- Katılım
- 10 Mar 2008
- Mesajlar
- 1,499
- Konu Yazar
- #1
Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet
gezmeye karar vermiş. Yanına başvezirini alıp yola
çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam
görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek
tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyarı selamlamış:
'Selamunaleykum ey pir'i fani...'
'Aleykümselam ey serdar'ı cihan...'
Padişah sormuş:
'Altılarda ne yaptın?'
'Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor...'
Padişah gene sormuş:
'Geceleri kalkmadın mı?'
'Kalktık... Lakin, ellere yaradı...'
Padişah gülmüş:
'Bir kaz göndersem yolar mısın?'
'Hem de ciyaklatmadan...'
Padişahla baş vezir adamın yanından ayrılıp yola
koyulmuşlar. Padişah baş vezire dönmüş:
'Ne konuş tuğumuzu anladın mı?'
'Hayır padişahım...'
Padişah sinirlenmiş:
'Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni
alırım.'
Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan
sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala
orada çalışıyor.
'Ne konuştunuz siz padişahla?'
Adam, başveziri şöyle bir süzmüş:
'Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın
söyleyeyim.'
Baş vezir, yüz altın vermiş.
'Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın.
Nereden anladın padişah olduğunu.'
'Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan
başkası giyemezdi.'
Vezir kafasını kaşımış.
'Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor
ne demek?...'
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha
almış.
'Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın
mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de,
yalnızca altı ay yaz değil, altı ay
da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim. (32 ise
ağızdaki dişten kinaye, boğaz)'
Vezir bir soru daha sormuş...
'Geceleri kalkmadın mı ne demek?'
Adam bir yüz altın daha almış.
'Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız.
Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim....'
Vezir gene kafasını sallamış.
'Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek...'
Adam gülmüş.
'Onu da sen bul...'
gezmeye karar vermiş. Yanına başvezirini alıp yola
çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam
görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek
tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyarı selamlamış:
'Selamunaleykum ey pir'i fani...'
'Aleykümselam ey serdar'ı cihan...'
Padişah sormuş:
'Altılarda ne yaptın?'
'Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor...'
Padişah gene sormuş:
'Geceleri kalkmadın mı?'
'Kalktık... Lakin, ellere yaradı...'
Padişah gülmüş:
'Bir kaz göndersem yolar mısın?'
'Hem de ciyaklatmadan...'
Padişahla baş vezir adamın yanından ayrılıp yola
koyulmuşlar. Padişah baş vezire dönmüş:
'Ne konuş tuğumuzu anladın mı?'
'Hayır padişahım...'
Padişah sinirlenmiş:
'Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni
alırım.'
Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan
sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala
orada çalışıyor.
'Ne konuştunuz siz padişahla?'
Adam, başveziri şöyle bir süzmüş:
'Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın
söyleyeyim.'
Baş vezir, yüz altın vermiş.
'Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın.
Nereden anladın padişah olduğunu.'
'Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan
başkası giyemezdi.'
Vezir kafasını kaşımış.
'Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor
ne demek?...'
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha
almış.
'Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın
mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de,
yalnızca altı ay yaz değil, altı ay
da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim. (32 ise
ağızdaki dişten kinaye, boğaz)'
Vezir bir soru daha sormuş...
'Geceleri kalkmadın mı ne demek?'
Adam bir yüz altın daha almış.
'Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız.
Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim....'
Vezir gene kafasını sallamış.
'Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek...'
Adam gülmüş.
'Onu da sen bul...'