Şanveren arkadaş,
Yazılı olmayan beyanlar, havada kalır.. Bu durum, suya yazı yazmak gibidir..
Kişiler verdiklere söze sadık kalsalardı! .. Mahkemelerde kuyruklar
oluşmaz ve hakimlerin önünde de yüzlerce dava dosyası bulunmazdı..
Bu demek değildirki; senin işverenin, sözünde durmayacak ve seninle
olan iş akdini, senin aleyhine kullanarak fesh'edip (bozma,kaldırma ), seni
açıkta bırakacak ve alacağının üstüne bir bardak su içmeni isteyecek!..
Yinede '' eşeğini sağlam kazığa bağlamanda büyük yarar var..''
Şöyleki;
Her ne ad altında olursa olsun sonu '' name '' ile biten evrak veya
belgeyi iyice okumadan, hükümlerin,içerik ve maddelerin yerine getirilip
getirilmediğini kavramadan,emin olmadan imzalamaya kalkma, imzalama..!
Gerekirse ertesi günü işleme alki, bu arada; düşünme,araştırma ve danışma payın ( zamanın) olsun..
'' NAME'' derken aklında kalması amacıyla yorumladım..
Yani, '' İBRANAME '' hak ve alacaklarını aldığına dair karşı tarafı
gayrikabili rücü ( geri dönülemez şekilde ) ibra (aklamak) ettiğine dair belgedir..
Bu belge tek taraflı imzalatılabileceği gibi; hukuken mesnet ( delil, dayanak )
gösterilebilmesi amacına yönelik olarak NOTER kanalı ilede yapılabilmektedir.
Hak ve alacağının tamamını nakden ( nakit) ve def'aten ( tek kalemde,
bir defada ) almadığın takdirde; atacağın adımlara ( imza,beyan,taahhüt vb )
aşamalara ) dikkat etmende yarar var..
İşler iyiyken zaten sorun yaşanmaz.. İşler biraz sarpa sardımı; kişiler
muhataplarını ( karşı tarafı) tanımaz veya görmezden gelirler..
Örnek;
Kiracı mal sahibi ilişkisi belirli müddet iyi gider.. Kiralardaki
bir veya birkaç aksaklık iletişimin dozajını yukarılara:farao: taşır..
Sonrasında ise tasvip edilmeyen yorumlar, ihtarlar, yazışmalar vs vb.. devam eder gider..
İş ve çalışma hukukuna bağlı olarak; seni 1.nci dereceden ilgilendiren
konularda;
Öncelikle mantığını kullan, sonrasında; bulunduğun yerdeki konusuna
hakim bir avukatla dirsek temasına geç..
Avukatlar'da, doktorlar gibi belirli alanlarda uzmanlaşmaktadırlar..
Bu nedenle konusuna hakim yorumunu kullanmaktayım..
Tazminat konusuna gelince; ihbar ve çalışma sürene bağlı olarak
tazminat hakkın bakidir. İstanbul'da aynı firma/kişilerle çalışacaksan ;
Tazminatını almayacağını, o kişilerinde verme yanlısı olmayacağını
düşünmekteyim.. İstanbul da çalışma garantin ve mevcut işinin devamı olması
halinde, bu durum zaten taraflar açından sorun yaratmayacaktır..
Firmayı sen tanıyorsun..
Firman;
* Tediye ve taahhütlerine sadıkmıdır?
* Borçlarını ödeme kapasitesi nedir?
* Piyasaya borçları varmıdır? ( Vergi, banka, ssk, maaş, çek/senet vs.vb)
* Özkaynakları, borçlarını ödemeye yeterlimidir?
* Piyasadaki itibarları nedir?
* İş ve bölge değişikliğini neden yapmaktadır?
* Bu değişiklik, firmaya fayda sağlayacakmıdır?
* Bu değişiklikte senin yerin ne olacaktır?
* Sağlayacağın fayda nedir?
Bu soruların cevapları sende gizli..
Sakin kafayla düşün ve değerlendirmeni yap..
Dikkat etmen gereken hususları zaten yukarıda yazdım.. (İBRANAME !..)
İşlerin gönlünce ve arzu ettiğin yönde şekillenmesi dileklerimle..:cat: