ATINI SENATÖR YAPAN İMPARATOR : CALIGULA
Caligula, iktidara geldiğinde Roma İmparatorluğu zor günler yaşıyordu. Önceki imparator Tiberius imparatorluğu Roma dışından yönetmeye çalışıyordu. Tiberius’un ölümünden sonra Caligula ve torun Tiberius iki yasal varisti. İddiaya göre Caligula torun Tiberus’u yastıkla boğdurtarak iktidara geldi. İktidara gelir gelmez ilk işi muhafızları ödüllendirmek ve onlara fazladan ödemeler yaparak güvenlik güçlerini yanına çekmek oldu. Sürgüne gönderilenleri geri çağırdı. Önceki imparatorluk döneminde vatana ihanet ile suçlananları affetti. Ağır vergilerden bunalanlara yardım etti. Serbest seçimler yeniden yapılmaya başlamış, Roma arşivleri ve yıllıkları yeniden açılmıştı.
Cinsel suçlardan mahkûm olanları imparatorluktan sürdü. İmparatorluğun her yerinde sayısı 160 binden fazla olduğu söylenen hayvanı kendi adına kestirip dağıttı. Sürekli halkı eğlendirecek oyunlar onun himayesinde düzenlendi. Gece gösterimlerinde tüm Roma aydınlatılıyor ve adeta şenlik havası yaratılıyordu. Artık halk onu çok seviyor, popülist uygulamaları geniş destek buluyordu. Aşırı savurganlığı bile kitlelere hoş geliyordu.
Bir süre sonra rahatsızlık geçirir. Kimilerine göre rahatsızlığın nedeni alkoldür, kimilerine göre ise bayılmalarının nedeni epilepsi krizleridir. Dönemi inceleyen bazı tarihçiler ise baskıyı kaldıramayarak giderek bozulan sinirlerinin onu bir tirana çevirdiğini söylerler. Nedeni tam olarak bilinmese de bilinen tek şey iyileştikten sonraki dönemde yönetim anlayışın artık değiştiğidir. En yakınları bile artık onun için şüpheli kişilerdir. Hatta iyileşir iyileşmez şüpheli şekilde kayınpederinin ölmesi şüpheyle karşılanır.
TEK ADAM OLMA HEVESİ
Tek adam olma hevesi bu kez Caligula ile Senato arasında gerginlikleri ortaya çıkarır. Sürekli Senatoya saldırmaktadır. İstediği bir resmi geçit törenini senatonun reddetmesi ilişkileri daha da gerer. Senatoya danışmadan konsülleri görevlerinden uzaklaştırır. Arabasının yanında birkaç konsülü koşturarak halkın gözü önünde küçük düşürür. Artık yeni senato kendine mutlak itaat eden kişilerden oluşmaktadır. Öylesine büyük savurganlıklar yapmaktadır ki eski imparatordan kalan 3 milyon sesterce’yi kısa sürede harcar. Para bitmeye başlayınca bu kez zenginlerin mal varlıklarına el koyma uygulaması başlar. Caligula artık kendisine tapılmasını istiyordu. Tapınaklar ona adanıyordu. Roma’da heykellerin başları koparılıyor yerlerine Caligula’nın başları yerleştiriliyordu. Caligula tanrı heykellerinin yerini almıştı ve bunlara ibadet edilmesi isteniyordu. Saçları erken yaşta dökülünce bu kez kendisine üstten bakılmasını yasaklar. Saçı gür kişileri gördüğünde saçlarını kestirir. Sarayında parfümlü yağlardan oluşan banyosu, sofrasında altın tozu karıştırılmış etler ve ekmekleri piknik için içi ağaçlarla donatılmış gemi inşa ettirmesi gece güneşin doğmasını emrederek sarayının koridorlarında dolaşması, atlara çok para harcaması dilden dile konuşulmaktadır.
ÇILGIN İMPARATOR’UN ATI
Incitatus ismi verdiği atına olan sevgisi bilinmektedir. Atı için fildişinden yemlik, mermerden bir ahır, mor battaniyeler, kıymetli taşlarla süslü bir tasma yaptırmıştır. At bazı akşamlar imparatorun sofrasına diğer davetlilerle beraber yerini almakta ve hizmetliler ata hizmet etmekteydi. Caligula, atının tüm tanrıların bir bileşimi, muhteşem ve tapınılacak bir şey olarak görmeye başlamıştı. Ama en garibi atını Senatör ilan etmek istemesi oldu. Çılgın İmparator Caligula, görevden aldığı konsülün yerine Incitatus’u atar ve bunu da ilan eder.
Evet, yanlış okumadınız, çılgın İmparator’un atını senatör ilan etmesi Türkiye’de sıkça kullanılan “ ceketimi koysam seçtiririm” sözünü anımsatmaktadır. İmparator’un at sevgisi diğer senatörlerin de at sevgisini artırır. İmparator atının evlenmesi gerektiğini düşündüğünde ona kızını vermek isteyen senatörler bile çıkar.
Hem çevresi, hem kendisi onu “Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar” bütün dünyanın en güçlüsü olarak görmektedir. Bu güçle kız kardeşini tanrıça ilan eder. Halk Caligula’nın kararını eleştirmeye, sorgulamaya cesaret edememektedir. Romalıların başta alkışladıkları imparator, “Caligula herkesi öldürür ya da öldürtür” denilen bir korku figürüne dönüşmüştür. Roma artık korku imparatorluğuna dönüşmüştür. İhtiraslarını frenleyememektedir, “her şeyin sahibi benim, her istediğimi yaparım” diyen Caligula 41 yaşındayken bir muhafız tarafından öldürülür. Dünya tarihine en çılgın imparator olarak geçer. Binlerce insanın ölümüne neden olur. Halkın kendisinden korkması konusunda sık sık “korktukları sürece bırakın benden nefret etsinler” diyerek iktidarını korkular üzerine inşa eder.
Aradan geçen yaklaşık 2000 yıla rağmen insanlığın çılgınlara yönetme yetkisi verdiği, korkunun egemen olduğu sistemlerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz. Buda bize insanlığın daha kat edecek ne kadar uzun bir yolu olduğunu göstermektedir.