama yukarıda bahsettiğim yerli motor kısmı giriyor işin içine.

Çünkü patenti Türkiye'ye ait yerli motor demek ileride sadece otomobil için değil, kamyon, otobüs, uçak ve jet motoru tasarımının önünün açılması demek.

Konuyu dahada açacak olursak patenti Türkiye'ye ait motor üretilmesi savunma sanayiinde yerli üretim TANK, yerli üretim SAVAŞ JETİ (hatırlayınız aselsan mühendislerine yapılan suikastler), yerli üretim ASKERİ HELİKOPTER demek.

Zamanında türkiye'ye nato tarafından yaklaşık 3000 adet tank hibe edildi. Bu tankların bir çoğu amerikan üretimi. adamlar bu tankları bize tabiki yardım amaçlı hibe etmedi. bunların yedek parçaları, silahları, cephanelerini de onlardan almak zorundayız uzun lafın kısası DIŞA BAĞIMLI hale getirildik.

Dışa bu kadar bağımlı bir ülkenin -bence hele başımızda böyle bir hükümet varken- (bknz 8 yılda 8'e katlanan dış borç) %100 yerli üretim otomobil yapılmasına izin verilir mi?

O yüzden bunu sadece KOÇ yada sadece XXX holding diye düşünmektense daha geniş kapsamlı düşünmek gerekir.
 
Son düzenleme:
Katılım
16 Şub 2008
Mesajlar
0
Yerli otomobil bu saatten sonra en iyimser yorumla saçmalıktır. Bu üretilen otomobilin ne global pazarda kenine pay edinmesi mümkündür ne de yerli otomobil kullanıcısını mevcut fiyattan çok avantajlı durumda otomabil sahibi yapması mümkündür.

Yani nereden baksan kimseye yararı yoktur ne üreten ne tüketene ne de bu millete... Ha bu projenin neden üstünde duruluyo yıl olmuş 2012 senin anadolu ürettiğin dönemdeki markalar(kia-Hyundai) prestijli markalar haline gelip dünya devi olmuş ise . Bu Tamamen devletin imkanlarını sömürmek ve Türk milletinin milli duygularını istismar ederek cebi doldurma amaçlıdır. Bide bu insanlar biz yerli otomobili yaptık diye böğürdükçe medya tarafından kahraman ilan edilicektir

Şu otomobili üreteceğine İstanbul- Ankara gibi semtlerin taşıması gerekenin 5 misli kapasite ile çalışan raylı sistemini/ toplu taşımasını geliştir Türkiye cumhuriyetinin kalkınmasına gerçekten hizmet et.

Yerli televizyon telefon varda ne oluyo? Hangimizin önceliği arçelik? Fiyat avantajıda yok üstelik. Samsung philips sony LG hepimizin evindeki TV ler bu marka.

Türkiyenin öncelikleri ihtiyaçları sıralamasında otomobil ilk 20'ye bile giremez!
 
Katılım
15 May 2010
Mesajlar
2,118
Bence bu yerli üretim otomobil projesi oy toplamak için insanların gözünü boyayarak "sözde yerli" otomobil üretmekten başka bir şey değil.
 
Katılım
29 Haz 2010
Mesajlar
663
Sevgili Dostlar,

Lütfen sonuna kadar okuyunuz hikaye uzun ama ibretliktir.

Bilmeyenleriniz vardır , benim en az motosiklet kadar sevdiğim ikinci tutkum ANADOL otomobilleridir , bu tutkumu sadece uzaktan sevmekle sınırlı bırakmayıp Anadol konusunda pekçok platformda aktif görev aldım ve Anadol tarihçesi üzerinde çalıştım. Anadol hikayesi aslında bu ülkede birşeyler yapmaya çalışanların önüne çıkarılan yapay engellemeler için tarih dersi gibidir. O günlerde olanlar bugün tekrar sahneye konmaktadır.
Hükümetin ısrarlı şekilde "yerli otomobil" konusu üzerinde durması ülkemde lisans ile üretim yapan firmaları ve onların yerli ortaklarını ciddi şekilde rahatsız etmektedir bu nedenle yıllar önce yaptıklarını yine yapmak için harekete geçtiler.
Vatan gazetesinin aşağıdaki haberine göre :

http://haber.gazetevatan.com/dev-yatirimin-babayigitleri-ortaya-cikti/424495/44/Manset

Koç gurubu Fiat ın desteği ile Albea platformu üzerine kurulacak yerli aracı üretecekmiş. Bu yerli araç projesine vurulacak en büyük darbe olur. İsterseniz Anadol un hikayesine geri dönerek neden bu yargıya sahip olduğumu anlatayım.

1960 lı yılların başlarında başlayan Türkiyenin ilk seri üretim otomobil markası Anadol projesi ,Ford ile yakın iş ilişkisi içinde bulunan ve bazı Ford modelleri için deneme üretimleri yapan Otosan firmasında çalışan birkaç parlak ve geleceği gören genç insana aitti. Bilinenin aksine Sayın Vehbi KOÇ bu projeye çok mesafeli baktı ve hedef üretim sayısı olarak sadece 5000 araç koydu , bu düşük rakam nedeni ile Anadol sac kaporta yerine fiberglass kompozit malzemeden üretilmek zürunda kaldı . Bu malzeme ile üretim için kalıp ve büyük preslere yatırım yapmak gerekmiyor o zamanlar bolca ve ucuza bulunan el emeği ile yapılıyordu. Yani daha baştan Koç ailesi bu projeye sahip çıkmamış ve sermayesini riske sokmamıştı.
1966 yılında sadece 5000 adet üretim hedefi konularak piyasaya çıkan Anadol a halkın talebi o denli yüksek olduki çok kısa süre içinde parasını peşin yatırdığınız Anadol için 6 aylık bekleme süreleri veriliyordu. Devlet büyükleri Vehbi KOÇ a mektup yazıp ön sıradan araç talebi dahi yapıyorlardı.
1973 yılına gelindiğinde ANADOL 6 ayrı model ve iki farklı motor seçeneği ile yılda 10.000 adedin üzerinde üretim sayısına ulaşmıştı. Temel modeli revize ederek oluşturulan modeller ile doyuma ulaşan bu platform artık ömrünün sonuna gelmişti ve Otosan mühendisleri yeni çok daha modern lüks bir model üzerinde çalışmaya başladılar , Aracın dizaynı İtalyan BERTONE firmasının çizimleri ışığında OGLE dizaynın projelendirmesi ile İngiliz RELIANT firmasında yaptırıldı ve FW11 kodu ile 4 adet prototip araç üretildi. 1600-2800 cc arasında farklı motor seçenekleri olan bu modelde klima, elektrikli camlar ,merkezi kilit v.b. gibi o dönem için devrim sayılabilecek yenilikler vardı.

Ancak;
Otosanın yepyeni bir model ile atağa kalkacağını ve ANADOL markası ile büyüyeceğini gören FORD firması KOÇ ailesine durup dururken inanılmaz cazip bir teklifte bulundu . Anadol üretimini durdurması karşılığında o dönemde üretimi biten TAUNUS modelinin fabrikasını bedelsiz olarak getirip Otosana kuracak Türkiyede FORD markası ile Taunus üretimine başlanacaktı. Maalesef plan KOÇ ailesine cazip geldi ve Anadol binek araç üretimine son verildi. Anadol üretimi bittiğinde 5000 adetlik hedefin 20 katından fazla üretim yapılmış 100.000 adedin üzerinde ANADOL banttan inmişti.
TAUNUS Otosanın binek otomobil üretiminde felaketi oldu ve Otosan bir daha "binek araç " üretimi yapmadı tüm kapasite ticari araca yöneldi.

Peki o yıllarda üretilen FW11 kodlu prototip ANADOL lar ne oldu ?. Bunlardan iki tanesi Vehbi beye sunulmak üzere Türkiyeye getirildi ancak FORD dan ballı teklifi alan Vehbi bey "bu araç satmaz elimizde kalır" diyerek projeye noktayı koydu. O prototiplerden bir tanesi şu anda İstanbulda Rahmi Koç müzesinde sergilenmektedir.

Otosan Reliant firmasına FW11 projesini sonlandırdığını ve araçlarla ilgilenmediğini bildirdikten sonra proje diğer üreticilerin ilgisini çekti. Volvo ve Citroen bu model için uzun süre çekiştikten sonra kazanan Citroen oldu.

Sayın Vehbi KOÇ un "satmaz elimizde kalır" dediği FW11 modeli Citroen tarafından BX serisi olarak piyasaya sürüldü ve "TÜM ZAMANLARIN EN ÇOK SATAN CITROEN" i ünvanını 1.500.000 (birbuçuk milyon) adetlik satış adedi ile hala korumaktadır.

Şimdi aynı senaryo FIAT üzerinde sahneye konmakta , üretimden kalkan ALBEA modelini üç beş rötuş ile piyasaya sürerek "YERLİ OTOMOBİL" projesinin dibine dinamit konulmaya çalışılmaktadır.
İhracat şansı sıfır olacak olan bu aracı "kuş serisi" gibi insanımızın önüne sürecek olan zihniyet bize bunu layık görmektedir.

Sevgilerimle

Bilgilendirme için teşekkürler abi, ibretle okudum...
 
Katılım
9 Haz 2006
Mesajlar
1,639
%100 yerli olabilmesi için, tasarım dahil, yeni ve benzersiz bir motoru olması gerekmez mi?
patentiyle ve yerli üretim ve montajıyla... anadol motoruda ford motor company, devrim arabaları varmış zamanında...
 
Katılım
29 Mar 2006
Mesajlar
3,903
İlahi arkadaşlar, ulusal bir konu olunca hemen gomanistlik yapıyorsunuz yahu.:p
İdeolojik yaklaşmayın, dizileri seyredin, sizi ilgilendirmez, biz sizin yerinize düşünüyoruz, hım kem küm.:pl:
Halbuki kapitalizm harika birşey, rüyası bilem keyifli, pembe gözlüğü takınca etrafımdaki herkes miranda keer gibin görünüyor yav.:queen:
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
İlahi arkadaşlar, ulusal bir konu olunca hemen gomanistlik yapıyorsunuz yahu.:p
İdeolojik yaklaşmayın, dizileri seyredin, sizi ilgilendirmez, biz sizin yerinize düşünüyoruz, hım kem küm.:pl:
Halbuki kapitalizm harika birşey, rüyası bilem keyifli, pembe gözlüğü takınca etrafımdaki herkes miranda keer gibin görünüyor yav.:queen:

Bizim millet öyledir.
Son 60 senemiz komonist ideolojileri dillendirip, komonizmle savasarak geçti.:mrgreen:
Neticede Sovyetler yikildi, rahat bir nefes aldik.
Sirada çin var.
Herkese örnek gösterip, oranin mallarini kullanip,vay be diye parmak isirip,ama ana avrat küfür ederek yikacagiz insallah.:p
 
Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
2,408
Bizim millet öyledir.
Son 60 senemiz komonist ideolojileri dillendirip, komonizmle savasarak geçti.:mrgreen:
Neticede Sovyetler yikildi, rahat bir nefes aldik.
Sirada çin var.
Herkese örnek gösterip, oranin mallarini kullanip,vay be diye parmak isirip,ama ana avrat küfür ederek yikacagiz insallah.:p
hop birader nolu yo burda cinlilere laf yok :queen::bounce:
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
25 Şub 2011
Mesajlar
1,768
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Simdi devlet yerli uretim otomobil yapana tesvik ve bir takim avantajlar verecek.
Koç gurubu da bu avantajlardan yararlanmak için böyle bir dalavere yapiyor.
Ben dogru mu anlamisim hocam?

Devleti yönetenler bu kadar mal degildir herhalde.
Yani insallah degildirler.:silent:

Tabiki mal değiller hocam
aksine son derece zekiler bence
ve mutlaka ortak bir payda vardır bu işe
sen yap beraber yiyelim)
bir nevii keriz feneri şekil değiştirecek )))
 
Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,827
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
kaptializmi üretenler, "olur da beni beğenmeyen olursa; karşımda olacağına, karşımda olduğunu sanacağı yanımda olsun" diye kominizmi de üretmiş
biliyorum karışık oldu cümle, enaz büyük senaristlerin senaryoları kadar karışık
ama tam böyle ifade edilebiliyor

sırada orak çekiç yok, hilal var
 
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
bu memlekette bir zamanlar uçak yapıldığına inanmak ne kadar zor geliyor.
mesele %100 yerli bir ürün çıkarmak değil mesele küresel anlamda bir otomotiv markası yaratmak.
halen bu ayrımı net kavrayabildiğimizi sanmıyorum,
önemli olan teknoloji, patent vs ...

bu konunun neden bu kadar büyütüldüğünü halen anlayabilmiş değilim,

illa ki bir şey yapmak istiyorsak anadolu koca bir bozkır ekip biçelim ,
ürünü işleyelim.

böyle bir memlekette 4 liraya domates mi olur lan ????!!!!
 
Katılım
3 Ağu 2009
Mesajlar
1,554
kaptializmi üretenler, "olur da beni beğenmeyen olursa; karşımda olacağına, karşımda olduğunu sanacağı yanımda olsun" diye kominizmi de üretmiş
biliyorum karışık oldu cümle, enaz büyük senaristlerin senaryoları kadar karışık
ama tam böyle ifade edilebiliyor

sırada orak çekiç yok, hilal var

Komünizm denen şey kapitalizmi karşısına alarak aslında yeni birşeyler üretmez, bizzat kapitalizmi baz alarak, doğru olduğunu varsayarak birşeyler ortaya koymaya çalışır. Karl Marx'ın kitabının isminin de işçi sınıfı veya eşitlik birlik beraberlik değil de das kapital olmasının bir sebebi var aslında. Komünizmin tek esprisi kapitalizmi kalbinde korur, burjuva sınıfını ortadan kaldırmaya çalışır bunun görevlerini devlete yükleyerek. Öyle de bir eşitlik geleceğini varsayar ama bir yerde kendi yeni yöneten, ezen sınıfını meydana getirerek çok da bir fark yaratmaz. Hepsi aynı şeye hizmet ediyor aslında bir yerde. Ulaşım açısından bu kadar para kazanmaya yönelik ayrı kaynaklar olmayıp da devlet olması sadece ortada bir avantaj olarak görülebilir belki. Sisteme bakmadan doğru olanı uygulayabilecek konuma gelmek lazım, kapitalizmin de toptan çökmesi belki bizim hayatımız sürecinde olmaz, ama insanlık tarihi açısından yakındır bence. Tamamen tüketmeye dayalı bir sistem tüketecek birşey bulamayınca farklı bir sistemle yer değiştirecektir. Koç da bunun bir parçası, bu kadar fazla da aracı ve çıkar sağlayan olunca global ölçekte, insanların daha rahat edeceği, daha az masrafta bulunacağı sistemler ve ürünler yerine, bu aracıların daha fazla kar sağlayabileceği araçlar insanlara neredeyse bir zorunluluk olarak sunuluyor. Misal, Adapazarı-İstanbul tren hattını 2 sene iptal edecekler 31 ocaktan sonra, kolaysa TEM'i iptal etsinler iki sene adapazarından İstanbul'a. Yer yerinden oynar. İptal edilen tren olunca kimsenin gıkı çıkmıyor.
 
Katılım
17 May 2009
Mesajlar
4,179
Motosikleti
BMW K1200GT , BMW S1000XR M Sport
%100 yerli olabilmesi için, tasarım dahil, yeni ve benzersiz bir motoru olması gerekmez mi?
patentiyle ve yerli üretim ve montajıyla... anadol motoruda ford motor company, devrim arabaları varmış zamanında...

Sevgili Glock ,

Senden ve diğer arkadaşlardan özür diliyorum çok önemli bir detayı atlamışım , 1970 li yılların başında Otosandaki o genç ve pırıl pırıl insanlar DIESEL motorun geleceğini görmüş ve ERK adında %100 yerli tasarım bir motoru Türkiyede imal edip binlerce Anadol Kamyonette kullanmışlardır. ERK diesel diye internette aratırsanız ilk Türk tasarımı ve imalatı ERK diesel motor hakkında bütün detayları bulabilirsiniz.
Yani yıllarca siz genç arkadaşlara pompalandığı gibi "motor bloğu dökemiyoruz o yüzden yerli araba yapamayız " lafı koskoca bir yalandan ibarettir.

Sevgiler
 
Katılım
24 Eyl 2006
Mesajlar
980
zamanında okumuştum, şimdi internette linkini bulamadım:

türkiye'de anadol macerası başladığı günlerde kore'de hyundai kurulmuş. hyundai de motor gibi temel parçalarını ford'dan almaktaymış. hyundai'nin ilk modeli hüsran olmuş, beğenilmemiş, satılmamış. fakat, kore hükumeti kuralları baştan koymuş: "şu kadar zaman içinde, dış pazarlara yönelik bir otomobil yapılacak". ilk modelleri beğenilmemiş, ikincisi satmamış; yılmamışlar, hedeflerine doğru yürümüşler. sonuç malum, hyundai bugün dünya otomobil devleri arasındadır.

peki nasıl olmuş? koreli çok mu vatansever, bizim sanayici çok mu tembel veya fırsatçı? kapitalist düzende hiçbir sermaye sahibinin "ülkeyi kalkındırmak" gibi bir misyonu yoktur, beklenmemelidir. bunu sağlayan devlettir, plandır, politikadır. kore devleti, hyundai'yi geçici süreli gümrük duvarları ile zorlamasaydı bunu başaramazlardı. özal, türkiye'de 80'lerde gümrük duvarlarını kaldırmamış olsaydı, biz de murat 124 ve renault 12'ler için 6 ay sıra bekliyor olurduk.

Türkiye'nin temel sorunu -kişisel fikrimdir- bugün bile, liberal ekonomi veya planlı, devletçi ekonomi mi uygulayacağını bilememesi, ikisi arasında yalpalayıp durmasıdır. halkın faydasına bir işin yapılmaması için politikacısı, bürokratı, üniversite mensubu öyle birleşirler ki; şaşarsınız. iş halkın zararına gelince, dün birbirinin gözünü oyanlar bir anda kanka oluverirler.
 
Katılım
4 Nis 2011
Mesajlar
1,752
Birde "Devrim" arabasının hikayesi vardır ki, o bambaşka bir konudur!

Şase numarası basma yetkisi diye birşey var ayrıca.Bu sertifika ve patentlerin alınmasıda üretim kadar derin bir mesele bence...
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst