- Katılım
- 24 Ağu 2016
- Mesajlar
- 394
Biliyorum eğlenceli geliyor muhabbet etmesi, zaten kimseye de zararı yok burda konuşulanın ancak bizi biz yapan değerleri unutur olduk. Bu durum beni çok üzüyor. Kurtuluş Savaşını unuttuk, sadece hikayeler kaldı geriye, Kıbrıs Barış Harekatına katılanlar hala hayattalar. Azıcık empati yapın bakalım, 20 li yaşlarınızda hiç tanımadığınız bir coğrafyaya paraşütle bırakıldığınızı, sizi hedefleyen mermilerin vızırdayarak etrafınızda uçuştuğunu, dün birlikte uyuduğunuz ranza arkadaşınızın gözlerinizin önünde kan revan yere yığıldığını bir hayal edin.
Önünüzde yaşayacak yıllarınız varken soydaşlarınızı kurtarmak için belkide ölüme yürüdüğünüzü bir düşünün. Ölmemek için "insan" öldürmek zorunda kaldığımızı bir düşünün.
Sonra şu başlıktaki teklifi bi tarafınız yiyiyorsa Kıbrıs'ta savaşmış birinin yüzüne karşı söyleyin.
Yaşadığım toprak tek kişiye ait değil. Üzerinde yaşayan bizler bir ağanın "marabaları" değiliz. Göndere çekilen bayrak bez parçası değil. Sabahları okula giderken okuduğumuz "andımız" da tekerleme değil.
Ülkenin içine düştüğü durumu düşünmek yoruyor artık beni. İnsanları uyandırmak için çaba da sarfettim zamanında, polisden gaz da yedim, polise taş atanları durdurmaya çalışırken kafamın üzerinden kaldırım taşları da geçti. Özellikle son bir yıldır uğraşmayı bıraktım. Zaman zaman gene içimdeki üzüntüye kapılıp "yapmayın" diyorum, bugün burada dediğim gibi.
Benim ecdadım sarayda yaşamadı, benim ecdadım bilmem kaç savaşın sonunda omuriliğine saplanan şarapnel parçasıyla göçtü bu dünyadan. İşin komiği araba arkasında tuğra çıkartmasıyla gezen, dalga geçtiğimiz adamın dedesi de kurtuluş için canını verdi belki ama tuğralı kardeşimiz unuttu dedesinin ne için savaştığını.
Unutmayın kardeşler. Arada durun düşünün.
Önünüzde yaşayacak yıllarınız varken soydaşlarınızı kurtarmak için belkide ölüme yürüdüğünüzü bir düşünün. Ölmemek için "insan" öldürmek zorunda kaldığımızı bir düşünün.
Sonra şu başlıktaki teklifi bi tarafınız yiyiyorsa Kıbrıs'ta savaşmış birinin yüzüne karşı söyleyin.
Yaşadığım toprak tek kişiye ait değil. Üzerinde yaşayan bizler bir ağanın "marabaları" değiliz. Göndere çekilen bayrak bez parçası değil. Sabahları okula giderken okuduğumuz "andımız" da tekerleme değil.
Ülkenin içine düştüğü durumu düşünmek yoruyor artık beni. İnsanları uyandırmak için çaba da sarfettim zamanında, polisden gaz da yedim, polise taş atanları durdurmaya çalışırken kafamın üzerinden kaldırım taşları da geçti. Özellikle son bir yıldır uğraşmayı bıraktım. Zaman zaman gene içimdeki üzüntüye kapılıp "yapmayın" diyorum, bugün burada dediğim gibi.
Benim ecdadım sarayda yaşamadı, benim ecdadım bilmem kaç savaşın sonunda omuriliğine saplanan şarapnel parçasıyla göçtü bu dünyadan. İşin komiği araba arkasında tuğra çıkartmasıyla gezen, dalga geçtiğimiz adamın dedesi de kurtuluş için canını verdi belki ama tuğralı kardeşimiz unuttu dedesinin ne için savaştığını.
Unutmayın kardeşler. Arada durun düşünün.