- Katılım
- 6 Mar 2006
- Mesajlar
- 1,013
Isparta'nın kıraç dağlarında, bildiğin maki bitki örtüsünde, ve elbette köylerin kentlerin etkilenmeyeceği uzaklıklarda mermer ocaklarına karşı değilim.
Elma gibi yuvarlak düşünürseniz Isparta'yı, tam ortadaki Eğirdir gölünün yanları ve üstü bu şekildedir mesela...
Dağı taşı kesip paraya çevirmek kadar güzel bir şey yok... (dediğim gibi ama, köylerin etkilenmeyeceği uzaklıklarda)...
Sütçüler ilçesi ise Eğirdir gölünün güneyinde ve muhteşem doğaya sahip ... buralardaki mermer ocağı ruhsatları kaygı uyandırıcı ... Buralarda çünkü bitki örtüsü maki değil... şelaleler, çaylar, dereler, ormanlar, ağaçlar...
Kaz dağlarına gelirsek, bakmaya kıyamadığın dersin ya, ta öyle, fotoğraflarda bile ...
Hesabı zor verilir böylesi talanın...
Bir de siyanürle zehirlenecek toprak ...
Altını çıkaran elin kanadalı şirketinin umrunda değil tabii ki doğal zenginliğimizin kaybedilmesi ...
Mesele, bizimkilerin de umrunda olmaması...
İşgal edip de izinsiz çıkarıyorlar değiller ya ...
Yani, gelseler, tek bir ağacımızı keseni oraya gömeriz. Yani, atalarımız gömdü. Biz de gömeriz. Evelallah...
Ama, böyle izinli mizinli gelince, kendi yetkililerin izin verince, şaşıp kalakalıyorsun ...
Nasıl olur diye?
Biz o maden ocaklarından blok alıp ihracat yapıyoruz para kazanıyoruz fakat orman arazilerine maden izni verilmesine karşıyım, kel tepeler dağlarda madencilik yapılsın, sütçüler yazılı kanyon tarafını biliyorsanız muhteşem bir orman ve bitki örtüsüne sahip, maalesef para karşılığı verilen orman izinleriyle doğa tahrip ediliyor, para için her şeyi gözden çıkarmış bir yönetim başımızda olduğu sürece böyle örnekleri daha çok görürüz.