TuğrulÖzbek;564068' Alıntı:
öncelikle motor kullanıcıları olarak kendimize bir çeki düzen vermeliyiz.
koruyucu ekipmanlar ve trafik kurallarına uyuması gibi. bu şekilde arabalar ve motorlar konusunda tartışma çıktığında araç kullanıcıların savunması trafik kurallarını ihlal eden motor kullanıcıları için neden bir şey yapayım ki. kişi kendisini düşünmüyorsa ben neden onu düşüneyim. fikri hakimdir. bu alanı kullanan kişilerin büyük bir kısmı koruyucu ekipmanların önemini kavramış ucundan kıyısından bir şeyler yapan kişiler. fakat diğer önemli olan konu ise trafik kurallarına uyum konusunda yaşanmaktadır. motor kullanıcıları sürekli olarak şerit değiştirmekte ve diğer sürücülere göre daha hızlı hareket yeteneğine sahip olması nedeni ile bazı tehlikeli hareketler yapmaktadırlar. çoğu zaman araba kullanıcıları paniklemekte ve yol konsantrasyonu bozulmaktadır. site içerisinde kaç motor kullanıcısı trafik kurallarına tam olarak uymaktadır. motor alacak olan kişinin ilk aklında olan soru bu motorun kaç yapacağıdır. yada egzost sesini nasıl daha değişik çıkarabilirim düşüncesinde. değişiklik (modifiye) yapılırken ilk akla gelen daha gürültülü olan egzostun takılmasıdır. genel motorcu kanısı bu şekilde ve toplumda motor kullanıcısı dışındaki insanların geneli bu şekilde düşünürken önyargıları yıkmak kolay değil. bunun yanında motor kullanma belgesinin bu kadar kolay alınmaması gerektiğidir. iki kuka dön gel al sana belge zihniyeti ile nereye kadar.
öncelikle düzeltmeye kendimizden başlamalıyız düşüncesindeyim. motor kullanıcılarının gezi yazıları gibi il gruplarının eğitim faaliyetleri konusunda da bir şeyleri paylaşmaları daha iyi olur düşüncesindeyim. sürüş tekniklerinin ilerletilmesi için il grupları içerisinde bilen kişilerin diğer kişileri bilinçlendirmesi gerekliliğine inanıyorum. fakat her konuda olduğu gibi bu konu içinde nerem doğru ya da başka bahaneler ile atlatılmaktadır. motora daha yeni başlayan bir kişi olarak düşüncelerim bunlardır. motor bazı konularda trafikte alternatif olabilir fakat belirli bir altyapı hazırlanmadan motorların yayılması bu şekilde oransal olarak artan kaza haberlerini beraberinde getirmektedir.
bütün motor kullanıcıların kazasız sürüşler dilerim
gerçekci' realist'tamamen doğru bir yaklaşım:cat: size katılıyorum (birçok arkadaşımız gibi )ama işte diyoruz'ya kimi gençlik 'kimi cehalet (bişey olaz psikoleji'si)cahil cesareti kazaları getirebiliyor tabiki bunlarıda böyle bilinçli siteler'de' kendi aramızda' kişisel uyarılarımız'da nasip olursa basın organlarında yazılarımız söylemlerimiz'le en aza indirmeye çalışmalı gayret etmeliyiz.
bir arkadaşım bizim sitede bir ikaz bir temennide bulundu(servisciler vs. ilgili) hurra herkez üstüne geldi !hayır tabiki öncelikle kendimiz'den başlayarak sonra oto sürücülerinden kara yollarından(yolların durumu malum)isteklerimizle sesimizi duyurmaya çalışacağız bu duyarlı yazınız için teşekkür eder gerçek samimi yapıcı korumacı motosiklet ruhunuzla tüm kardeşlerimizle kucaklaşmak hayatların kaybolmaması için dayanışma yolunda beraber yürümek üzere' sevgilerimle yolunuz açık olsun görüşlerinizi uyarılarınızı önerilerinizi bekliyoruz..
TEKNİKHOCA adlı üyeden alıntıdır..
01-02-2007, 20:32 PM
Herkeze merhabalar.
Bahsedilen sorunların aynısını Adana'da bizzat yaşıyorum. Hatta bırakın kamyon otobüsü, Adana'da otomobiller bile aynı. Adana'da sağdan gidemezsiniz, çünkü herhan birisi aracına binmek veya aracından inmek için sağına soluna bakmadan kapısını açabilir, sinyal vermeden (ki Adana'da elektrik pahalı. Fatura az gelsin diye millet sinyal kullanmıyor) her an önünüze çıkabilir. Daha da vahimi, siz onu uyarmak isterseniz birde tersler, size .... eder.
Adana'da ortadan gidemezsiniz, Herhangi bir araç keyfe keder bir anda en sağdan en sola, veya en soldan en sağa aynasına bakmadan (çünkü tüm arabalarda ayna, ya saç düzeltmek yada makyaj yapmak için kullanılıyor)geçiş yapabilir. Ha diyelim baktı, sizi gördü. O zaman içi daha da rahat dönebilir. Ne yani, lütfedip aynaya baktıya. eee, sizde biraz dikkatli olun canııım. Haşmetmahaplarının canı dönmek istemiş.
Adana'da soldan gidemezsiniz. Çünkü mavi midibüsler ve dolmuşlar, BMW 330Ci ye taş çıkartacak şekilde (BMW yetkilileri, uzun bir süre incelemişler ve Adana'lı dolmuş ve midibüs sürücülerinin bu araçları nasıl bu kadar hızlı sürüp, durdurabildiklerini, 2.2 metrelik bir araçla 1.9m yerden nasıl geçtiklerini incelemişler. Sonuçları 650İ versiyonunu geliştirmişler.) her an üzerinizden geçmesi mümkündür.
Yukarıdaki tüm sorunlar Türkiye'nin tüm illerinde var. Ancak, Bu ne havalı korna ile, nede başka bir ses veya ışıklı cihazla çözebiliriz. Biz bu şekilde onların seviyesinde davranış sergilediğimizde halk arasında uygunsuz bir duruma düşebiliriz. Biz onlara kötü davranarak değil, kural ve nizamlar doğrultusunda çözüm arayarak sorunlarımızı çözebiliriz.
Öncelikle, bizleri rahatsız eden araçları mutlaka Trafik Polislerine bildirelim. Hemde belirli aralıklarla burada plakalarını yayınlayalım. Mümkünse fotograflarla. Güvenliğimiz için kurallara uygun davranalım. Köprü, kaldırım, yaygeçidi gibi yerlerden geçmeyelim. Unutmamalıyız, Trafikte bizlerde ARAÇ statüsündeyiz. İki tekerlek üzerinde oturan İNSANLAR değiliz. Bilinçli bir kampanyanın oluşması, basın yolu ile de destek toplanması gerek. Aksi halde korna alamayanlar, yada aynasında kendisine korna çalana aldırmadan onu tehlikeye sokan bir kamyoncunun gazabına uğrayabilir. Bu bir basit birkaç cucumberin yaptığı dengesiz davranışlar değildir. Bu bir toplum sorunudur. Kamyon otomobile, Otomobil motosiklete, Motosiklet bisiklete, bisiklet insana eğitimin veya bilincin yerleşmediği sürece hep üstünlük kurmaya çalışacaktır.
Motosiklet bir araç değil, kültürdür. Mesela, il bazındaki trafik bölge müdürlüklerinde gerekli irtibatlar kurulursa, belirli zamanlarda trafik şube müdürlüklerine bu şahısların plakalrı verilerek gerekenin yapılması sağlanabilir. Ne bileyim, mesela mototrafik müfettişleri olamaz mı aramızda?
Hepinize sevgiler, kazasız günler dilerim
***************
01-02-2007, 22:41 PM
Arkadaşlar;
Önümüzde o kadar çok örnek var ki. Hangi birisini yazabiliriz. Türkiye'de sorun güç ve kudretin ancak sahip olunan nesnelerin diğer sahipleri arasında en büyük olmasıyla sağlandığına inanan insanlar olmamızdır. Bu kışın içinize uygun bir kazak giyip, soğuk veya yağmurdan korunmak için hafif bir mont yerine bir gömlek birde yorgan gibi kabanla olayı geçiştirmekle aynı şeydir. Kaban giydiğimizde, Toplu yaşam alanlarında daha fazla yer kaplamamız, yada caddede yürürken milleti cadde dışına atmamız önemli değildir. Bizde korunma içgüdüsü=sağlam bir kaban.
Toplum içerisinde çok nadirdir, eğitimli şöför bulmanız. Çünkü bizler dahi şöförlüğün üniversitesi olur mu diye 1993 (yanlış hatırlamıyorsam) de Kütahya Tavşanlıda açılan Otobüs şöförlüğü meslek yüksek okuluna dudak büktük. Bizce araç kullanmak hele hele ticari araç kullanmak bir tür zorluk, bir acı, bir çile doldurma biçimi. Ben görmedim aracını kullanırken, fren mesafesi hesaplayan, önündeki aracın ne yapacağını satranç gibi düşünüp tahmin eden. Ben denedim, 1 saatlik yolda haşadım çıktı.
"Eee hoca.... ne demek istiyorsun?" Öncelikle eğitime önem verelim. Kaç kişi (ki ben dahil) motor eğitimi alarak motorsiklet kullanıyor? Kaldıki sürü kurslarının hali belli. Tüm kaygımız iyi bir araba kullanmak değil, ehliyet almak. Uzun süre araba kullanmayan birisi dreksiyona geçmeden önce biraz pratik yapsa, çevresi ......le güler ona.
Birbirimize şikayet ederek değil, uyararak, gerekiyorsa ihbar ederek çözebiliriz. Ama önce biz. Şu motor kullanıcılarını (sözüm meclisten dışarı) "serseri" damgasından kurtaralım. Motorsiklet 90 lı yıllara kadar kült bir kültürdü. Ya zenginin yada köylünn ulaşım aracıydı. Önce pizzacılar, sonra kuryeler. Baktılarki en çevreci araç. Sonra herkez. Bugün herhangib aracı olmayan kişilere sorun. 100 de 100'ü imkan olsa alırım der. Ama 100 de 50'si imkan olsada motor alacaktır. Hala kötü bir gözle bakılıyor motora.
Bizi birde araba kullananlara sorun. Önüme kırıyor, sağa bakmıyor, sola bakmıyor. Hızlı gidiyor, v.s. Ben kasım ayında otobanda kafa kafaya ters yönden gelen bir motorla neredeyse çarpışıyordum. Motoruz diye otobana ters girersek, kaldırımdan atlarsak, yaya yolundan geçersek, araç giremez yere girersek, üzerimize sürerler, taciz ederler. Çünkü biz görüldüğümüzde değil, toplum olarak yanlış tanınıyoruz.
Şu plakasız, güvenlik önlemsiz, sakat kullanıcıları temizlersek bizlerin haklı imajı kazanılabilir. Çıgın gibi giden doğu otobüsleri için tüm sektörü karalamak doğru değilse, bizleride karalayan plakası, ruhsatı, freni, güvenliği, kaskı, eğitimi olmayan motorculardır.
Saygılarımla
************
Dün, 20:00 PM
Türkiye'de motosikleti hazmedemeyenler, kendilerini hazmedemeyen kamyon veya otobüslerden şikayet ederler hep. Sizlerin de dediği gibi Avrupa ülkelerinde motosikletler için ayrı kanunlar, yol ve haklar tahsis etmişlerdir. Ancak Avrupa'da trafik kurallarına uymanın sebebi, kültür yapıs değil, yaptırımların çok ağır olmasından kaynaklanır. Yani Avrupa'da da insanlar, fırsatını bulduklarında kendilerinden küçük araçları hep taciz etme yoluna giderler. bizlerde trafik kurallarına uygun hareket etme isteği, trafikte diğerlerini düşünmek değil, bilakis ceza yememektir.
Bizler için önemli olan kendimizi nasıl eğiteceğimizin yolunun bulunmasıdır. Bugün arızalı motorumu onardım ve çok mutluyum. Çünkü 2 haftadır, Adana'da çılgın gibi giden, kuralları hiçe sayan dolmuş şöförlerinden bıktım. Ailemle kesinlikle binmek te istemiyorum. Çünkü aracı ya çok hızlı kullanıp canınızı tehlikeye atıyorlar, yada gereğinden fazla yavaş kullanarak, trafiği aksatıp, sizi gereksiz yere işinizden ediyorlar. 14 kişilik araca 24 kişi alarak, içeridekilerin saman balyaları gibi gitmelerine aldırmıyorlar bile. Bu sadece Adana'da değil tabi, Türkiye'nin her yerinde var.
ama onlarla konuşursanız, herkesin haklı nedenleri var. Mesela çoğu bu işi geçim sıkıntısı için yapıyorlar ve ne kadar hızlı giderlerse o kadar çok kazanacaklarını söylüyorlar. Hep diğer araçlardan şikayet ediyorlar. Motorların önlerine çıktıklarını, motorların hep kendilerini tehlikeye attıklarını savunuyorlar. Her zaman freni iyi yaptıklarını kendilerine güvenmemizi istiyorlar.
Doğrusu ne peki? doğrusu tabiki insan hayatıdır, saygıdır, anlayıştır. Bizler, aslında yaptıklarının yanlış olduğunu onlara bir şekilde anlatmak zorundayız. Tabiki önce biz inandıktan sonra. Bir şekilde sorunlarımızı ve çözüm tekniklerimizi anlatmalıyız. Çözüm önerrilerimiz, mesela tüm kamyon ve dolmışları ortadan kaldıralım şeklinde olmamalıdır tabiki. Nalıncı keseri gibi hep kendimize yontmadan, mantıklı ve gerçekçi çözümler üretmeliyiz.
***************
Dün, 21:38 PM
Aslında hepimiz araç kültürüne bisiklet ile başlamadık mı? İlk kazamız bisikletten düşmek değil miydi? arkadaşlarla bisiklet turları düzenlemeyen çocuk vasa o da bisikleti olmadığındandır.
Ancak bisiklete binmenin konsantrasyon ve dikkat istediğini bilen herkes, motosiklet kullanıcılarını hep bu kurala uymayan, dikkatli araç kullanmayan kişiler olarak görürler. Motosiklet kullanımı için kime sorarsanız "zor ve tehlikeli" olarak nitelendirirler. Çünkü sorduğunuz her kes en azından bir kere bisikletten düşmüş ve yemek takımının birkaç parçasını kırmıştır.
Motosiklet ehliyeti değil belki, ama ehliyet alırken, motordaki yakıt sistemini anlatmak değil, insan sevgisi, yasalar, saygı ve iletişim gibi dersler verilmelidir. Çünkü kimse araç sürerken "ulan şimdi 3. silindir Ü.Ö.N'ya geldi mi acaba naaapıyordur şimdi. " diye düşünmüyor. Yada, aracınız stop etti. Siz kırmızı döpiyesiniz ile motor kapağını açıp, "şunun platinini bir püfleyim" diyemezsiniz. Desenizde artık aracınızda böyle bir parça bulamazsınız. Bulsanızda sökemezsiniz v.s.
Ama saygıyı, ahlakı, kültürü, araç özelliklerini anlatabilirsiniz. O zaman "ulen benim gibi koç adam dururken, çıdırdım hatun nerdeeeee bijon anahtarını bulacak da, lastiği sökecek" muhabbetine girmez kimse. Kimse, "bıktık şu bayanlardan. Kardeşim direksiyon erkek işi, kadın işi olurmu" demez. Hemde direksiyon koskocaman bir "yuvarlak" olsada.
Acaba bizler sürücü kursları için böyle bir çalışmaya nasıl öncülük edebiliriz? Fikri olan var mı?
************
Dün, 23:41 PM
Emin ol Salton bütün sürücü kursları aynı. İçlerinden bir kaçı işi ciddiye almaya çalışıyorlarsa da müfredatlar (ders programları) ellerini kollarını bağlıyor.
İzmitte görev yaparken boş zamanlarımda Gölcük sürücü kursunda motor derslerine girdim. İnan bana bile anlatırken oldukça saçma geliyordu, dinleyen ne yapsın. Başlıyordum, "arkadaşlar, şimdi, elektronik Kontrol Ünitesi ECU, gönderdiği sinyaller sayesinde hava, yakıt karışımını......." Adam ECU ünitesi anlatılırken aklı hep Antakya Künefesine gidiyordu haliyle.
Haklı! Bu sistemi programlarken kimse aracın gaz pedalına nasıl basılması gerektiği, fren pedalının aracı hangi hallerde durduramadığını anlatmıyor, anlatamıyor. Şimdi siz insanlara fren pedalına basarsan araç durdurur derseniz, yurdum kamyon şöförü başını önüne eğer, 46 numara ve en az 2 haftadır su yüzü görmeyen, nispeten ütü tabanı formatındaki ayağına bakar ve "Leeen ben ne fren yaparım. Bastımmı döşeme çıkar evellalah. araba zank diye durur" düşüncesine kapılır. Adam eğer karşısına çıkan insan veya taşıta ançak aracına zarar verecek pozisyondaysa durma ihtiyacı hisseder. Hiçbir sürücü kursunda, sürücüye şu anlatılmaz. Yayalar, yada sizden daha küçük araçlar daima sizi bir tehlike unsuru olarak görmektedirler. Çünkü onlar sizi gördüklerinde potansiyel olarak kendilerine zarar verecek kişi olarak göreceklerdir. Lütfen siz bu düşünceyi tersine çevirin. Kaldırımdan yürümeyen birisinin araçlara kini veya gazrezi yoktur. Sadece dikkatsizdir, veya dalgındır. Lütfen siz ona uygun bir uyarı yapıp güvenle kaldırıma çıkmasını sağlayın. Bunu diyen bir sürücü kursu var mı?
Bu işi programlayanlar, yani ehliyet alabilmek için hangi bilgilere sahip olunması gerektiğini belirleyenler, sadece kendilerinin bildiklerinin doğru olduklarına inandıkları için, bu bilgilerin bilinmesini isterler. hiçbi trafik komisyonunda insan ilişkileri uzmanı yoktur. Çünkü trafik basit olarak araba kullanmaktır. Araba kullanırken kurallara uyarsanız zarar görmezsiniz. ancak kimse, sitres ve bununla mücadele etmeyi düşünmez, istemez.
Bizler yapabilir miyiz? evet. ama nasıl olacağını henüz bulamadım. Belkide, İl trafik komisyonlarında motor klüplerinden birer temsilciler olabilir. Yada motor kulüplerinin içerisinde mutlaka insan psikolojisinden anlayan birileri olabilir. Doğru temsil edilirsek, sorunlarımızı ortaya kor ve çözebiliriz. birbirimizi düşman olarak ve kısıtlama yoluna giderek değil.
****************
paylaşımın çoğalması amacıyla faydalı görüş öneri ve bilinçli yazılarınızı kopyaladım' teşekkür eder motosiklet'ci olgusu! insan olgusu! adına hayırlı yararlı olmaya devam etmenizi diler' sevgi saygılarımı iletirim....konuların birbiriyle girift olduğunu hissettim inşallah bazı arkadaşlar ne alaka demez ama kazaları aza indirmemiz önlem almamız birşeyler yapmamız yolunda böyle yazılardan görüşlerden faydalanabileceğimize inanıyorum ....